DİŞ HEKİMLİĞİNDE AZOT PROTOKSİT UYGULAMASI VE BİLİNÇLİ SEDASYON

Posted by: admin  :  Category: Diş Hekimleri İçin..., Ferah Nefes ve Ötesi.., Sıkça Sorulan Sorular.

azotprotoksit DİŞ HEKİMLİĞİNDE AZOT PROTOKSİT UYGULAMASI VE BİLİNÇLİ SEDASYON
Birçok hasta diş tedavilerini, diş hekimi korkusu yüzünden ertelemekte ve ya tedavilerini yarım bırakmaktadır. Diş hekimliği sürekli değişim gösteren bir alandır. Azot protoksit / oksijen ( NH 2 / O 2 ) uygulamasının diş hekimliğinde kullanımı, lokal anestezinin icadı ve ya fluoridin diş çürüklerini önlemedeki etkisinin ispatı kadar önemli bir buluştur. Azot protoksit/ oksijen uygulaması tüm dünyada güvenirliliği ispatlanmış bir 
“ Bilinçli sedasyon” yöntemidir.

Bilinçli sedasyon, bilincin açık olduğu ve sözlü uyaranlara cevap verebilir durumda iken korku ve endişenin ortadan kalktığı rahatlama durumu olarak tarif edilebilir. Ayrıca, bütün hayati fonksiyonlar stabil ve nefes alma / yutkunma gibi koruyucu refleksler baskılanmamıştır. Bilinçli sedasyon özellikle diş tedavi fobisi taşıyan yetişkin bireylerde ve özellikle de kooperasyon zorluğu çekilen çocuklarda istenilen bir durumdur. 
Piyasada korku / endişe azaltıcı ( anksiyolitik ) birçok farmokolojik ajan bulunsa da ( NH 2 / O 2 ) uygulaması azot protoksitin eşsiz bazı özelliklerinden dolayı en güvenilir olanıdır. Azot protoksit, renksiz ve gerçekte kokusuz olan fakat solunduğunda sakinleştirici ve hoş kokulu bir etki yaratan gazdır. Fazla solunduğunda güldürücü etkisi olmasından dolayı piyasada “ güldürücü gaz” olarak da bilinmektedir. Solunum sistemini minumum oranda etkileyerek, kişide kendine güvenin artmasına 
( öfori ) neden olur. Azot protoksit kanda düşük çözünürlüğe sahiptir.Bu düşük çözünürlük, çok hızlı bir şekilde akciğerde absorbe edilmesine ve diğer dokulara hızlı bir şekilde ulaşmasını sağlar. Bu etki mekanizması vücuttan atılırken de aynı hızla gerçekleşmektedir. Sedatif etkinin görülmesi gazın solunmasını takip eden birkaç dakika içinde ortaya çıkarken, etkinin kaybolması da aynı şekilde gazın solunması kesildikten sadece birkaç dakika sonra gerçekleşir. Azot protoksitin sadece % 0.0004’lük bir miktarı vücut tarafından metabolize edilmekte ve geri kalanı vücuttan dışarı atılmaktadır. Yapılan çalışmalar azot protoksitin çocuklarda erişkinlerden daha hızlı meydana geldiğini ispatlamıştır. 

Hipoksiye neden olma ihtimali göz önünde bulundurularak mutlaka işlemden sonra 3-5 dakika % 100 oksijen verilmesinde büyük fayda vardır. Azot protoksitin kardiyovasküler sistem üzerine minumum etkisi olduğundan serebrovasküler sorunu olan kişilerde de kullanımı son derece güvenlidir.

