Aylık arşiv: Temmuz 2008

Diş eti hastalıkları kanser habercisi..

Diş eti hastalıklarının, hem sigara içenlerde hem de içmeyenlerde yüksek kanser riski ile ilgili uyarıcı bir işaret olabileceği bildiriliyor.
Londra Imperial College’daki araştırmacılar tarafından yürütülen çalışmada, akciğer, böbrek, pankreas ve kan kanserlerine yakalanma riskinin diş eti hastalığıyla bağlantısı yüksek bulundu.

“Lancet Oncology” adlı uzmanlaşmış dergide 50 bin kişinin sağlık kayıtlarını inceleyerek araştırmanın sonuçlarını yayınlayan araştırmacı ekibin, bağışıklık sistemi zayıflığının bu tür hastalıklara neden olabileceğini belirttiği kaydediliyor.

İngiliz Diş hekimleri Derneğinin ise düzenli check-upların gerekliliğine işaret ettiği belirtiliyor.

Diş sağlığı için 10 dakika…

Ağız ve diş sağlığı için günde 10 dakika ayırmak yeterli.

Türkiye’nin ilk diş hastanesi olan İzmir Eğitim Diş Hastanesinin
Başhekimi Prof. Dr. Necmi Gökay, beslenme ve bakım bozukluğunun
dişlerin çürümesine, bunun da çene gelişimi bozukluğuna yol açtığını
söyledi.

Prof.
Dr. Gökay, son dönemde diş çürüğü şikayetlerinde artış
gözlemlediklerini, geçen yıl hastanelerinde 2 bin 400 hastaya ortodonti
tedavisi uygulandığını belirtti.

Özellikle son 3 yılda
hastanelerine gelen hasta sayısında ciddi artış meydana geldiğini
anlatan Prof. Dr. Gökay, şu bilgileri verdi:

“Beslenme ve bakım
bozukluğu çürük sayısının artmasına, bu da çene gelişiminin bozukluğuna
ve diş çapraşıklığına neden oluyor. Ağız ve diş sağlığında diş
bakımının önemi büyük. Ağız ve diş sağlığı için herkes günde 10
dakikasını dişlerine ayırmalı. Muhakkak fırçalama yapılmalı. Bunun
dışında ip kullanma ve gargara da diş bakımı için önemlidir.”

Diş fırçası ve dolgu tarihe karışıyor !

Bilimadamları sadece parlak ışık kullanarak diş plağı oluşturan bakterileri yok etmeyi başardı.
Cilt kanseri tedavisinde kullanılan prensiplerden yola çıkılarak geliştirilen bu tedavi yönteminin birkaç yıl içinde evlerde de kullanılmasına başlanabilecek. Muhtemelen diş fırçasının ucuna iliştirilecek bir minik bir lamba bu işlevi görmeye yetecek.

Leeds Diş Enstititüsü’nde bu projeyi gerçekleştiren ekip aynı zamanda vücudun yeni enamel üretmesini sağlayacak bir losyon üzerinde de çalışıyor. Bu proje başarılı olursa dişleri oymaya ve doldurmaya olan ihtiyaç azalacağı için diş bakımı ve tedavisinde büyük bir adım atılmış olacak.

Her iki projeyi de yöneten Profesör Jennifer Kirkham, ‘fotodinamik tedavi’ kullanılan ağız temizliği yöntemini şöyle anlattı: “Antibakteriyel moleküller içeren bir sıvı uygulanarak sadece plağa yol açan bakteriler bunu absorbe etmesi sağlanıyor. Daha sonra ağız içine parlak bir ışık tutulduğunda ise bu moleküller aktive oluyor ve bakterileri öldürüyor.

KANSER UYGULAMASI

Aynı tip tedavi yöntemi bazı cilt kanseri türlerinin tedavisinde de uygulanıyor. Hedef bölgeye sürülen madde önce kanserli hücrelerin içine nüfuz ettiriliyor ve sonra belli bir dalga boyundaki ışığa maruz bırakılarak kanserli hücrelerin ölmesi sağlanıyor.

Söz konusu antibakteriyel molekülün insanlar için henüz zararlı bir yan etkisi saptanmadı ama bu konudaki deneme çalışmalarına devam ediliyor.

Prof. Kirkham “Laboraturarımızda, diş plağının kontrolünde macunun ötesinde yeni ve güvenilir yollar geliştirmeye çalışıyoruz” diyor. “Bazı hastalarımızın ağız yapısı veya fiziksel engelli oluşları vb. gibi nedenlerle diş fırçasını etkin olarak kullanamadıklarını görüyoruz. Bu durumda ağız bakımı ve diş tedavisi için etkin yöntemler bulmamız gerekiyor”

Fotodinamik terapi uygulayan makinelere cihazlara sahip klinikler halihazırda mevcut. Ama buradaki asıl amaç bu yöntemin evlerde kullanılabilecek kadar pratik ve yararlı hale getirilmesi.

ONARIM SOLÜSYONU

‘Onarım solüsyonu’ ise özel bir proteinden üretiliyor. Bu protein diş üzerindeki mikroskopik delikler üzerinden yeni enamel oluşturulmasına yardımcı oluyor. Bu sıvı dişe uygulandığında deliklerden içeri süzülüyor ve delikleri tıkayacak şekilde kalsiyumu kendi üzerine çekiyor.

Prof. Kirkham’a göre en sonunda diş çürümesine yol açan zararların bu sayede yavaşlatılabileceğini, soğuk ve sıcak içeceklere karşı oluşan irkilme hissinin de azaltılacağını düşünüyor. Bu solüsyon elbette dişhekimine olan ihtiyacı ortadan kaldırmayacak. Çürük oluşmuşsa onun temizlenmesi ve klasik tedavi yöntemlerinin uygulanması devam edecek.

Önümüzdeki yıllarda uygulanmaya başlanması düşünülen bu yöntemle dişlerin daha uzun süre dayanması ve daha az tedaviye ihtiyaç duyulması gibi uzun vadeli yaralar hedefleniyor.