<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Ferah Nefes</title>
	<atom:link href="http://www.ferahnefes.com/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.ferahnefes.com</link>
	<description>Ağız Diş Sağlığı &#38; Bakımı</description>
	<lastBuildDate>Mon, 24 May 2010 19:44:12 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	
		<item>
		<title>ANTİBİYOTİKLERİN SINIFLANDIRILMASI !</title>
		<link>http://www.ferahnefes.com/antibiyotiklerin-siniflandirilmasi-ve-ozellikleri</link>
		<comments>http://www.ferahnefes.com/antibiyotiklerin-siniflandirilmasi-ve-ozellikleri#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 24 May 2010 19:14:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>yasarcinarnar</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ferah Nefes ve Ötesi..]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ferahnefes.com/?p=213</guid>
		<description><![CDATA[ANTİBİYOTİKLERİN SINIFLANDIRILMASI VE SINIF ÖZELLİKLERİ   BETA LAKTAM ANTİBİYOTİKLER Molekülünün antibakteriyel etkisinden sorumlu çekirdek kısmında b-laktam halkası içeren antibiyotiklere b-laktam antibiyotikler veya kısaca b-laktamlar adı verilir. b-laktam halkası biri azot, üçü karbon olan 4 üyeli doymuş bir halkadır. b-laktam antibiyotiklerin 5 grubu şunlardır; 1-Penisilinler, 2-Sefalosporinler, 3-Karbapenemler, 4-Monobaktamlar, 5-b-laktamaz inhibitörleri (klavamlar).   PENİSİLİNLER Penisilinler, güçlü bakterisid [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p dir="ltr">ANTİBİYOTİKLERİN SINIFLANDIRILMASI VE SINIF ÖZELLİKLERİ <a name="_Toc496096429"></a></p>
<p dir="ltr"> <img class="aligncenter" src="http://www.dishekimi.com/02_sendbinary.aspx?path=/images/advert/33/633941448700980000.jpg&amp;height=305&amp;widthh=307" alt="" width="307" height="305" /></p>
<p dir="ltr">BETA LAKTAM ANTİBİYOTİKLER</p>
<p dir="ltr">Molekülünün antibakteriyel etkisinden sorumlu çekirdek kısmında b-laktam halkası içeren antibiyotiklere b-laktam antibiyotikler veya kısaca b-laktamlar adı verilir. b-laktam halkası biri azot, üçü karbon olan 4 üyeli doymuş bir halkadır. b-laktam antibiyotiklerin 5 grubu şunlardır; 1-Penisilinler, 2-Sefalosporinler, 3-Karbapenemler, 4-Monobaktamlar, 5-b-laktamaz inhibitörleri (klavamlar). <a name="_Toc496096430"></a></p>
<p dir="ltr"><span id="more-213"></span></p>
<p dir="ltr"> </p>
<h2 dir="ltr">PENİSİLİNLER</h2>
<p dir="ltr">Penisilinler, güçlü bakterisid etkileri yanında toksisiteleri nisbeten düşük olan ve sık kullanılan doğal ve yarı sentetik antibiyotiklerdir. İlk olarak 1929&#8242;da Fleming tarafından doğal penisilin bulunmuş ve ilerleyen zaman içerisinde doğal penisilinlerin çeşitli sakıncalarını düzelten yarı sentetik penisilinler geliştirilmiştir. Yarı sentetik penisilinler ya doğal penisilinin yapısının kimyasal manüplasyonlarla değiştirilmesi yada çoğu zaman olduğu gibi penisilin molekülünde ana iskeleti oluşturan 6-aminopenisilanik asid&#8217;e uygun bir yan zincir eklenmesi ile elde edilirler.</p>
<p dir="ltr">Penisilinler, duyarlı bakterilerin murain&#8217;den oluşan hücre duvarını etkileyerek bakterisid etki gösterirler.</p>
<p dir="ltr">Penisilinlere karşı rezistans kazanılması şu mekanizmalar ile olur;</p>
<p dir="ltr">1-Periplazmik aralıkta yerleşmiş olan veya buradan hücre dışına salgılanan b-laktamaz enzimleri tarafından penisilinlerin, b-laktam halkalarının açılmasıyla inaktivasyonları,</p>
<p dir="ltr">2-Transpeptidazların ve bakteri çeperindeki diğer penisilin bağlayan proteinlerin ilaca karşı afinitesinin azalması,</p>
<p dir="ltr">3-Hücre çeperinin permiabilitesinin azalması sonucu ilacın bakteri çeperindeki periplazmik aralığa girmesinin zorlaşması.</p>
<p dir="ltr">Penisilin türleri;</p>
<p dir="ltr">1-Penisilin-G ve depo türevleri,</p>
<p dir="ltr">2-Aside dayanıklı penisilinler</p>
<p dir="ltr">-Penisilin-V (fenoksimetilpenisilin),</p>
<p dir="ltr">-Azidosilin</p>
<p dir="ltr">3-ß-laktamazlara (penisilinazlara) dayanıklı penisilinler</p>
<p dir="ltr">-Metisilin</p>
<p dir="ltr">-Nafsilin</p>
<p dir="ltr">-İzoksazolil penisilinler</p>
<p dir="ltr">oOksasilin, Kloksasin, Dikloksasilin, Flukloksasilin</p>
<p dir="ltr">4-Genişçe spektrumlu penisiller,</p>
<p dir="ltr">-Ampisilin</p>
<p dir="ltr">-Amoksisilin,</p>
<p dir="ltr">-Bakampisilin</p>
<p dir="ltr">5-Geniş spektrumlu penisilinler (antipsödomonal penisilin)</p>
<p dir="ltr">-Karboksipenisinilinler</p>
<p dir="ltr">oKarbenisilin, Tikarsilin</p>
<p dir="ltr">-Asilüreidopenisilinler</p>
<p dir="ltr">oAzlosilin, Mezlosilin, Piperasilin</p>
<p dir="ltr">6-Diğer penisilinler</p>
<p dir="ltr">-Amidinopenisilinler</p>
<p dir="ltr">- ß laktamaz inhibitörleri + penisilin kombinasyonları</p>
<p dir="ltr">oAmoksisilin+klavulanik asid</p>
<p dir="ltr">oAmpisilin+sulbaktam</p>
<p dir="ltr">oTikarsilin+potasyum klavulanat <a name="_Toc496096431"></a></p>
<h2 dir="ltr">SEFALOSPORİNLER</h2>
<p dir="ltr">Kimyasal yapıları bakımından ve antibakteriyal etki mekanizmaları yönünden penisilinlere benzerler. Sefalosporinlerin ana çekirdeğini sefem türevi olan 7-aminosefalosporanik asid oluşturur.</p>
<p dir="ltr">Sefalosporinler kronolojik esasa dayanan ve antibakteriyel spektrumdaki gelişmeyi yansıtması yönünden pratik değeri olan bir sınıflandırma şekline göre üç kuşak halinde sınıflandırılırlar. 1.kuşaktan 3.kuşağa, Gram (+) etkinlik azalır, Gram (-) etkinlik artar. Sınıflandırılmış sefalosporinler ve veriliş yolları 1.kuşak 2.kuşak 3.kuşak Sefaleksin Pivsefaleksin Sefaloglisin Sefadroksil Sefalotin Sefazolin Sefradin PO<br />
PO<br />
PO<br />
PO<br />
İV, İM<br />
İV, İM<br />
PO,İM Sefoksitin Sefamandol Sefotetan Sefuroksim Sefuroksim aks.<br />
Sefprozil Sefaklor İV, İM<br />
İV, İM<br />
İV, İM<br />
İM, İV<br />
PO<br />
PO<br />
PO Seftriakson<br />
Sefiksim<br />
Sefoperazon<br />
Sefpodoksim<br />
Seftazidim<br />
Sefotaksim<br />
Seftizoksim İV, İM<br />
PO<br />
İV, İM<br />
İV,İM<br />
İV,İM<br />
İV,İM<br />
İV,İM Sefroksadin PO Moksalaktam İV,İM Sefatrizin PO Sefsulodin İV <a name="_Toc496096432">İMİPENEM</a></p>
<p dir="ltr"> </p>
<h2><a name="_Toc496096432">İMİPENEM</a></h2>
<p dir="ltr">Klinik kullanıma ilk giren karbapenem türevi antibiyotiktir. Penisilin ve sefalosporinlere rezistan bakteri türlerininçoğuna karşı etkilidir. Antibakteriyel spektrumu daha geniştir. Bu bakımdan 3. kuşak sefalosporinlere üstünlük gösterir. Halen mevcut b-laktam antibiyotiklerin en geniş spektrumlusudur. İV yolla kullanılır. <a name="_Toc496096433"></a></p>
<h2 dir="ltr">AZTREONAM</h2>
<p dir="ltr">Antibakteriyel tedaviye ilk giren monobaktam ilaçtır. Tamamıyla sentetiktir. Nispeten dar spektrumludur. Gram (-) bakteri enfeksiyonlarında aminoglikozidler yerine kullanılabilir. İM yada İV yoldan verilir. <a name="_Toc496096434"></a></p>
<h2 dir="ltr">MAKROLİD ANTİBİYOTİKLER</h2>
<p dir="ltr">ERİTROMİSİN</p>
<p dir="ltr">Bakterilerin, ribozomlarının 50 S alt birimlerine bağlanarak aynı yere t-RNA molekülünün bağlanmasını ve peptid zincirinin uzamasını önler. Böylece bakteri hücresinde protein sentezini engeller. Dar spektrumlu antibiyotiktir. Eritomisinin antibakteriyel spektrumu penisilin G&#8217;ninkine benzer. Gram (+) kok ve basillere karşı güçlü etkinlik gösterir.</p>
<p dir="ltr">ROKSİTROMİSİN</p>
<p dir="ltr">Eritromisinin daha lipofilik olan ve 16 üyeli lakton halkası içeren eter oksim türevidir. Antibakteriyel spektrumu eritromisininki gibidir. Mide asidine dayanıklıdır. Oral biyoyararlanımı eritromisinden 2 kat fazladır. Adenoid dokularda plazmadakinden yüksek konsantrasyonlarda toplanır. Bu dozda verildiğinde plazmada oluşan konsantrasyon 6&#215;500 mg. dozunda verilen baz eritromisininkinden daha yüksektir. Yemekten en az 30 dakika önce alınması biyoyararlanımının azalmasını engeller.</p>
<p dir="ltr">KLARİTROMİSİN</p>
<p dir="ltr">Roksitromisin gibi aside dayanıklı ve uzun etkili bir eritromisin türevidir. Antibakteriyel spekturumu, eritromisininki gibidir. Minimal inhibitör konsantrasyon değeri eritromisininkinin yarısı kadardır. Adenoid dokularda, akciğerde ve fagositik hücrelerde serumdaki düzeyinin hayli üstündeki konsantrasyonlarda toplanır.</p>
<p dir="ltr">AZİTROMİSİN</p>
<p dir="ltr">15 üyeli lakton halkası içerir. Antibakteriyel spektrumu eritromisine benzer. Mide asidine dayanıklıdır. Süspansiyon formunun emilimi besinlerle etkilenir, bundan dolayı yemeklerden en az 1 saat önce alınmalıdır.</p>
<p dir="ltr">Diğer Makrolid Antibiyotikler</p>
<p dir="ltr">· Troleandomisin</p>
<p dir="ltr">· Rozaromisin</p>
<p dir="ltr">· Spiramisin <a name="_Toc496096435"></a></p>
<h2 dir="ltr">LİNKOZAMİDLER</h2>
<p dir="ltr">Bu grupta, linkomisin ve klindamisin bulunur. Linkomisin, doğal antibiyotiktir. Klindamisin ise, linkomisin molekülünde bir hidroksil grubu yerine bir klor atomunun sokulması ile elde edilen yarı-sentetik bir antibiyotiktir. Yapılarındaki bu ufak değişikliğe rağmen farmakokinetik ve farmakolojik özelliklerinde belirgin farklılığa neden olur. Klindamisin barsaktan daha kolay emilmesi, antibaktariyel etkinliğinin daha güçlü olması ve daha az toksik olması nedeni ile linkomisine üstünlük gösterir. Klindamisin, eritromisine oranla daha toksik bir antibiyotiktir.</p>