Azot protoksit / oksijen inhalasyonunun hedefleri

1) Endişe ve korkuyu ortadan kaldırmak ve ye baş edilebilir seviyeye indirmek
2) Çocukların diş tedavileri sırasında yaptıkları aşırı el/kol hareketlerini azaltmak
3) İletişimi ve kooperasyonu arttırmak
4) Uzun randevu seanslarına karşı toleransı arttırmak
5) Bulantı / kusma refleksinin azaltmak
6) Diğer sedatif ilaçların etkisini arttırmak
7) Fiziksel ve zihinsel engelli bireylerin diş tedavilerine yardımcı olmak

Azot protoksit / oksijen inhalasyonunun avantajları

1) Dozun ayarlanabilir olması
2) Hızlı etki hızlı eliminasyon
3) Sedasyon süresinin ayarlanabilir olması
4) Hastanın uygulama sonrası kendine çabuk gelmesi
5) Refakatçi gerekmeden muananeden ayrılabilme
6) Günlük işlerin devamında bir kısıtlama olmaması

Azot protoksit / oksijen inhalasyonunun dezavantajları 

1) Kullanımı öncesi ve sırasında psikolojik telkine devam edilme zorunluluğu
2) Ön dişlerde burun maskesinin engellemesinden dolayı lokal anestezi yapma zorluğu
3) Ekstra maliyet getirmesi
4) Mutlaka burundan nefes alma gerekliliği
5) Muayenehane ortamında birikmesine bağlı muayenehane personelinde sağlık sorunları

Diş Çürüğü ve Tedavisi

Posted by: admin  :  Category: Sıkça Sorulan Sorular.

güzel diş Diş Çürüğü ve Tedavisi

Bu yazının amacı: Diş çürüğü ve tedavisi konusunda hasta ve hasta yakınlarının

bilgilendirilmesi ve diş çürüğü oluşumunun önlenmesidir.

Read more…

Bayramda Şeker’e DİKKAT !

Posted by: admin  :  Category: Ferah Nefes ve Ötesi.., Sıkça Sorulan Sorular.

diş ağrısı sızlaması1 150x150 Bayramda Şekere DİKKAT !

Ramazan Bayramı diğer adıyla Şeker Bayramı olarak anılır.Yakınlarımızla buluştuğumuz bu anların tatlılığını damağımızda hissetmek ve hissettirmek adına Bayram ziyaretlerinde ikram edilen şekerlemeler kısa bir zaman dilimi içerisinde ağız içerisinde yoğun glukoz bombardımanı oluştur. Glukozu metabolize eden bakterilerin ağız içerisinde asit miktarını arttırarak diş çürüme süreci hız kazanmaktadır.İşte bu yüzdendir ki Bayramlarda Şekeri sıklıkla yiyen bireyler Bayram ertesi soluğu Dişhekimlerinde almaktadır.Mevcut sağlıklı tüm yapıları tehdit eden bu durum ağız içerisinde çürüğü olanlarda ağrılı durumlar oluşturmaktadır.

Adana Ağız Diş Sağlığı Merkezinde görev yapan Dişhekimi Yaşar Çınar NAR Bayramdan hemen sonra bu şikayetlerin ciddi anlamda arttığını diş çekimi ile sonuçlanabilecek diş apseleri oluşabildiğini söylemiş ve şu önerilerde bulunmuştur ;

seker bayrami1 150x150 Bayramda Şekere DİKKAT !

NE YAPMALI ? 

İkramlardan Az Alın !

Öncelikle yakınlarımıza hasret kaldığımız Bayram ziyaretlerinde ikram edilen şekerlemelerden bir sonraki misafirlikte de ikram edileceğini düşünerek kararında tüketmek birim zamanda alınan glukoz yoğunluğunu azaltacağından,  ağız içerisindeki bakteri faliyeti sonucu ortaya çıkan asit miktarını da azaltır, diş çürüğü ve ağrısı riski buna bağlı olarak, haliyle azalır.

Bol Su İçin !

Sindirim ağızda başlar, sindirimin kimyasal adı hidrolizdir, hidroliz içinde bol su tüketmek gerekir.Başka bir deyişle bol su tüketerek yenen Bayram Şekerlemeleri kimyasal açıdan ağızda daha iyi sindirilecektir.

Hemen Dişleri Fırçalamayın !

Şekerlemeleri yedikten hemen sonra asla dişleri fırçalamayın.En çok yapılan hata budur. Özellikle anneler çocuklarında bu yanlışı çok yaparlar.Diş fırçalama şeker yedikten hemen sonra yapılacak olursa glukozu dişe iyice yapıştırır ve çürümeyi arttırır bunun  yerine bol su için, yada şekerleme üzerine meyve yiyin.

Sabah, Öğlen, Akşam Diş Fırçalayın !

Normal şartlarda akşam yatmadan hemen önce, sabah kahvaltıdan sonra etkin yapılan diş fırçalama günlük olarak yeterlidir.Ancak Bayramlarda buna Öğle arasını da eklemek faydalı bir önlem olacaktır.

Akşam Yatmadan Önce Diş İpi ve Gargara Kullanın !

Akşam uykularında ağız savunması en alt seviyeye düşer.Buna destek olmak için yatmadan hemen önce yapılan diş fırçalamasına ilave olarak diş ipi ile diş aralarının temizlenmesi ve uygun bir florlu ağız gargarası ile ağız temizliği yapılması diş dokularını korumada bünyenize vereceğiniz iyi bir destek olacaktır.

Posalı Yiyecekler Tüketin !

Yaz mevsimin de hemen her evde bulunabilecek meyveler (kayısı, şeftali, elma, karpuz, üzüm, armut, çilek, muz)  şekerlemelere alternatif olarak tüketilebilir bu sayede ağızda başlayan sindirim hız kazanır ve alınan glukozlar ağızda hızlıca sindirilir ve zararlı etkilerinden korunulmuş olur.

Bol Sakız Çiğneyin !

Piyasada glukoz içermeyen ağız ferahlığı veren çeşitli markada sakızlar bulunmaktadır.Bolca sakız çiğneyin, ağız içi sıvılarınızı bu sayede artar ve dişler bu sıvılar ile yıkanarak (lubirikasyon) üzerindeki glukoz yıkımı azalır.Bu sayede hem nefesiniz tazelenir hem de diş çürüklerinden kurtulursunuz, birşeye dikkatinizi çekerim Dişhekimleri sürekli sakız çiğner bunun sebebi ağız temizliği içindir unutmayın.

Herşeye Rağmen Ağrınız Olursa !

Daha önce ağzında çürükeri bulunanlar tüm bu önlemlere rağmen diş ağrısı çekebilirler bu durumda en yakın Sağlık Kuruluşuna mutlaka başvurun, kendinizce ağrı kesici yada antibiotik türü ilaçlar içmeyin.Bayram Şekerleri yüzünden dişlerin de ağrılar hissetmeye başlayanlar Bayram ertesi mutlaka tedavilerini yaptırmalıdır aksi halde bu çürükler sinsice büyüyebilir.

Şeker tadında tatlı bir Bayram tatili geçirmeniz dileği ile…Sağlıklı Dişler, Mutlu Gülüşler…!

Dişhekimi Yaşar Çınar NAR

Adana Ticaret Odası Diş Tedavi Merkezi

28.Ağustos .2011

 

Amerikada Dişhekimliği Eğitimi.

Posted by: admin  :  Category: Diş Hekimleri İçin..., Ferah Nefes ve Ötesi.., Sıkça Sorulan Sorular.


ada1 150x150 Amerikada Dişhekimliği Eğitimi.american flag Amerikada Dişhekimliği Eğitimi.

 

 

Lisans DiplomasıABD’de diş hekimliği lisansüstü öğrenimi, genellikle dört yıllık lisans eğitiminden sonra başlar. Çoğu öğrenci, diş hekimliği okuluna girmeden önce lisans ya da yüksek lisans diploması alır.

Read more…

Ağız ve Diş Bakımıyla İlgili 30 Şehir Efsanesi !..

Posted by: yasarcinarnar  :  Category: Ferah Nefes ve Ötesi.., Sıkça Sorulan Sorular.

rsm 20081108224057 buyuk Ağız ve Diş Bakımıyla İlgili 30 Şehir Efsanesi !..

Bazı protez kullanan hastalar protezlerini çamaşır suyuna koyar, bazıları  ağrıyı keser diye dişe rakı, tütün,tuz,aspirin yada ağrı kesici ilaçlardan (Novaljin,Apranax,Majezik)  basar.

En önemlisi de son dakikaya kadar diş doktoruna gitmek düşünülmez.