<p dir="ltr">Linkozamidler bakterilerin 50 S ribozomal alt birimlere bağlanmak suretiyle protein sentezini inhibe ederek bakteriostatik etkinlik gösterir. Dar spektrumludurlar. Esas olarak, gram (+) bakteri türlerinin çoğuna ve gram (-) anaerob patojen bakterilerin bazı türlerine karşı etkilidirler. Klindamisin Bacteroides’lere karşı güçlü etkinlik gösterir ve en tercih edilen antibiyotiktir. Klindamisin, linkomisin ve eritromisin arasında çapraz rezistans durumu vardır. <a name="_Toc496096436"></a></p>
<h2 dir="ltr">TETRASİKLİNLER</h2>
<p dir="ltr">Tetrasiklinler yapıca birbirine çok yakından benzeyen ve tetrasiklik bir bileşik olan naftasenkarboksamid&#8217;den türeyen geniş spektrumlu antibiyotiklerdir. Tetrasiklinler bakteri ribozomlarında protein sentezini inhibe etmek suretiyle bakteriostatik etki oluştururlar. Bakteri hücresi içine girdikten sonra ribozomların 30 S alt birimine bağlanırlar ve böylece 50 S alt birimlerinin akseptör noktasına aminoasil transfer RNA&#8217;nın bağlanmasını bloke ederler ve peptid zincirine aminoasid eklenmesini olanaksız duruma getirirler.</p>
<p dir="ltr">Tetrasiklinler oldukça fazla sayıda ve çeşitli gruplardan bakterilere ve ayrıca riketsiyalara, klamidyalara, spiroketlere, mycoplasmalara, leptospiralara ve bazı protozoonlara karşı etkilidirler. Bu nedenle en geniş spektrumlu antibiyotiklerdir.</p>
<p dir="ltr">Tetrasiklin türleri:</p>
<p dir="ltr">· Tetrasiklin ve oksitetrasiklin: Kısa süre etkili ve en ucuz tetrasiklinlerdir.</p>
<p dir="ltr">· Demetilklortetrasiklin: Orta süre etkilidir.</p>
<p dir="ltr">· Doksisiklin: Uzun süre etkilidir.</p>
<p dir="ltr">· Minosiklin: Doksisikline benzer. <a name="_Toc496096437"></a></p>
<h2 dir="ltr">AMFENİKOLLER</h2>
<p dir="ltr">Bu grupta kloramfenikol ve tiamfenikol bulunur. Kloramfenikol, 4 önemli özelliği nedeni ile diğer antibiyotiklerin çoğuna göre üstünlüğü olan bir ilaçtır. Bu özellikler geniş spektrumlu oluşu, yan etki insidansının düşük oluşu, vücutta dağılımının iyi olması ve fiyatının ucuz olmasıdır. Ancak, çok seyrek de olsa ölümle sonuçlanan irreversibl aplastik anemi yapması bu üstünlükleri üzerine gölge düşürür.</p>
<p dir="ltr">Kloramfenikol geniş spektrumlu bir antibiyotiktir. Gram (+) kok, aerob ve anaerob gram (+) basiller, gram (-) bakterilerin çoğuna karşı duyarlıdır. Enterobakter ailesine karşı etkinliği değişkendir.</p>
<p dir="ltr">Kloramfenikol, bakteri ribozomlarının 50 S alt birimine bağlanarak peptidil transferaz enzimini bloke eder ve böylece protein sentezini reversibl bir şekilde inhibe ederler.</p>
<p dir="ltr">Kloramfenikol, tedavi dozlarında karaciğer mikrozomal enzimlerini inhibe ettiği unutulmamalı ve beraberinde kullanılan ilaçlarla olabilecek etkileşimi bilinmelidir. <a name="_Toc496096438"></a></p>
<h2 dir="ltr">AMİNOGLİKOZİDLER</h2>
<p dir="ltr">Bu grupda bulunan antibiyotikler, streptomisin, gentamisin, tobramisin, amikasin, paramomisin, neomisin, viomisin, sisomisin ve netilmisindir. Aminoglikozidler, penisilinler ve sefalosporinler ile geçimsizlik gösterirler, kimyasal olarak birleşip birbirlerini inaktive ederler.</p>
<p dir="ltr">Etki mekanizmaları, spektrumları ve toksik etkileri birbirlerine benzer. Mutad dozları ile vücut sıvılarında elde edilen konsantrasyonlarda genellikle bakterisid etki gösterirler.</p>
<p dir="ltr">Gram (-) aerobik basiller üzerine diğer antibiyotiklerden daha fazla etki göstermesi, hızlı bakterisid etki yapması, nisbeten ucuz ilaçlar olması üstünlükleridir. Terapötik indekslerinin küçük olması, ağız yolu ile kullanılamaması, nefrotoksik ve ototoksik etki potansiyellerinin bulunması, bakteride nisbeten çabuk direnç gelişimine neden olması sakıncalarıdır.</p>
<p dir="ltr">Bakteri ribozomlarının 30 S alt birimine irreversibl bağlanarak, ribozomlarda protein sentezini inhibe eder ve m-RNA&#8217;nın taşıdığı genetik kodun yanlış okunmasına neden olurlar.</p>
<p dir="ltr">Aminoglikozidler esas olarak dar spektrumlu antibiyotiklerdir. Bunlara en duyarlı olan bakteri grubu gram (-) aerobik basillerdir.</p>
<p dir="ltr">Aminoglikozid Türleri:</p>
<p dir="ltr">· Gentamisin : Vestibülotoksik etkisi daha ön plandadır.</p>
<p dir="ltr">· Streptomisin: Vestibülotoksik etkisi daha belirgindir, nefrotoksik etkisi diğer aminoglikozidlere oranla daha azdır.</p>
<p dir="ltr">· Tobramisin: Gentamisine benzer, ancak pseudomonaslara daha etkilidir.</p>
<p dir="ltr">· Amikasin</p>
<p dir="ltr">· Kanamisin</p>
<p dir="ltr">· Netilmisin</p>
<p dir="ltr">· Neomisin</p>
<p dir="ltr">· Paramomisin</p>
<p dir="ltr">· Viomisin <a name="_Toc496096439"></a></p>
<h2 dir="ltr">TRİMETOPRİM &#8211; SULFAMETOKSAZOL (TMP-SMX)</h2>
<p dir="ltr">Ko-trimoksazol olarak da bilinir. Sulfametoksazol (SMX), bir sulfonamiddir. Sulfonamidler para-animo-benzoatın folik aside modifikasyonu-nu kompetitif olarak inhibe ederler. Trimetoprim (TMP), bakteriyel dihidrofolat redüktazı kompetitif olarak inhibe eden bir diaminopirimidin&#8217;dir. Her iki ilaç tek başlarına kullanıldığında görülmeyebilecek olan sinerjistik bakterisid etkiye yol açarak birçok gram (+) ve (-) bakterileri etkiler. TMP-SMX&#8217;un genişçe bir spektrumu vardır. Genel bir kural olarak, TMP-SMX&#8217;un içindeki iki antibakteriyel ilacın maksimum sinerjistik etkinliği, her iki ilaca da duyarlı olan bakteri türleri üzerinde meydana gelir. Etkinliğin belirlenmesinde TMP&#8217;e duyarlılık daha önemlidir. <a name="_Toc496096440"></a></p>
<h2 dir="ltr">KİNOLON GRUBU ANTİBİYOTİKLER</h2>
<p dir="ltr">Tamamen sentetik olan bu grubun ilk üyesi nalidiksik asiddir. Bu grupda ayrıca; ciprofloksasin, ofloksasin, norfloksasin, pefloksasin, fleroksasin, enoksasin ve levofloksasin bulunur.</p>
<p dir="ltr">Kinolonlar, DNA-giraz enzimini inhibe ederek bakterisid etki gösterirler. Kinolonların etkisine maruz kalan bakteriler bölünemezler, anormal şekilde uzayıp ölürler. Daha fazla gram (-) ler olmak üzere gram (+) bakterilere de etkilidirler.</p>
<h2 dir="ltr">VANKOMİSİN</h2>
<p dir="ltr">Yapıca diğer antibiyotiklerin hiçbirine benzemez. Bakteride peptidoglikan zincirinin devamını kırar, sitoplazmik membran yapısını bozar, RNA sentezini durdurarak hücre duvarı sentezini inhibe eder. Antibakteriyel spekturumu dardır. Esas olarak gram (+) kokları ve Clostridium&#8217;ları etkiler.</p>
<p dir="ltr">Sadece İV yolla kullanılabilir. Toksisitesi ve fiyatı fazla olan bir antibiyotiktir. <a name="_Toc496096442"></a></p>
<h2 dir="ltr">ANTİ-ANAEROBİK ANTİBİYOTİKLER</h2>
<p dir="ltr">Penisilin G, antipsödomonal penisilinler, sefoksitin, imipenem, b-laktam+b-laktamaz inhibitörü kombinasyonları, klindamisin ve kloramfenikol anti-anaerobik etkinlikleri bulunmaktadır. Ayrıca, 5-nitroimidazol&#8217;lerin anti-anaerobik etkinlikleri vardır.</p>
<p dir="ltr">5-nitroimidazol grubu anti-anaerobikler:</p>
<p dir="ltr">· Metronidazol,</p>
<p dir="ltr">· Tinidazol,</p>
<p dir="ltr">· Ornidazol</p>
<p dir="ltr">Bu üç ilacın farmakokinetik ve farmakolojik nitelikleri bakımından birbirlerine çok benzerler. Bakterisid etki gösterirler.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ferahnefes.com/antibiyotiklerin-siniflandirilmasi-ve-ozellikleri/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Diş Hekimliğinde AKUPUNKTUR !</title>
		<link>http://www.ferahnefes.com/dis-hekimliginde-akupunktur</link>
		<comments>http://www.ferahnefes.com/dis-hekimliginde-akupunktur#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 22 Mar 2010 10:43:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>yasarcinarnar</dc:creator>
				<category><![CDATA[Diş Hekimleri İçin...]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ferahnefes.com/?p=202</guid>
		<description><![CDATA[M. Ö. 2500 yılları civarında Hugandi Nei Ching adı ile yazılan ve Çin&#8217;e ait en eski tıp kitabı olarak bilinen eserde ağız hastalıkları üç kısımda belirtilmiştir. Fong Ya : Enfekte durumlar Ya Kon : Dişetleri ve çevre yumuşak doku hastalıkları Chong Ya : Diş çürükleri Yine aynı kitapta gingivitisler, periodontal apseler, gingiva ülserleri ve diş [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://www.dcfirst.com/chartpicts4/FaceAcupuncture.jpg"><img class="aligncenter" src="http://www.dcfirst.com/chartpicts4/FaceAcupuncture.jpg" alt="" width="420" height="350" /></a></p>
<p>M. Ö. 2500 yılları civarında Hugandi Nei Ching adı ile yazılan ve Çin&#8217;e ait en eski tıp kitabı olarak bilinen eserde ağız hastalıkları üç kısımda belirtilmiştir.</p>
<p>Fong Ya : Enfekte durumlar</p>
<p>Ya Kon : Dişetleri ve çevre yumuşak doku hastalıkları</p>
<p>Chong Ya : Diş çürükleri<br />
Yine aynı kitapta gingivitisler, periodontal apseler, gingiva ülserleri ve diş ağrısı hakkında uygun tanımlar yapılmıştır. Çinliler, dünyada diş temizliği için kürdan ve diş fırçasını ilk kullanan milletler arasındadır. Kayıtların bu kadar eski olmasına karşın akupunkturun diş hekimliği pratiğinde geniş ve bilimsel uygulamaları 1980 yıllarında Japonya&#8217;da başlamış ve elde edilen veriler Dünya Diş hekimliğine sunulmuştur. Amaç bilinen dental tedavilerle oriental tıbbın kombine edilerek hastaya en kısa yoldan ve ağrısız faydalı olabilmektir. Diş hekimliği pratiğinde sadece ağız kavitesi içindeki patolojik lokalizasyonlar görülür. Bununla birlikte tedavi programlarında sıklıkla hastanın fizik ve mental durumunun dengesi göz önüne alınmalıdır. Bu da oriental tıbbın dental tedaviye eklenmesi ile çok iyi sonuçlar alınabilineceğini gösterir.<br />
Akupunkturun sağladığı avantajlar şu şekilde sıralanabilir:</p>
<p><span id="more-202"></span><br />
1- Analjezi<br />
2- Spastik kasların gevşemesi,<br />
3- Cilt ve müköz membranların çeşitli faktörlere bağlı aşırı duyarlığı,<br />