DİŞ BAKIMINDA YAPILAN 30 HATA NELERDİR ?

Dişler kahvaltıdan önce mi fırçalanır?

Diş fırçası ve macun ıslatılmalı mı?

Sert fırça dişleri daha mı iyi temizler?

Süt dişleri nasılsa çıkar, dolgu gereksiz mi?

Her hamilelik bir diş götürür mü?

Çarpık dişler ve çürükler kader mi?

Rakı ve tütün basmak diş ağrısını keser mi?

Diş etlerinin kanaması sağlığın kanıtı mı?

Adana Ağız Diş Sağlığı Doktorlarından Dişhekimi Yaşar Çınar NAR, ağız ve diş sağlığı bakımı konusunda sıkça yapılan hataları ve toplum belleğinde  yerleşmiş yanlış inanışları açıklıyor.

Read more…

Biyokimyasal Normal Değerler.

Posted by: yasarcinarnar  :  Category: Diş Hekimleri İçin..., Ferah Nefes ve Ötesi.., Sıkça Sorulan Sorular.

Aşağıdaki tablolarda insan vücudu ile ilgili biyokimyasal normal değer aralıkları tanımlanmıştır.Ayrıca dışardan almak zorunda olunan vitaminler ve özellikleri hangi besinlerde bulunduğu ve insan vucudu savunma sisteminin temel biyokimyasal yapıtaşları açıklanmıştır.

Yazılı bilgilerin yararlı olması dileğiyle. Read more…

Ağız Boşluğu Nedir ?

Posted by: yasarcinarnar  :  Category: Sıkça Sorulan Sorular.

 Ağız Boşluğu Nedir ?

Ağız boşluğu, sindirim sisteminin birinci bölümü olup dudaklar, yanaklar, sert ve yumuşak damakla dilin sınırladığı bir boşluktur. Ağız boşluğunun giriş kapısı, dudakların çevrelediği açıklık (ağız), çıkış kapısı ise yutağa açılan, tepesinde küçük dil sallanan darlıktır. Ağız boşluğunun yüzeyi sümüksel bir gömlekle kaplanmıştır.

Dişlerin görevi yiyecek maddelerini kesmek, parçalamak, ezmek ve öğütmektir. Dişlerin konuşmada da büyük rolleri vardır. Bir diş kök, kron ve boyuncuk olmak üzere üç bölümden oluşmuştur. Diş kronunun üzeri diş minesi adı verilen çok sert bir maddeyle kaplıdır. Diş boyuncuğu ile kökü de mineye göre daha sarımsı renkli ve kemiğe benzer bir dokuyla kaplıdır. Bu örtü sement tabakası adını alır. Mine ve sement tabakalarının altında dişin esas yapısını oluşturan dentin tabakası , dişin kron bölümünde içinde damar ve sinirlerin bulunduğu ve diş özü adı verilen bir yapının yer aldığı diş boşluğu,’ diş köklerinin ortasında çok ince bir diş kökü kanalı vardır. Kan damarları ve sinirler, kök uçlarında bulunan diş ucu deliğinden girerek diş boşluğuna ulaşırlar. Dişler köpekdişleri, azıdişleri ve kesiciler olmak üzere üç türdür. Azıdişleri de büyük ve küçük azıdişleri olarak iki tiptir. İnsanın ağzında alt ve üstçenede 16′şar olmak üzere 32 adet diş vardır. Üst ve altçenelerdeki dişler de sağlı sollu 8′er adettir. Çocuk doğduktan 6-7 ay sonra dişleri çıkmaya başlar ve iki yaşına kadar dişlenme tamamlanır. Sütdişi adı verilen bu dişler geçicidir ve 20 tanedir. Çocuklar bu dişleri çoğunlukla yedi yaşına kadar taşırlar ve yedi yaşından itibaren bu dişler kök uçlarında bulunan asıl diş taslaklarının oluşmasıyla itilir ve atılır. Sütdişlerinin dökülmesi genellikle 11 yaşına doğru tamamlanır. Dökülme sırasında dökülen dişlerin yerine hem 20 diş, hem de bunlara ek olarak her çenede 4′er tane fazla diş çıkar. Böylece 11-18 yaşlarındaki bir çocuğun dişlerinin sayısı 28′i bulur. Genel olarak 20 ya da daha sonraki yaşlarda alt ve üstçenenin en sonlarındaki akıldişi adı verilen 4 azıdişi daha çıkar ve böylece insan ağzındaki dişlerinin sayısı 32′yi bulur.