4- Yüksek kan basıncının düşürülmesi,<br />
5- Sirkülasyonun düzenlenmesi,<br />
6- Lipolizin uyarılması,<br />
7- Immun cevap ve bakteriyel infeksiyonlara rezistansın arttırılması,<br />
8- Mental depresyonun kaldırılması, hiperaktivitenin düzeltilmesi,<br />
9- Anteriör ptitüer hormon salgılanmasının düzenlenmesi, ACTH ve benzeri maddelerin salgılanması,<br />
10- Gevşeme ve rahatlama duygusunun ortaya çıkartılması.(1)</p>
<p>AKUPUNKTUR ANESTEZISI :</p>
<p>Akupunktur anestezisi, Japonyada ilk kez 1957 yılında, Dr. Hiodo Nishiyama tarafından Osaka&#8217;da jinekoloji pratiğinde kullanılmıştır. 1969 haziranında Dr.Yoshio Manaka ve Dr.Michio Tani birlikte ilk kez akupunktur anestezisi ile apendektomi yapmışlardır. 1972 de ABD. başkanı Nixon&#8217;ın Çin&#8217;i ziyareti sırasında Çinli&#8217;ler akupunktur anestezisini ve tedavisini büyük bir gösteri halinde herkezi heyrette bırakan bir biçimde başarı ile sergilemişlerdir.Nixon Amerikaya dönüşünden sonra amerikalı doktorları Çin&#8217;e göndermiş ve batı dünyası akupunktur ile tanışmıştır . Akupunktur anestezisi gerçek kelime anlamında anestezi değil, analjezi veya ağrıyı inhibe etkisidir. Özellikle Kbb ve Dental cerrahide efektiftir.</p>
<p>Akupunktur anestezisinin avantajları :</p>
<p>* Akupunktur anestezisi, lokal anesteziklerle kombine edilebilir ve kullanılacak olan lokal anestezik dozu 1/2 veya 1/4 oranında azaltılabilir.<br />
* Akupunktur anestezisi ağır hastalarda, kuvvetten düşmüş hastalarda ve ihtiyar hastalarda drog ile anesteziden daha güvenlidir.<br />
* Akupunktur normal vücut fonksyonlarına müdahale etmez .Sadece fonksyonların düzelmesine yardımcı olur. Solunum normal, tansiyon ve nabız sabittir.<br />
* Hastanın akupunktur anestezisinden sonra daha çabuk iyileştiği görülmüştür. Bu daha çok uzun süren drog etkilerinin bulunmamasına bağlı olmasıdır.<br />
* Postoperatif bulantı ve kusma olmaz. Pıhtılaşma normaldir. Şok reaksiyonu yoktur. Postoperatif pulmoner komplikasyon yoktur.<br />
* Allerjik reaksiyon görülmez. (4)</p>
<p>Akupunktur anestezisinin dezavantajları:</p>
<p>* Analjezi derecesi genel anestezik, sinir bloku ve lokal infiltrasyona göre derin değildir.<br />
*Anestezik etkinin başlaması için geçen zaman periodu uzundur.<br />
* Akupunktur noktalarının lokalizasyonunun tam olarak bilinmesi gerekir.<br />
* Her zaman başarılı olunamaz , bilinen anestezikler gerekebilir.<br />
Akupunktur uygulamaları sırasında uyulması gereken çok önemli kurallar vardır.</p>
<p>*Nokta seçimi :</p>
<p>Uygulanacak olan tedavinin tipine göre kardinal noktalar ve yardımcı noktalar seçilir. Yardımcı noktalar kardinal noktaların etkilerini arttıran noktalardır. Kardinal noktalar ile yardımcı noktaların kombinasyonlarında yapılacak hatalar uygulamayı başarısız hale getirecektir. Ayn zamanda nokta seçimi sırasında hastanın o andaki durumuna ve anamnezine dikkat edilmelidir.</p>
<p>* Nokta lokalizasyonları :</p>
<p>Akupunktur uygulaması için hazırlanan programdaki akupunktur noktalarının lokalizasyonlarının titizlikle yapılarak uygulamaya geçilmesi zorunludur. Noktaların lokalizasyonlarında anatomik oluşumlar kolaylık sağlayacaklardır.</p>
<p>* Uygun stimülasyon tekniğinin seçimi :</p>
<p>Stimülasyon tekniğinin seçiminde teşhis ve bu teşhise göre akupunktur uygulamasının amacı rol oynar. Bu teknikler, iğne, lastik elektrotlar, moxa, laser, elektroakupunktur şeklinde sıralanabilir.</p>
<p>* Stimülasyon süresi :</p>
<p>Stimülasyon süresi uygulamanın amacına göre ayarlanır. Ortalama olarak bu süre 15 &#8211; 35 dakika arasındadır. Gerektiğinde bu süre 10-15 dakika kadar daha uzatılabilir.</p>
<p>Diş pulpasının inervasyonu ve vaskülarizasyonu akupunktur etki mekanizması açısından önemlidir.</p>
<p>Diş pulpası, ihtiva ettiği sensitif reseptörler sayesinde önemli ölçüde diş uyaranlara karşı hassas bir organdır. Yine kendisine has bir özelliğide her türlü stimulusun oluşturduğu etkiyi ağrı duyusu şeklinde algılamasıdır. Pulpanın sinir sistemi ağı, hem sensitif sistemin afferent nöronlarını hemde otonom sistemin sinir uçlarını ihtiva eder. Otonom sisteme ait uçlar mikrosirkülasyonu yönetirler. (5) Bütün sinir uçları foramen apikaleden pulpaya girerler. Sensitif uçların bir bölümü trigeminal sinirden gelirken, bir bölüm sinir ucuda servikal sempatik gangliondan gelerek bu ağa karışır. Bu fibrillerin hepsi Schwann hücresi içinde yer alır ve yine bu hücrenin yaptığı miyelin kılıf ile çevrelenmişlerdir. (3) Ağrı duyusunu iletmekle görevli miyelinli sinirler apikal foramenden pulpaya girdikten sonra perifere doğru ilerlerken miyelin kılıflarını kaybederek miyelinsiz sinir haline dönerler ve Weil tabakasını aşarak odontoblastik tabakaya ulaşırlar. Bazı uçları dentin kanalları içine girerek 1/3 kanal boyu kadar ilerler.</p>
<p>Seltzer, ağrı duyusunu ileten kısa aksonlu sinirlerin, trigeminal sinirden geldiğini ve ağrı duyusunu 100 m/sn lik hızla merkeze ilettiklerini, miyelinsiz sinirlerin aynı işlevi 0,6 &#8211; 0,9 m/sn.lik hızda gerçekleştirdiklerini ortaya koymuttur.(8)</p>
<p>Uzun aksonlu, miyelin kılıf ihtiva etmeyen ve ağrı duyusunu çok yavaş ileten sinir uçları ise arteriol ve venüllerin çeperlerine sokulup sinaptik etkileşme ile damar endotelleri üzerinde hakimiyet kurarak kan sirkülasyonun şiddetini ayarlama görevini üstlenmişlerdir.</p>
<p>DİŞ HEKİMLİĞİNDE AKUPUNKTUR UYGULAMA ALANLARI</p>
<p>DİŞ ÇEKİMİ</p>
<p>Diş çekimlerinde vakaya göre lokal anestezikler, genel anestezi, akupunktur analjezisi veya bunların kombinasyonları ağrı kontrolü için kullanılabilir. Akupunktur analjezisi özellikle diğer kombinasyonların kontrendike olduğu durumlarda kullanılır. Ana noktaları: Li 3, Li4, Li11, Li7 dir. Ayrıca programa kulaktaki ilgili noktalar ilave edilir. Bu noktalar bilinen şekillerde stimüle edilir. 15 ile 35 dakika sonra çekim gerçeklettirilir.</p>
<p>Nabız ve solunum, akupunktur analjezisi sırasında değişiklik göstermez. Hasta çekim sonrasında rahattır.</p>
<p>AĞIZ İÇİ OPERASYONLAR</p>
<p>Akupunktur analjezisinin küçük dental operasyonlarda uygulanmas dit çekimindeki uygulanışı ile aynıdır. Pozitif neticelerin alınması oral kavitedeki küçük operasyonlarda çok doğaldır. Kanal tedavileri, özellikle implant operasyonlarında en iyi adaptasyon, önce akupunktur analjezisi ile başlamak daha sonra minimum dozda lokal aneztezikler kullanarak devam ettirmekle sağlamıştır. Bu tip operasyonlarda postoperatif ağrı oldukça fazladır. Akupunktur aneztezisinin buradaki önemi postoperatif ağrının minumum olmasıdır.</p>
<p>Akupunkturun bu tip operasyonlarda kullanılması lokal anestezik miktarının minimuma indirilmesi açısından çok önemlidir.</p>
<p>Günümüzde bilinen ve kullanılan anesteziklerin yerine akupunktur anestezisinin kullanımı pratikte zor olacaktır ve primer olarak yersizdir. Ancak hergün karşılaşılabilecek vakalar olan lokal anestezik allerjileri, iğne korkuları, analjezik ilaçların kontrendikasyonlarında akupunktur analjezisinin primer hale geçmesi söz konusudur.</p>
<p>PULPITISTE AĞRI KONTROLÜ</p>
<p>Bu hastaların kliniklere müracat nedenleri diş ağrılarıdır. Genellikle uykusuz huzursuz ve gergindirler. Bizden istedikleri ağrılarının biran önce dindirilmesidir. Çoğu vakada ilk periotta ağrı akupunkturla ortadan kaldırılabilir. Iğneler uygun noktalara batırılır, fazla hareket ettirilmeden oldukları yerde döndürülerek manipüle edilirler. Bu kuvvetli stimulasyon uygulamas ağrıyı ortadan kaldırır. Ardından bilinen dental tedavi uygulamasına geçilir.</p>
<p>KANAL DOLGUSU SONRASI AĞRI VE RAHATSIZLIKLARI</p>
<p>Düşük frekanslı pulslarla yapılan akupunktur tedavisi bu vakalarda çok iyi neticeler vermektedir. Düşük frekanslı akım, iğne batırıldıktan sonra analjezik etkinin balatlabilmesi için endikedir. Iğne yerine kullanılan özel olarak imal edilmiş yumuşak lastik elektrodlarla da aynı sonuç alınabilir. Maxiller ağrıyı yok etmek için St7 ve REPP ler, mandibüler ağrıyı yok etmek için St6, St7 ve REPP ler kullanılır. Düşük frekanslı darbeli akım 10- 15 dakika verilir. Hastanın genel durumu bozuksa baş, boyun ağrıları ve omuz sertliğide mevcuttur. Bunlara ilgili akupunktur tedavileri uygulanır.</p>
<p>INLAY, KRON PREPARASYONLARI VE SIMANTASYONLARI</p>
<p>Iğne ve lastik elektrotlarla diş analjezisinde kullanılan noktalara akupunktur uygulanır. Düşük frekans ve pulslar kullanılır. Bu metod dişeti çekilmiş hassas dişli ağızlardan ölçü alınırken ve simantasyon esnasında kullanılabilinir.</p>
<p>HIPERSENSIVITY</p>
<p>Aşırı diş hassasiyetlerinde düşük frekanslı elektroakupunktur uygulanarak 10-15 dakika içinde hassasiyet normal seviyesine indirilebilmektedir.</p>
<p>DETARTRAJ</p>
<p>Detartraj sonrasında çoğu hastada dişlerde hassasiyet ortaya çıkar. Bu vakalarda düşük frekanslı akımla, ilgili akupunktur noktalarına stimülasyon uygulaması çok iyi neticeler verir. Iğne yerine lastik elektrot uygulamasıda aynı sonuçları vermektedir. Subgingival küretaj 8 dakika ilgili meridyen noktalarının stimülasyonu sonucunda mümkündür. Bu vakalar için özellikle hazırlanmış ve dişetlerine uygulanışı çok kolay olan sandviç elektrotlar hastaya ve hekime kullanım açısından rahatlık sağlar. Elektrodun diğer ucu Li4&#8242;e bağlanarak stimülasyon yapılır.</p>
<p>AFTLAR &#8211; STOMATITLER</p>
<p>Bu vakalarda bilinen medikal tedavilerle akupunkturun konbine edilmesinde büyük yarar sağlanmaktadır. Akupunkturun genel vücut direnci üzerine olan yükseltici etkisinden faydalanılmaktadır. (6)</p>
<p>ANGÜLER CHELOZIS</p>
<p>Angular cheliozis de St 4 noktalarına yapılacak yaklaşık 10 dakikalık akupunktur uygulamaları çok iyi neticeler vermektedir.</p>
<p>PEDODONTI</p>
<p>Çocuklarda yapılacak dental tedavilerde akupunktur anestezisi kullanmak mümkündür. Burada Gv20 hasta ile kooperasyonu sağlamak için önemlidir. Li4 noktalarına yapılan 15 dakikalık akupunktur süt dişi çekimleri için yeterli olacaktır.Bu metod iğneyi çevirme tekniği ile yapılır. Çocuk bundan rahatsız olduğunda batırılıp manipüle ile yerinden çıkartılmalıdır.</p>
<p>ÖĞÜRME REFLEKSI</p>
<p>Hastadan ölçü alınırken ve tedavi esnasında öğürme başlarsa Cv22 iğne ile manüpüle edilir. Aynı uygulama dental tedavi sırasında öksüren hastalara uygulanabilir.</p>
<p>TRISMUS</p>
<p>Enflamasyon sonucu trismus 3. molarların çekimi veya oral cerrahi sonucu enflamasyon neticesinde oluşur. Bu olay dental pratikte çok can sıkıcıdır. Bu semptom akupunkturla veya akupunktur moxibisyon kombinasyonu ile ksa zamanda ortadan kaldırılır.</p>
<p>TRIGEMINAL NEVRALJILER</p>
<p>Trigeminal nevraljiler kısa şimşek çakması tarzında tekrarlayan şiddetli ataklar halinde olan ve ağrısı periotlar ihtiva eden nevraljilerdir. Genel olarak orta ve ileri yaş gurubunda rastlanır. Tam olarak etyolojisi bilinmemektedir. Akupunktur tedavisinde öncelikle teşhisin iyi konmuş olması gerekir. Trigeminal sinirin hangi dalını ilgilendiriyorsa tedavi ona uygun yapılmalı ve mutlaka uzak noktalarda kullanılmalıdır. Kuvvetli stimulasyonla hemen ortadan kaldırılabilmektedir.</p>
<p>ÇENE VE YÜZ BÖLGESINDEKI DIĞER NEVRALJIFORM AĞRILAR</p>
<p>Charlin nevraljisi, Sluder nevraljisi, N.ntermedius nevraljisi, N.Glossofarigeus nevraljisi, Costen sendromu, Frey sendromu, Anaesthesia dolorasa, Kausalji, Cluster Headeche tedavilerinde analjezi programı uygulanır.</p>
<p>TRIGEMINUSDA NEURITIS</p>
<p>Muhtelif operasyonlardan sonra ortaya çıkabilir. Nevraljide olduğu kadar şiddetli ağrı olabilir. Analjezi programı ile çok kısa sürede netice alınır.</p>
<p>PRIMER ATIPIK YÜZ NEVRALJISI ( HISTERIK YÜZ AĞRISI )</p>
<p>Ağrı nevraljideki gibi şiddetli olmayıp, sinir trajesine uymaz. Hastanın genel durumu göz önüne alınarak tedavi programı hazırlanır. Programa depresyon ve vejetatif sisteme ait noktalar da dahil edilmelidir.</p>
<p>FACİAL PARALIZILER</p>
<p>Facial paralizilerde amaç fasial sinirin kemiği terk ettiği bölgede oluşan ödemin kaldırılması ve aynı zamanda yüzdeki mimik kaslarının tonus yoksunluğu sebebi ile atrofiye uğramalarının engellenmesidir.</p>
<p>TEMPORAMANDİBULAR EKLEM PROBLEMLERİ</p>
<p>T.m.e. problemlerinde öncelikle protetik problem olup olmadığı araştırılıp varsa ortadan kaldırılmalıdır. Genellikle protetik sorunu olmayan hastaların diğer eklemlerinde de problem mevcuttur. T.m.e problemlerinde amaç öncelikle ağrının ortadan kaldırılmasıdır. Uygulanan akupunktur tedavisinde antienflamatuvar ve analjezik etki alınır. Bu tedavi kürler halinde olup hastanın sonradan da takibi gerekmektedir.</p>
<p>TÜKRÜK BEZLERİNİN HIPERFONKSYONLARI</p>
<p>Tükrük bezlerinin hiperfonksyonlar parasempatik sinirlerin aşırı uyarılmaları sonucu ortaya çıkarlar.Otonom sistem regülasyonuna dayalı bir akupunktur programı ile aşırı parasempatik uyarımı ortadan kaldırılarak oral kavite içinde rahat çalışma ortamı yaratılır.</p>
<p>SİNÜZİTLER</p>
<p>Sinüzitlerde kullanılan programda akupunkturun ödem çözücü, analjezik ve antienflamatuar etkisinden faydalanılır. Genellikle 4. seanstan sonra sinüs içine birikmiş olan eksuda boşalmaktadır.</p>
<p>KORKU</p>
<p>Özellikle diş tedavisinden korkan hastalara günlük çalışmalarımızda oldukça sıkça karşılaşırız. Bu vakalarda akupunkturla çok kısa zamanda sedasyon ve gevşeme elde edilmektedir.</p>
<p>Kardinal noktaları: Gv20, Gv21, H7&#8242;dir.</p>
<p>SONUÇ: Akupunktur dişhekimliği pratiğinde önemli yer tutan ve klasik metodlarımızla konbine olarak da kullanılabilen bir tedavi metodudur.</p>
<p>KAYNAKÇA :</p>
<p>1-2- BONICA,J.J .:Acupunctur Anesthesia in the People&#8217;s Republic of China . Jama ,Vol.229,no.10,sept.2 1974 s 1817-1825<br />
2-4- BRODAL.A. :Kranial Sinirler.Hacettepe Üniversitesi Yayınları.1979 .s.54-66<br />
3-5-COHEN, S., BURNS,R.C.: Pathways of the pulp .The C.V.Mosby Co 1984 s.347-352<br />
4-3-CIRELI,E.:Genel Histoloji -Hücreler Ve Dokular E:Ü:Matbaası 1976 s .290-294<br />
5-1-ERDINE,S.:Ağrı. Nobel Kitapevi.1987. s.213-219<br />
6-6 &#8211; KONUKMAN,E .: Ağız Hastalıkları.Duran Ofset. 1980.s.37<br />
7-8-SELTZER,S.,BENDER,I.B.:The Dental Pulp .J.B. Lippincott Co. 1975 s. 119-121-124<br />
Orjinal metin Türk Dişhekimleri Birliği 1. Uluslararası kongresinde sunulmuştur.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ferahnefes.com/dis-hekimliginde-akupunktur/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>DENTİNALJİ !</title>
		<link>http://www.ferahnefes.com/dentinalji</link>
		<comments>http://www.ferahnefes.com/dentinalji#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 14 Mar 2010 20:22:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Diş Hekimleri İçin...]]></category>
		<category><![CDATA[aşırı dentin hassasiyeti]]></category>
		<category><![CDATA[Dentinalji]]></category>
		<category><![CDATA[kole hassasiyeti]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ferahnefes.com/?p=197</guid>
		<description><![CDATA[Genellikle kole bölgesinde görülen açık dentinin yol açtığı aşırı duyarlılık bugün için dişhekimliğinde çok rastlanılan bir sorun olarak önemini korumaktadır. Aşırı duyarlı dentin terimi açığa çıkmış dentinin dokunma, tatlı, ekşi, sıcak ve soğuk gibi uyaranlara karşı gösterdiği duyarlılığı tanımlamak için kullanılır (1,2). Oldukça yaygın, rahatsız edici ve belki de tedavi başarısı en düşük olan hasta [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="aligncenter" src="http://i.ehow.com/images/GlobalPhoto/Articles/5032299/201052-main_Full.jpg" alt="" width="440" height="440" /></p>
<p>Genellikle kole bölgesinde görülen açık dentinin yol açtığı aşırı  duyarlılık  bugün için dişhekimliğinde çok rastlanılan bir sorun olarak önemini  korumaktadır. Aşırı duyarlı dentin terimi açığa çıkmış dentinin dokunma,  tatlı,  ekşi, sıcak ve soğuk gibi uyaranlara karşı gösterdiği duyarlılığı  tanımlamak  için kullanılır (1,2). Oldukça yaygın, rahatsız edici ve belki de tedavi   başarısı en düşük olan hasta şikayetidir. Aşırı dentin duyarlılığı, iyi  bir ağız  bakımının sürekli sağlanmasına engel olduğundan bireyin ağız sağlığını  olumsuz  yönde etkilemesi nedeni ile klinik öneme sahiptir. Aşırı dentin  duyarlılığının  giderilmesine yönelik olarak çeşitli çalışmalarda farklı maddelerin  denenmesi  ile başarılı sonuçlar alınmış olmasına karşın sorunun tümüyle çözüldüğü  iddia  edilemez.<span id="more-197"></span><br />
Aşırı dentin duyarlılığı, diş tedavisi gören her 7 bireyden en az  birinde  gözlenir (3,4). Aşırı duyarlılığın ortaya çıkışı, bireyin ağrı eşiği ve  toleransı ile duyusal ve fiziksel faktörlerle yakından ilişkilidir  (5,6).  Bireylerin çoğu, aşırı dentin duyarlılığını ani başlayan, keskin  karakterde ve  kısa süreli olarak tanımlamaktadırlar (7,8). Dentinin açığa çıkması yaş  ile  artmasına rağmen, bu duyarlılık en sık gençlerde görülür ve yaş ile  azalır. Bu  azalmanın, dentin ve pulpada yaş ile ortaya çıkan değişikliklerle  beraber  seyrettiği gözükmektedir (4,9). Bir veya birkaç dişte, bazen de yaygın  görülebilir. Vestibül yüzeyler en fazla etkilenen yerlerdir (9). Dentin  aşırı  duyarlılığının en fazla görüldüğü dişler konusunda çelişkili veriler  vardır. Bir  grup araştırıcı, premolar ve kesici dişlerin aşırı duyarlılığın en çok  görüldüğü  dişler olduğunu bildirirken (10,11) diğer bir grup, molar dişlerin en  fazla  etkilenen dişler olduğunu bildirmiştir (12).<br />
Tükürük ve bakterilerin dentin duyarlılığını ve pulpal yanıtı  şiddetlendirebileceği düşünülmüşse de tam olarak açıklanamamıştır.  Yapılan  çalışmalarda, ağız boşluğuna açılan dentin kanallarında bakterilerin  bulunduğu  gösterilmiş ve buna dayanılarak toksinlerin dentin kanalları ve pulpa  içine  yayılabileceği ileri sürülmüştür (1316). Bununla beraber, klinik  deneylerde  fırça abrazyonu ile oluşan ve plak bulunmayan açık dentinde de aşırı  duyarlılık  gösterilmiştir. Benzer bulgular periodontal cerrahi işlem sonrasında  açığa  çıkmış dentinde de gözlenir (17,18). Dentin aşırı duyarlılığı tüm bu  nedenlerden  dolayı gerçek bir hastalıktan çok semptomlar kompleksidir. Tedavi  çalışmalarını  ağrının şiddeti ve hastanın bu ağrıyı algılayışı etkilemektedir. Açık  dentinde  ağrının ortaya çıkması subjektif bir değerlendirmedir ve psikolojik  faktörlerle  değişebilmesi bu sorunun çözümünü zorlaştırır (1921). Aşırı dentin  duyarlılığı,  neden olduğu rahatsızlığın yanı sıra özellikle yeterli plak kontrolünün  sağlanamaması nedeni ile de periodontal sağlığı olumsuz olarak etkiler.<br />
Normal dentin duyarlılığı<br />
Dentinin innerve bir doku olduğuna dair çeşitli açıklamalar yapılmıştır.  Ancak,  sinir liflerinin bütün dentin kanallarında veya dentinin büyük kısmında  bulunmadığı halde stimulusların dentinde nasıl etkili olduğu halen  tamamen  açıklanamamıştır (2226). Temel olarak dentin duyarlılığının ortaya  çıkışına dair  iki teori vardır. Birinci teoriye göre; pulpadaki<br />