Dil, üzeri epitel dokuyla kaplı, kastan yapılmış ve ağız boşluğunda ön bölümü serbest olan tat alma organıdır. Dilin ucu, kenarları ve arka bölümleri tada karşı en duyarlı olan bölgelerdir. Dilin üst yüzeyi ipliksi memecikler adı verilen birçok kabarcıklarla örtülmüştür. İpliksi memecikler arasında şapkalı mantar görünümünde olan mantarsı tat memecikleri, dilin dip tarafında ise 8-12 daha büyükçe çanaksı tat memecikleri bulunmaktadır. İpliksi memecikler dokunum, mantarsı memecikler tat duyusu görevini yaparlar. Çanaksı tat memecikleri ise, en önemli tat alma yapıları olan çok küçük ve yuvarlak tat keseciklerini taşırlar. Tat keseciklerinin uçlarında tat duyusu hücreleriyle destek hücreleri yer almıştır. Tat hücreleri sinirlerle beyine bağlantılıdır. Tat hücrelerinde olan uyartı sinirlerle beyine ulaşır ve orada tat duyusu halinde algılanır.

Tükürük, yapısındaki pityalin enzimi aracılığıyla nişastayı şeker ve suya yıkarak maltoza (arpa şekeri) dönüştüren bir salgıdır. Tükürük, kulak, çene ve dilaltı tükürük bezleri tarafından salgılanır. Tükürük salgısı bu bezlerin kanalları ile ağız boşluğuna verilir. Tükürük bezlerinin en büyüğü olan parotis (kulak altı tükürük bezi) salgısını, son ikinci azıdişin karşısına açılan küçük bir kanalla ağız boşluğuna verir. Çene ve dilaltı tükürük bezlerinin salgıları ise küçük kanallarla dil altına dökülür. Tükürük salgısı, ağız içi ve yemek borusunun iç yüzeylerini kayganlaştırıpyutmayı kolaylaştırır.

Yutma, yutkunma hareketiyle oluşan bir işlemdir. Yutma sırasında soluk alışverişi durur, genzin yutağa açılan bölümü yumuşak damak tarafından kapanır.

Gırtlak yutma sırasında yukarı kalkar ve gırtlak üzerinde bulunan gırtlak kapağı dilin köküne dayanır. Kapağın bu şekilde ileri itilmesi sonucu soluk borusuna giden gırtlak yolu kapanmış olur.

Diş Çürüğü Nedir ?

Posted by: yasarcinarnar  :  Category: Sıkça Sorulan Sorular.
Image:Toothdecay Diş Çürüğü Nedir ?
Diş çürüğü nedir?

Diş çürükleri daha çok koyu renklenmelerle birlikte görülen oyuklar olarak algılanmaktadır. Önlenebilir bir hastalık olmasına karşın dünyada diş çürüğü deneyimi yaşamayan çok az insan vardır.

Dişler neden çürür?

Ağızda bulunan bakterilerden oluşan bakteri plağı, şekerli ve unlu yiyeceklerin ağızda kalan artıklarından asit oluşturabilmektedir. Bu asitler, dişlerin mineral dokusunu çözerek dişin minesinin bozulmasına ve sonuçta da diş çürüğünün başlamasına ve diş hekimlerinin kavite dedikleri oyuklara neden olmaktadır.

Kimlerde daha çok çürük olur?