odontoblastlar ve bunların uzantılarının dentin reseptör mekanizması  gibi  hareket ederek uyaranları pulpa içindeki sinir sonlanmalarına taşıdığı  ileri  sürülmüştür (18). Günümüzde en çok kabul gören hidrodinamik teoriye göre  ise;  farklı uyaranlar, açık dentin tübüllerindeki dentin sıvısının hareketine  neden  olur. Dentin sıvısının her türlü hareketi pulpada ağrı olarak algılanır  (27,28).<br />
Etiyoloji<br />
Dentinin açığa çıkması, ya minenin ya da sement ve periodontal dokuların  kaybı  ile oluşur. Minenin kaybı yanlış diş fırçalamaya bağlı abrazyon, diyete  bağlı  erozyon ve alışkanlıklar ile veya bu faktörlerin kombinasyonu sonucu  oluşmaktadır. Kök yüzeyinin açığa çıkmasında rol oynayan etiyolojik  faktörler  arasında ise yaşın ilerlemesi ile artan dişeti çekilmeleri, periodontal  hastalıklar, periodontal cerrahi işlemleri, yanlış diş fırçalama ve  alışkanlıklara bağlı travmalar bulunmaktadır (2,4,23).<br />
Morfolojik yapı nedeni ile oluşan aşırı duyarlılıkta, sementmine  bileşiminde 3  tip ilişki söz konusudur. Vakaların % 6065&#8242;inde sement mineyi tamamen  örterken,  % 30&#8242;unda uç uca birleşme vardır. %510&#8242;unda ise sement ile mine  birleşmez,  ortada bir miktar dentin açıkta kalır. Bu kısmı örten dişetinin çeşitli  nedenlerle çekilmesi de burada dentin aşırı duyarlılığına neden  olmaktadır  (17,18).<br />
Aşırı dentin duyarlılığının olumsuz etkileri:<br />
Aşırı duyarlılık nedeni ile hastanın günlük ağız bakımını yapabilmesi  güçleştiği  için periodontal problemlerin başlayıp ilerlemesine neden olabilir.  Dişlerin iyi  temizlenememesi nedeni ile diş çürüklerine yol açabilir. Periodontal  cerrahi  işlemleri sonrası hastanın proflaksiyi iyi yapamaması nedeni ile  periodontal  sorunlar yeniden başlayabilir. Bölümlü protez kullanan hastaların protez   kullanmalarını güçleştirir. Hastanın, bazı yiyecek ve içecekleri alımı  zorlaştığından kişiyi huzursuz yapar ve psikolojik sorunların ortaya  çıkmasına  neden olur.<br />
Ayırıcı tanı<br />
Birçok bireyde dentin yüzeylerinin açıkta olmasına karşın, çoğunda aşırı   duyarlılık semptomlarının görülmemesi dikkate değerdir. Semptomların  görüldüğü  kişilerde, ayırıcı tanılar göz önüne alınarak, hastanın ağrısına neden  olabilecek diğer olası nedenlerin elimine edilmesi önemlidir. Aşırı  dentin  duyarlılığının ayırıcı tanısında kesik dişler, kırılmış amalgam  dolgular, diş  çürüğüne pulpanın cevabı, restoratif tedaviye pulpanın cevabı, çatlak  diş  sendromu dikkate alınmalıdır (17,29).<br />
Tedavi<br />
Aşırı dentin duyarlılığı olan bölgede birim alan başına düşen açık  dentin  kanallarının çapı ve sayısı, duyarlılık olmayan bölgeye kıyasla daha  fazladır  (30). Bu doğrultuda, dentin aşırı duyarlılığının giderilmesi yönündeki  etkin  tedaviler, açılmış dentin tübüllerinin tıkanarak ağrı geçişinin bloke  edilmesi  veya subodontoblast tabakasındaki pulpaya ait sinir sonlanmalarının  duyarsız  hale getirilmesi ile gerçekleşir (22, 25, 30, 31). Yapılan çalışmalarda,  açık  dentin tübüllerinin sayısı azaldıkça, dentin aşırı duyarlılığının da  doğru  orantılı olarak azaldığı gösterilmiştir (23,32). Bugüne değin en az 100  çeşit  kimyasal madde, aşırı dentin duyarlılığının giderilmesine yönelik olarak   denenmiştir (33). 1935&#8242;de Grossman (34), dentin aşırı duyarlılığının  giderilmesinde kullanılacak ilaç ve metotlarda bulunması gereken  özellikleri  şöyle sıralamıştır; pulpayı irrite etmemeli, uygulamada ağrısız olmalı,  kolay  uygulanmalı, çabuk etkilemeli, uzun süreli etkili olmalı, leke bırakıcı  etkisi  olmamalı.<br />
Dentin aşırı duyarlılığının tedavisinde semptomların ortadan  kaldırılması temel  hedef olmalıdır (35). Hastanın hergün maruz kaldığı semptomlar,  problemin durumu  ve tedavi gereksinimi hakkında fikir vermektedir (36). Bununla beraber,  kullanılan yöntem ve gereç ne olursa olsun, uygulanan tedavinin  etkinliğinin  değerlendirilmesi oldukça güçtür (18). Hastanın cevabı objektif olarak  değerlendirilemediğinden duyarlı dişlerdeki düzelme hakkında fikir  edinilememektedir. Aşırı duyarlılığı gidermeye yönelik olan maddelerle  yapılan  çoğu araştırma, sadece hastanın tedaviye olan subjektif yanıtı  kullanılarak  gerçekleştirilmiştir. Duyarlılığın ölçümü için sond ya da soğuk hava  kullanılmaktadır. İlacın uygulanmasından sonra hasta bu stimuluslara  azalma,  artma ya da değişiklik olmadığı şeklinde yanıt vermektedir. Tedavinin  etkinliğinin değerlendirilmesinde hastanın subjektif cevapları  kullanılarak elde  edilen sonuçlara ilişkin çelişkili düşünceler bulunabilir (20).<br />
DENTİN AŞIRI DUYARLILIĞININ TEDAVİSİNDE KULLANILAN MADDELER<br />
Kimyasal maddeler:<br />
Kimyasal maddeler, dentin tübüllerinde protein çöktürerek ya da dentin  tübüllerini tıkayarak etki gösterirler.<br />
Gümüş nitrat ve çinko klorür: Protein çöktürerek aktivite gösteren gümüş  nitrat  ve çinko klorür geçmişte oldukça yaygın kullanılan maddelerdi. Ancak,  her ikisi  de dişlerde kalıcı renklenmeye neden olduklarından ve dişeti ile pulpaya  zararlı  olduklarından artık kullanılmamaktadır (22,35).<br />
Stronsiyum klorür: Dentin kanalları içerisinde proteinleri çöktürerek  tıkanma  sağlayan maddelerdir. Sensodyne ticari preparatının aktif bileşenidir.  Birçok  çalışmada diş macunu içine konulan % 10&#8242;luk stronsiyum klorürün aşırı  dentin  duyarlılığında azalma sağladığı gösterilmiştir (3740). Ancak, plasebo  ile de  elde edilen güçlü pozitif etki ise, doğal desensitizasyon olayına ve  plasebo  macun içerisindeki aşındırıcı bileşenlere bağlanmaktadır (38).  Stronsiyum florür  içeren diş macununun desensitizan etkinliği, aktif içeriğinden çok  macundaki  aşındırıcı dolgu maddesine bağlanmaktadır (24). Karşılaştırmalı  çalışmalar,  potasyum nitratın daha etkin olduğunu göstermiştir (7,41). Yeni  Sensodyne ticari  preparatında bu etkin madde yer almaktadır.<br />
Flor bileşikleri: En yaygın desensitizan bileşikleri olan flor  bileşikleri  sodyum florür, kalay florür ve sodyum monoflorfosfat çürük oluşumunu  engelleyici  etkiye sahiptir. Flor, dentin tübüllerinde presipitasyon yaparak ve  tübül  yapısını değiştirerek aşırı duyarlılığının giderilmesinde rol  oynayabilir  (18,29,42).<br />
Sodyum florür: Sodyum florür, iyontoforezle birlikte ya da tek başına  %2�ik  solüsyon, % 33&#8242;lük macun, kaolin/gliserin macun veya vernik formunda  uygulanabilir (43,44). Sodyum florür verniğinin (Duraphat) tatbiki ile  birlikte  ve stronsiyum klorürlü diş macununun (Sensodyne) evde kullanımının,  desensitizan  diş macununun tek başına kullanımından daha etkili olduğu gösterilmiştir  (45).  Sodyum sitrat diş macununu tek başına ya da sodyum florür ile birlikte  etkinliğini deneyen çalışmalar her iki macun arasında da fark  bulamamıştır  (41,44, 46). Diş macunları içerisindeki sodyum florürün dentin  desensitizasyonunda etkili olmadığı ileri sürülmüştür (41). Sodyum  florür, ya  tamir dentini yapımını arttırarak ya da tübüllerde kalsiyum florür  çöktürerek  aktivite gösterir. Ancak, tarama elektron mikroskop çalışmasında sodyum  florürün  etkinliğine ilişkin bulgular elde edilememiştir (47) (Resim 1). Ayrıca,  sodyum  florür dentine uygulandığında ciddi bir pulpa enflamasyonu oluşturabilir  (18).<br />
Kalay florür: Dişmacunu ve jel formunda bulunan kalay florürün jel formu  ile  başarılı sonuçlar alınmıştır (48,49). Kalay florür diş macununun,  monoflorfosfat, formalin ve plasebo diş macunundan daha az etkili olduğu  rapor  edilmiştir (50). Sodyum florürünkine benzer şekilde kalay florür de,  kalsifiye  bir bariyer oluşturarak açık tübülleri tıkamak sureti ile etki gösterir.  (51)<br />
Sodyum monoflorfosfat: Sodyum monoflorfosfatın klinik etkinliği, % 1.3  formalin  (52), stronsiyum asetat (53) ve potasyum nitrat ile birlikte rapor  edilmiştir  (54). Sodyum monoflorfosfatsız veya sodyum monoflorfosfatlı diş  macunlarının  kullanımından sonra dentin hipersensitivitesinde benzer düzelme  saptanmıştır  (53,54). Sodyum monoflorfosfatın hidroksiapatit ile etkileşime girdiği  ileri  sürülmüştür, ancak böyle bir etkileşim henüz dentinde gösterilmemiştir  (2).  Tarama elektron mikroskobunda sodyum monoflorfosfat uygulaması sonrası  dentin  kanallarının açık olduğu gösterilmiştir (51).<br />
Kalsiyum hidroksit: Kalsiyum hidroksit kavite örtülmesinde yaygın  kullanılan bir  preparat olduğu için, bu maddenin dentin desensitizasyonundaki etkinliği   araştırılmıştır. Kalsiyum hidroksitin tek başına dentin duyu sinir  aktivitesi  üzerinde çok az ya da hiç etkisi olmamasına karşın, uzun süreli  etkinliğinin  peritübüler dentin mineralizasyonunu arttırmasına bağlı ortaya çıktığı  düşünülmektedir (55). Kalsiyum hidroksit uygulandıktan sonra % 8090  arasında  başarı sağlamakta ancak etkinliği hızla azalmakta ve yeniden uygulanması   gerekmektedir. Çok miktarda uygulanan kalsiyum hidroksit ise dokuları  irrite  etmektedir (35).<br />
Potasyum nitrat: Potasyum nitratın desensitizan etkiye sahip olduğu ilk  kez 1974  yılında Hodosh (56) tarafından bildirilmiştir. Yapılan çalışmalarda,  potasyum  nitratın dentin kanallarını tıkayamadığı için dentin sıvısının  hareketine ve  dentin kanallarının geçirgenliğine engel olamadığı gözlenmiştir  (24,47,57,58)  (Resim 2).<br />
Bu dezavantaja rağmen, potasyum nitratın aşırı duyarlılığı gidermede  etkin bir  madde olması (7,56,59) etki mekanizmasında başka faktörlerin etkili  olduğunu  düşündürmektedir. Potasyum nitratın içeriğindeki potasyum, dentin  kanalları yolu  ile pulpaya penetrasyon göstermekte ve başlangıçta polarize olan duyu  sinirleri,  artan potasyum konsantrasyonu nedeni ile yeniden polarize olamamaktadır.  Bu  depolarize durum ise ağrı algılayışını azaltmaktadır (31,60) ver  Potasyum  nitrat, solüsyon, jel, macun formunda dentin desensitizanı olarak  kullanılmaktadır (42,59,6164). Potasyum nitrat dişmacununun aşırı  duyarlılığı  azaltmada plasebodan daha etkili olduğu bulunmuştur (7,54). Elektrik ve  soğuk  uyaranları kullanılarak, 13 hastanın %92�inde potasyum nitratın etkili  olduğu  saptanmıştır. 14 kişilik plasebo grubunda ise sadece %21&#8242;inde başarı  sağlanmıştır (7). %5�ik potasyum nitrat dişmacunu; %10�uk stronsiyum  klorür,  %2�ik dibazik sodyum sitrat ve % 1.4�ük formalin dişmacunu ile  karşılaştırıldığında, elektrik ve soğuk uyaranlara karşı olan aşırı  duyarlılığın  azalmasında %5&#8242;lik potasyum nitratın en etkili olduğu bulunmuştur (65).  Dentin  aşırı duyarlılığının giderilmesinde oldukça etkili bir madde olduğu  ileri  sürülmektedir.<br />
Potasyum oksalat: Bu desensitizan madde Protect (Butler) ticari  preparatı ve  demir oksalat dentin desensitizer (Block Drug Co.) olarak piyasada  bulunmaktadır  (35). Klinik çalışmalarda, %30 dipotasyum oksalat ve %3 monohidrojen  monopotasyum oksalatın etkinliği değerlendirilmiş ve soğuk ve hava  uyaranlarına  karşı olan aşırı duyarlılıkta önemli azalma bildirilmiştir (66). In  vitro  çalışmalar, potasyum oksalatın dentindeki sıvı akışını %98.4 oranında,  dentin  geçirgenliğini ise %95.71 oranında azalttığını göstermektedir (24,38).  Bu  maddenin, potasyumun sinir aktivitesi üzerindeki baskılayıcı etkisi ile  birlikte, oksalat tuzları oluşturarak dentin kanallarını tıkayıcı etkisi  vardır  (31) (Resim 3).<br />
Taramalı elektron mikroskobunda yapılan bir çalışmada, potasyum  oksalatın,  dentin tübüllerin tıkanmasının kısa süreli olduğu ve etkisinin 1 haftada  önemli  miktarda kaybolduğu saptanmıştır (67). Ancak, potasyum oksalatın da  kullanıldığı  in vivo bir çalışmada, 2 ayın sonunda bile potasyum oksalatın olumlu  etkisinin  devam ettiği gösterilmiştir (61).<br />
Fiziksel maddeler:<br />
Dentin kanallarını tıkamaya yönelik uygulanan birçok fiziksel teknik,  diş  preparasyonu gerektirdiğinden diğer kimyasal işlemler kadar konservatif  değildir. En yaygın olanları kompozit resinler, vernikler, sealantlar ve  cam  iyonomer simanlardır (6871).<br />
Kopal ve siyanoakrilat içeren vernikler ve sealantlar, başlangıçta  etkili  olmalarına karşın çabucak aşınır ve tekrardan uygulanmaları gerekir.  Dentin  bonding ajanlar da önerilmektedir, ancak uzun süreli sonuçları  bilinmemektedir  (35). Cam iyonomer simanlar ve kompozit restorasyonlar, özellikle sınıf V   kavitelerin oluştuğu durumlarda etkili olmaktadır (72). Cam iyonomerler,  çok az  asitleme ve bazen diş preparasyonu gerektirmediğinden iyi adezivlerdir.  Mekanik  olarak güçlü ve estetiği iyidir. Ancak, cam iyonomer astarlı kompozit  rezinlerin, cam iyonomer veya tek başına dentin bonding ajanın kompozit  rezinlerden dentin aşırı duyarlılığını gidermede daha etkin olduğu 6  aylık bir  sürede gösterilmiştir (35).<br />
Sonuç<br />
Toplumumuzda birçok birey açık dentin yüzeyli dişlere sahip ve aşırı  dentin  duyarlılığına maruz kalmazken, bir grup bireyde doğal desensitizasyon  ile aşırı  duyarlılık sorunu ortadan kalkmakta, büyük bir çoğunluğunda ise aşırı  duyarlılığın tedavi edilmesi gerekmektedir. Travmatik diş fırçalama,  bakteri  plağı ve asitli yiyecekler aşırı duyarlılığı arttıran başlıca  faktörlerdir.  Tedavi yaklaşımında temel amaç, en kısa sürede kişiyi rahat ağız  bakımıyapabileceği imkanları sağlamak olmalıdır. Aşırı dentin  duyarlılığının  karmaşık yapısı nedeni ile, tedavisine yönelik yapılan çalışmalardan  elde edilen  sonuçlar çelişkili olmaktadır. Aşırı dentin duyarlılığının tedavisi  konusunda  daha birçok çalışmaya gereksinim vardır<br />
Dr. Gülnur Emingil, E.Ü. Dişhekimliği Fakültesi, Periodontoloji Anabilim <a href="http://i.ehow.com/images/GlobalPhoto/Articles/5032299/201052-main_Full.jpg"><br />
</a>Dalı</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ferahnefes.com/dentinalji/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ağız Sağlığı Vücut Sağlığının AYNASI !&#8230;</title>
		<link>http://www.ferahnefes.com/agiz-sagligi-vucut-sagliginin-aynasi</link>
		<comments>http://www.ferahnefes.com/agiz-sagligi-vucut-sagliginin-aynasi#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 22 Dec 2009 11:56:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>yasarcinarnar</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ferah Nefes ve Ötesi..]]></category>
		<category><![CDATA[Ağız sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[akciğer kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[yanak dudak kanseri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ferahnefes.com/?p=194</guid>
		<description><![CDATA[Maryland Üniversitesi Dişhekimliği Okulu&#8217;ndan araştırmacılar, ağzınızın, tüm vücudunuzun sağlığını gösteren mükemmel bir gösterge olduğunu söylüyorlar. Cancer Prevention Research isimli dergide yer alan çalışmada, profesörler, yanak içindeki yüzey dokularının akciğerdeki tütüne bağlı hasarın belirlenmesinde önemli olduğunu ifade ediyorlar. Bunun önümüzdeki yıllarda, akciğer kanserinin önlenmesi için yapılacak deneylerde önemli bir gelişme olabileceği belirtiliyor. Ağız epitelyumundaki tütüne bağlı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><img class="alignnone" src="http://www.dentiss.com/fileSource/haberFoto/big/TaBwHWxUs0MZMOItWctF.jpg" alt="" width="250" height="166" /></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;">
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: 8.5pt; font-family: Verdana;">Maryland Üniversitesi Dişhekimliği Okulu&#8217;ndan araştırmacılar, ağzınızın, tüm vücudunuzun sağlığını gösteren mükemmel bir gösterge olduğunu söylüyorlar. Cancer Prevention Research isimli dergide yer alan çalışmada, profesörler, yanak içindeki yüzey dokularının akciğerdeki tütüne bağlı hasarın belirlenmesinde önemli olduğunu ifade ediyorlar. Bunun önümüzdeki yıllarda, akciğer kanserinin önlenmesi için yapılacak deneylerde önemli bir gelişme olabileceği belirtiliyor.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: 8.5pt; font-family: Verdana;"><span> </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: 8.5pt; font-family: Verdana;">Ağız epitelyumundaki tütüne bağlı moleküler değişikliğin akciğerlerdekine benzediğini söyleyen araştırmacılar, dişhekimlerinin kanserin önlenmesinde büyük bir rol oynacağını ve tıp ile dişhekimliği arasında bir köprü kurabileceğini iddia ettiler.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: 8.5pt; font-family: Verdana;"> </span></p>
<p><span style="font-size: 8.5pt; font-family: Verdana;">Kaynak: Zaman Online</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ferahnefes.com/agiz-sagligi-vucut-sagliginin-aynasi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>FARELERDE KÖK HÜCREYLE DİŞ YETİŞTİRİLDİ !..</title>
		<link>http://www.ferahnefes.com/farelerde-kok-hucreyle-dis-yetistirildi</link>
		<comments>http://www.ferahnefes.com/farelerde-kok-hucreyle-dis-yetistirildi#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 22 Dec 2009 11:50:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>yasarcinarnar</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ferah Nefes ve Ötesi..]]></category>
		<category><![CDATA[KÖK DİŞ]]></category>
		<category><![CDATA[KÖK HÜCRE]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ferahnefes.com/?p=191</guid>
		<description><![CDATA[Japon bilim adamları, farelerde kök hücreden diş üretmeyi başardılar. Bunun protezi tarihe karıştırabileceği belirtiliyor. BBC ve Daily Mail&#8217;in haberine göre, Tokyo Bilimler Üniversitesi araştırmacıları, kök hücrelerle bir dişin büyümesi için gereken &#8220;bilgiyi&#8221; içeren dokuyu, farenin çene kemiğine naklettiler. Laboratuvar ortamında 5 gün boyunca çoğaltılarak minik bir kök haline gelen doku, farenin çene kemiğinin derinlerine nakledildi. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: 8.5pt; font-family: Verdana;"><img class="aligncenter" src="http://www.dentiss.com/fileSource/haberFoto/big/MMf7e9DzH7yckRDUBeSu.jpg" alt="" width="207" height="188" /></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;">
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;">