Şekerli ve unlu yiyeceklerle bakterilerin buluşması sonucunda çürükler oluştuğuna göre herkes için bir tehlike var demektir. Ancak beslenmelerinde karbonhidratlı ve şekerli yiyeceklerin oranı çok yüksek olanlar birde suların florür oranı çok düşükse çok daha fazla çürük tehlikesi altındadır. Bakteri plağı tarafından oluşturulan asite karşı tükürük doğal bir savunma mekanizması oluştursa da tek başına çürüğü önleyemez. Tükürük akışını ve miktarını azaltan hastalıklar ya da ilaçlarda çürük oluşumunu hızlandırmaktadırlar. Bu nedenle de diş hekimleri tükürük akışını artırdığı için şekersiz sakızları sıklıkla önerirler.

Diş çürüğü önlenebilir mi?

Evet :

1. Sabah kahvaltısından sonra ve akşam yatmadan önce dişlerin fırçalanması ve her gün diş ipinin düzenli kullanılması en etkili yoldur. Yiyecek arttıkları en çok dişlerin çiğneme yüzeylerindeki girintilerde ve dişlerin birbirine değdiği ara yüzeylerde biriktiği için, diş fırçaları küçük başlı seçilmelidir. Dişlerin iç yüzeyleri, dış yüzeyleri, çiğneyici yüzleri ve dilin üstü fırçalanmalı ve ara yüzlerde diş ipliği kullanılmalıdır. Fırçalar, orta derecede sert yada yumuşak kıllı olmalı ve belirli aralıklarda değiştirilmelidir. Fırça kıllarının aşınmamış olması ve bakteri taşımayacak bir şekilde muhafaza edilmesi gerekmektedir. Asla başkasının diş fırçası kullanılmamalıdır. Diş fırçalama sırasında florürlü bir diş macunu kullanılarak, florürün diş çürüğünü önlemedeki rolünden yararlanılmalıdır. Florürlü macunlara yardımcı olarak aynı zamanda ağız kokusunu gidererek ferahlık ve temizlik hissi veren florürlü gargaralar da kullanılabilir.

2. şekerli yiyecekleri ana öğünlerde tüketmeye çalışmak ve yemek aralarında bir şey yememeye gayret etmek de diğer bir önlemdir.

3. diş hekimine muntazam aralıklarla başvurmak bir çürüğü önlemek ya da erken yakalamada en iyi yoldur. Ayrıca sıcak ve soğuğa duyarlı dişler ya da ağrılı dişlerde veya tebeşirimsi renkte olan başlangıç çürükleri, kahverengi renklemeler ve oyuklar gibi durumlarda vakit geçirilmeden hekime başvurulması tedavinin şeklini değiştirecek ve zorluğunu azaltacaktır.

Diş çürüğü eskiye oranla daha fazla mı görülüyor?

Evet ve maalesef. Özellikle bizim gibi gelişmekte olan ülkelerde diş çürüğüne eskiye oranla daha sık rastlanıyor. Bunun nedeni beslenme alışkanlıklarının değişmesidir. Eski insanlar sert gıdalarla beslendikleri için doğal yollarla dişlerde bir temizlik sağlanırdı. Günümüzde hazır gıda endüstrisinin gelişmesiyle birlikte bu tür gıdaların tüketimi de arttı. Bisküvi, şeker, çikolata, kola gibi her an elimizin altında olan bu gıda maddeleri dişlerin üzerine yapışıp kalan ve asit oluşturan maddeler oldukları için günümüzde diş çürüğü artışının başlıca sorumluları olarak kabul ediliyorlar.

Çürük oluşumunu nasıl önleyebilirim?

1. Florlu bir diş macunu ile dişler fırçalanmalıdır.

2. Dişlerinizin arayüzleri için dişipi veya diğer arayüz araçlarından faydalanınız.

3. Dengeli beslenmeye dikkat edilmeli ve abur cubur yiyeceklere bir sınır konulmalıdır.

4. Dişlerinizi çürüğe karşı daha dayanıklı hale getiren uygulamalardan “florlama” ve “fissür örtücüler” hakkında dişhekiminize danışınız.

5. Profesyonel diş temizliği ve ağız muayeneniz için düzenli olarak dişhekiminizi ziyaret etmelisiniz.

Hasta Soruları !

Posted by: yasarcinarnar  :  Category: Sıkça Sorulan Sorular.

Hastalar tarafından sıkça sorulan sorular ve CEVAPLARININ yazılacağı sayfa olacaktır.