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: 8.5pt; font-family: Verdana;">Japon bilim adamları, farelerde kök hücreden diş üretmeyi başardılar. Bunun protezi tarihe karıştırabileceği belirtiliyor. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: 8.5pt; font-family: Verdana;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: 8.5pt; font-family: Verdana;">BBC ve Daily Mail&#8217;in haberine göre, Tokyo Bilimler Üniversitesi araştırmacıları, kök hücrelerle bir dişin büyümesi için gereken &#8220;bilgiyi&#8221; içeren dokuyu, farenin çene kemiğine naklettiler. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: 8.5pt; font-family: Verdana;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: 8.5pt; font-family: Verdana;">Laboratuvar ortamında 5 gün boyunca çoğaltılarak minik bir kök haline gelen doku, farenin çene kemiğinin derinlerine nakledildi. 5 hafta sonra, dişin ucu diş etini yararak çıktı. 7 hafta sonraysa normal bir dişin sertliğine ve hassasiyetine sahip, yiyecekleri kolayca öğütebilen bir dişe dönüştü. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: 8.5pt; font-family: Verdana;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: 8.5pt; font-family: Verdana;">Proceedings of the National Academy of Sciences dergisinde yayımlanan araştırmada deney birçok kez tekrarlandı ve dişin tamamıyla kullanışlı olduğu görüldü. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: 8.5pt; font-family: Verdana;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: 8.5pt; font-family: Verdana;">Deneyin fareler üzerinde yapılmasına karşın, bunun insanlarda da &#8220;kendi dişlerini büyütmenin&#8221; yolunu açabileceği belirtildi. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: 8.5pt; font-family: Verdana;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: 8.5pt; font-family: Verdana;">Tekniğin, hastalıklar veya yaş dolayısıyla yıpranmış kalp, akciğer, böbrek gibi diğer organların yedeklerinin de vücutta üretilmesini sağlayacak şekilde geliştirilebileceği ifade edildi. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: 8.5pt; font-family: Verdana;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: 8.5pt; font-family: Verdana;">Hücrelerin fare embriyonlarından alındığını belirten bilim adamları, diğer tür hücrelerden de diş elde etmenin mümkün olduğuna inanıyor.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: 8.5pt; font-family: Verdana;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: 8.5pt; font-family: Verdana;">Kaynak: NTVMSNBC </span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ferahnefes.com/farelerde-kok-hucreyle-dis-yetistirildi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>GENEL MİKROBİYOLOJİ</title>
		<link>http://www.ferahnefes.com/genel-mikrobiyoloji</link>
		<comments>http://www.ferahnefes.com/genel-mikrobiyoloji#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 11 Dec 2009 09:33:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>yasarcinarnar</dc:creator>
				<category><![CDATA[Diş Hekimleri İçin...]]></category>
		<category><![CDATA[Ferah Nefes ve Ötesi..]]></category>
		<category><![CDATA[akademik]]></category>
		<category><![CDATA[dental]]></category>
		<category><![CDATA[Dişhekimi]]></category>
		<category><![CDATA[enfeksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[mikrobiyoloji]]></category>
		<category><![CDATA[mikrop]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ferahnefes.com/?p=160</guid>
		<description><![CDATA[Her hekim arkadaşımın arşivinde bulunması gereken Genel Mikrobiyoloji bilgilerinin yararlı olması dileğiyle. Dt.Yaşar Çınar NAR GENEL MİKROBİYOLOJİ Kemoterapi: Herhangi kimyasal bileşiğin bir hastalığın iyileştirilmesi veya bir enfeksiyonun yok edilmesi için sistemik olarak vücuda verilmesine kimyasal bileşiklerle tedavi anlamına gelen kemoterapi adı verilir. Bir kimyasal bileşiğim bu amaçla kullanılabilmesi için selektif toksisite adı verilen özel bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><!--[if !mso]> <mce :style>< !  v\:* {behavior:url(#default#VML);} o\:* {behavior:url(#default#VML);} w\:* {behavior:url(#default#VML);} .shape {behavior:url(#default#VML);} --> <!--[endif]--><!--[if gte mso 9]><xml> <w :WordDocument> </w><w :View>Normal</w> <w :Zoom>0</w> <w :HyphenationZone>21</w> <w :PunctuationKerning /> <w :ValidateAgainstSchemas /> <w :SaveIfXMLInvalid>false</w> <w :IgnoreMixedContent>false</w> <w :AlwaysShowPlaceholderText>false</w> <w :Compatibility> <w :BreakWrappedTables /> <w :SnapToGridInCell /> <w :WrapTextWithPunct /> <w :UseAsianBreakRules /> <w :DontGrowAutofit /> </w> <w :BrowserLevel>MicrosoftInternetExplorer4</w> </xml>< ![endif]--><!--[if gte mso 9]><xml> <w :LatentStyles DefLockedState="false" LatentStyleCount="156"> </w> </xml>< ![endif]--><!--  /* Style Definitions */  p.MsoNormal, li.MsoNormal, div.MsoNormal 	{mso-style-parent:""; 	margin:0cm; 	margin-bottom:.0001pt; 	mso-pagination:widow-orphan; 	font-size:12.0pt; 	font-family:"Times New Roman"; 	mso-fareast-font-family:"Times New Roman";} h2 	{mso-margin-top-alt:auto; 	margin-right:0cm; 	mso-margin-bottom-alt:auto; 	margin-left:0cm; 	mso-pagination:widow-orphan; 	mso-outline-level:2; 	font-size:18.0pt; 	font-family:"Times New Roman"; 	font-weight:bold;} p 	{mso-margin-top-alt:auto; 	margin-right:0cm; 	mso-margin-bottom-alt:auto; 	margin-left:0cm; 	mso-pagination:widow-orphan; 	font-size:12.0pt; 	font-family:"Times New Roman"; 	mso-fareast-font-family:"Times New Roman";} @page Section1 	{size:595.3pt 841.9pt; 	margin:70.85pt 70.85pt 70.85pt 70.85pt; 	mso-header-margin:35.4pt; 	mso-footer-margin:35.4pt; 	mso-paper-source:0;} div.Section1 	{page:Section1;} --><!--[if gte mso 10]> </mce><mce :style>< !   /* Style Definitions */  table.MsoNormalTable 	{mso-style-name:"Normal Tablo"; 	mso-tstyle-rowband-size:0; 	mso-tstyle-colband-size:0; 	mso-style-noshow:yes; 	mso-style-parent:""; 	mso-padding-alt:0cm 5.4pt 0cm 5.4pt; 	mso-para-margin:0cm; 	mso-para-margin-bottom:.0001pt; 	mso-pagination:widow-orphan; 	font-size:10.0pt; 	font-family:"Times New Roman"; 	mso-ansi-language:#0400; 	mso-fareast-language:#0400; 	mso-bidi-language:#0400;} --> <!--[endif]--></mce></p>
<p style="text-align: justify;"><!--[if gte vml 1]><v :shapetype id="_x0000_t75" coordsize="21600,21600"  o:spt="75" o:preferrelative="t" path="m@4@5l@4@11@9@11@9@5xe" filled="f"  stroked="f"> <v :stroke joinstyle="miter" /> </v><v :formulas> <v :f eqn="if lineDrawn pixelLineWidth 0" /> <v :f eqn="sum @0 1 0" /> <v :f eqn="sum 0 0 @1" /> <v :f eqn="prod @2 1 2" /> <v :f eqn="prod @3 21600 pixelWidth" /> <v :f eqn="prod @3 21600 pixelHeight" /> <v :f eqn="sum @0 0 1" /> <v :f eqn="prod @6 1 2" /> <v :f eqn="prod @7 21600 pixelWidth" /> <v :f eqn="sum @8 21600 0" /> <v :f eqn="prod @7 21600 pixelHeight" /> <v :f eqn="sum @10 21600 0" /> </v> <v :path o:extrusionok="f" gradientshapeok="t" o:connecttype="rect" /> <o :lock v:ext="edit" aspectratio="t" /> <v :shape id="_x0000_i1025" type="#_x0000_t75" alt="304787262294microbiology-full"  style='width:204pt;height:225pt'> <v :imagedata src="file:///C:\Users\Dejavu\AppData\Local\Temp\msohtml1\01\clip_image001.jpg" mce_src="file:///C:\Users\Dejavu\AppData\Local\Temp\msohtml1\01\clip_image001.jpg"   o:href="http://www.ferahnefes.com/wp-content/uploads/2009/04/304787262294microbiology-full-272x300.jpg" /> </v>< ![endif]--><!--[if !vml]--><img class="aligncenter size-medium wp-image-161" title="304787262294microbiology-full1" src="http://www.ferahnefes.com/wp-content/uploads/2009/04/304787262294microbiology-full1-272x300.jpg" alt="304787262294microbiology-full1" width="272" height="300" /><!--[endif]--></p>
<h2 style="text-align: justify;"><em>Her hekim arkadaşımın arşivinde bulunması gereken Genel Mikrobiyoloji bilgilerinin yararlı olması dileğiyle.</em></h2>
<h2 style="text-align: justify;"><em>Dt.Yaşar Çınar NAR</em></h2>
<p style="text-align: justify;"><span id="more-160"></span></p>
<p style="text-align: justify;"><a name="table01" target="_blank"></a></p>
<div style="text-align: justify;">
<table style="border-collapse: collapse; height: 11826px;" border="0" width="464">
<tbody>
<tr valign="top">
<td class="gen196640" width="453">
<p class="Normal">
<p class="Normal"><span class="Normal__Char" style="font-size: 14pt; font-weight: bold; font-style: italic;">GENEL MİKROBİYOLOJİ</span></p>
</td>
</tr>
<tr valign="top">
<td class="gen196640"></td>
</tr>
<tr valign="top">
<td class="gen196640">
<p class="Normal"><span class="Normal__Char" style="text-decoration: none;"><br />
Kemoterapi: Herhangi kimyasal bileşiğin bir hastalığın iyileştirilmesi    veya bir enfeksiyonun yok edilmesi için sistemik olarak vücuda verilmesine    kimyasal bileşiklerle tedavi anlamına gelen kemoterapi adı verilir.    Bir kimyasal bi</span>leşiğim bu amaçla kullanılabilmesi için selektif    toksisite adı verilen özel bir davranış göstermesi gerekir.  Yani    hasta organıizmanın hücrelerine hiç zarar vermeden (veya tahammül    edilebilir düzeyde zarar verir) yok edilmek istenen enfeksiyon etkenine    üremeyi durdurmak veya  yaşamını devam ettirememe düzeyinde etki    etmelidir. Sonuç olarak insan veya hayvan vücudundaki parazit yok    edilir ve enfeksiyon ortadan kaldırılmış olur.            Selektif toksisitenin    ilk tarifi Paul EHRLİCH tarafından yapılmıştır. Buna göre kullanılan    kimyasal madde parazit canlıya mümkün olan en üst düzeyde zarar    verirken konak canlıya ve onun hücrelerine mümkünse hiç zarar vermemelidir.    Böylece enfeksiyon hastalıkları tedavi edilebilir.  Paul EHRLİCH    bu gözlemini beygir frengisi etkeni olan trypanosama equiperdum isimli    parazitin Trypon kırmızısı boyasından etkilenmesini incelerken    fark etmiş ve bu tanımı yapmıştır. Beygir hücrelerinin bu boyayı    sitoplazmalarına almalarına rağmen trypozomun bu boyanın sitoplazmasına    geçişini engelleyemediğini ve vücuduna dolan bu boya yüzünden    öldüğünü fark etmiştir. 1935 yılında Sülfanamide keşfedilmiş    ve çok kısa bir süre içerisinde enfeksiyon hastalıklarına kemoterapi    uygulaması bir patlama yapmıştır. 1912 ‘de Flemming penisilin    etkisini gördüğü halde bu ilaç ilk defa 1940’ta tedavi amacıyla    kullanılmaya başlanmıştır. Bir kaç yıl içinde bakterilerden,    actinomisedlerden ve mantarlardan elde edilen ve antibiyotica adıyla    anılan yüzlerce bileşik keşfedilmiştir. Antibiyotik bir canlının    sentezlediği ortamda bulunan veya bulunabilecek olan diğer organizmaların    çoğalmalarını engellemek üzere ortama verilen biyolojik bileşiklerdir.    Günümüzde yarı sentetik veya tam sentetik antibiyotiklerde kullanılmaktadır.    Antibiyotiklerin herhangi bir zaman diliminde etkilendiği organizmaların    çoğu zamanla bu bileşiklerden etkilenmemeye başlarlar. Buna antibiyotik    dirençliliği adı verilir. Kemoterapide kullanılan antibiyotik bileşiklerinin    etki mekanizmaları aşağıdaki gruplardan birine uyar.</p>
<p>1) Önemli bileşiklerle kimyasal benzeri (analog) üremeyi durdurmak    ; örnek sülfanamidler.             Canlılarda her enzim kendisi için özel bir    substratlarla ilişki kurarak bir reaksiyonu kataliz eder. Reaksiyon    sona erdiğinde meydana gelen üründen ayrılarak yeni bir substrat    molekülü bağlanmaya hazır hale gelebilir. Herhangi bir kimyasal    madde kimyasal striktür  olarak bir enzimin substaratına çok benzerse    enzim buna bağlandığı zaman reaksiyonu gerçekleştiremediği gibi    onun kendi aktif merkezinden uzaklaşmasını da sağlayamayınca saf    dışı kalmış olur. Enzimleri tükenen canlı üreyemez veya yaşamını    devam ettiremez. Sülfanamidler kimyasal benzerlikleri sebebiyle bir    çok maddenin folik asit sentezleme aşamalarında önemli bir metabolit    olan p.amino-benzoik-asit(PABA) yerine buna özel enzimi bağlanır    ve enzimi saf dışı bırakırlar. Enzimden ayrılsalar bile hücrenin    içi o enzimleri sürekli meşgul eden bir yığın yabancı bileşikle    dolar.( yanlış kurulmuş folik asitler). Hayvansal hücreler folik    asit sentezlemezler. Folik asidi dışarıdan hazır olarak aldıkları    için sülfanamidlerin onlara zarar vermeleri söz konusu değildir.    (Selektif toksisite tamdır ). Sülfanamidlerin etkileri bakteriostatiktir.    Besiyerine bol miktarda (PABA) ilave edilirse bakteriler tekrar üremeye    başlayabilirler. Tüberkiloz sülfanamidlerden hiç etkilenmezler.    Buna karşılık p.amino-salisilikasit bunları yüksek düzeyde inhibe    ederler. Yapılan araştırmalarda pas’tan etkilenlerin sülfanamidlere,    sülfanamidlerden etkilenlerin ise pasa dirençli olduğu görülmüştür.    Demek ki mikro organizmaların  pürin bazı sentezleme yolunda oluşturmak    zorunda oldukları folik asitdin sentezi sırasında ya PABA için farklı    konfigürasyon gösteren yada tamamen farklı enzimler kullanılmaktadırlar.    Böylece sülfanamidin uyum gösterdiği bölgeye pas girememektedir.    Trimetokrin, protozoaların ve bakterilerin di-hydrofolikasit redüktase    enzimlerini etkileyerek bunlar üzerine son derece yüksek inhibasyon    etkisi yapar. Memeli hayvanlarda bu işle görevli enzim trimetokrinden    hemen hemen hiç etkilenmez. Sülfanamidlerle, trimetokrinin parazit    protozonlarla bir çok bakteride folik asit sentezi yolu üzerinde ard    arda yerleşik iki farklı reaksiyonu bloke ettikleri bulunmuştur.               Birlikte kullanılırlarsa bağırsak enfeksiyonlarında, idrar yolları    enfeksiyonlarında ve sıtmada çok başarılı sonuç verirler.</p>
<p>2) Bakteri duvar sentezinin bloke edilmesi:            Penicline’ler ve cephalosporineler.    Bakteri vucudunu korse gibi sararak osmotik basınç dengesizliklerine    karşı lizi olmaktan koruyan bakteri duvarı memeli hayvan hücrelerinde    bulunmayan bir yapıdır. Gr (+) bakterilerinin sitoplazmik osmotik    basınçlarının, Gr(-) bakterilerinkinden 3-5 kat fazla olduğu bulunmuştur.    Bakteri duvarının sağlamlığı peptidoglikan veya murein adı verilen    özel bir molekülden kaynaklanır. (örgülü dev bir çatkı ).Penisilin    ve sefarosilinler murein sentezi sırasında iskeleti oluşturan yan    bağları yapacak olan tetrapeptit zincirlerinin bağlantı kurmasını    engellerler. İskeletin uzamına ipliklerini oluşturan N-asetilglikozamin    ve N-asetilmuramikasit oluşumu bu antibiyotikler tarafından herhangi    bir etki görmez. N-asetilmuramikasit moleküllerinin komşu  iplikler    arasında birbirine bağlanmasını sağlayan tetrapeptit yan zincirler    başlangıçta pentapeptit zincirler şeklinde sentezlenirler. Bu zincir    diğer ucuyla komşu ipliğin  N-Asetilmuramikasit molekülleri bağlanırken    zincirin en sonundaki D-Alanin kopmak zorundadır. Buna transpeptidasyon    reaksiyonu denir. Reaksiyonu gerçekleştiren enzim transpeptidazdır.    Penisilin ve sefarosilinler, Acyl-D-Alany-D-Alanin bileşiğine çok    benzemeleri sebebiyle transpeptidaz enzimini aldatırlar ve saf dışı    bırakırlar. Murein çatkısı kurulamadığından hücre patlar. Görüldüğü    gibi bu iki antibiyotikte sadece yani murein bileşiklerini sentezlenirken    etki gösterebildiklerinden bölünmeyen bakteri hücrelerine zarar    veremezler. Her iki antibiyotikte önce staphlococlarda keşfedilmiş    ancak daha sonralarıda birçok Gr(-) bakterilerde üretildiği fark    edilmiş ve B-Lactamase kolayca parçalanır ve imha edilirler. Zamanla    B-Lactamase moleküllerine yapışmayı çok seven penisilinler bulunmuştur.    B-lactamase bunları parçalayamaz veya bunları çok uğraşarak parçalayabilirler.    Kombine tedavi adi verilebilen farklı antibiyotiklerin birlikte kulanılmaları     şeker uygulamalarda claxaciline birlikte transpeptidaz enzimle üzerine    çok etkililer. Ancak  B-Lactamase büyük zarar görebilen ampiciline    birlikte verilebilirler. Peniciline veya calaxaciline ortamdaki veya    hücredeki B-Lactamase enzimi  molekülleri kuşatıp meşgul ederken     ampiciline bu fırsattan yaralanıp murein sentezini bloke eder. Bacitracin,    Novobiocin, ve Venacomycine bir çok antibiyotik murein sentezinin membranda    üretebilen ilk aşama bileşiklerinin oluşmasını engelleyerek etkili    olurlar.(erken protein sentezi )</p>
<p>3) Membran fonksiyonlarını bozarak etki ederler.Herhangi bir hücrenin    plazma membranı onun dış dünyayla ilişkisini kontrol eden en önemli    yapılardan biridir. Herhangi bir hasar sebebiyle selektif permabilitesi    bozulacak olursa hücre çok değerli bileşiklerini pürin ve primidin    bazları içinde tutamaz ve yaşamını yitirir. Polymyxine, polyen    antibiyotikler, bakteri ve mantar membranlarının yapılarına selektif    müdahale ederek bunların fonksiyonlarını bozarlar, bakteri ve mantarların    çoğalmasını inhibe ederler. Bu iki antibiyotikten biri diğerinin    etki ettiği __________________ phosphatidyle thonolamin sadece bakteri    membranlarına özgü bir bileşik olan fosfotidil etanolamin ile raksiyona     girerek bakteri membranını harap ederler. Ökaryotlarda bu bileşik    bulunmadığından polymixine bunlara zarar veremez. Mantarlarda ökaryottur.    Polyen antibiyotikler yapısında sterol bulunan membranlara bağlanırlar.    Bunların fonksiyonlarını bozarlar mantar membranlarında bol miktarda    sterol vardır. Fakat bakteri membranlarında hiç sterol  bulunmaz dolayısı    ile  polyen antibiyotikler ancak sıkı hastane koruması altında uygulanabilirler.</p>
<p>4)Chloromphenicol,Tetracycline,Macrolida antibiyotikler ve Aminoglycosida    antibiyotikler memeli hayvan hüc. Bakteri hücreleri arasındaki sitolojik    yapı farklılıklarına dayanarak etki ederler. Selektif toksisiteleri    ökaryot ribozomu ile prokaryot ribozomu moleküler düzeydeki yapısal    farklılıklarına dayanır. Memeli hayvan hücresinin ribozonları    70s liktir ve her iki grubunda taşıdıkları protein alt birimler     birbirinden farklıdır. Chloromphenicol bakteri ribozomunun 50s lik    alt birimine bağlanır. Sentezlenmekte olan proteinin uzamakta  olan    a.a bağlanmasını engeller. Etkisinin peptidil transferaz enzimini    bloke etmesinden kaynaklandığı sanılmaktadır. Bakteriostatik etkilidir.    Ortamdan kaybolduğu zaman bakteriler tekrar üremeye başlarlar. Chloromphenicole    dirençli olan bakteriler chloromphenicolasetiltransferaz adı verilen    bir enzim üretirler. Chloromphenicol ü parçalayıp etkisiz hale getiritler.    Bu yetenek bazı bakterilerde plazmid adı verilen ekstrakromozomal    genetik elamanlar üzerindedir ve konjugasyon yoluyla bakteriden bakteriye    yayılabilir. Tetracycline’ler 30s lik alt birime bağlanarak bakteri    ribozomuna aminoasit taşıyan tRNA nın sokulmasını ve 30s lik alt    birimle ilişki kurmasını engellerler. Tetracycline lerin  plazma membranından    bol miktarda geçmesi bakterinin hassasiyetini ifade ederken bu antibiyotiği    sitoplazmasında biriktirme yani onu plazma membranından içeri sokmayan    bakteriler tetracycline dirençlidir. Bu özellik kromozom kökenli    olabildiği gibi bazen plazmid üzerinde bulunur ve diğer bakterilere    geçebilir. Makrolida antibiyotikler Erhtromicine ve Oleandomycine dir.    Bakteri rübozomunun 50s lik alt birimine bağlanır. Buraya aa. Yaklaşmasını    ve bağlanmasını engellerler. Büyük bir olasılıkla translokasyon    ________________________. Makrolitlere direnç 50s lik alt birime bu    antibiyotiklerin bağlanması için gerekli olan proteinin değişmesine    ve kaybolmasına bağlıdır. Antibiyotik bağlanacak yer bulamayınca    etkide göstermez. Ayrı bir gruba giren Lincomycine antibiyotiği  50s    lik alt birime bağlanarak makrolit antibiyotiklerinin etkisine benzer     bir davranış gösterirse de daha erken protein biyosentez aşamalarını    ve özellikle initasyon(başlangıç) aşamasını bloke ettiği kabul    edilir. Dirençlilik bağladığı proteinin modifikasyonundan kaynaklanmaktadır.    İsimleri birbirinden farklı olsada etki mekanizmaları tamamen aynı    olan Konomycine, Gentomycine, Streptomycine, Tobramycine, Neomycine    gibi antibiyotikler bakteri ribozomunun 30s lik alt birimine bağlanır    ve burada okunmakta olan mRNA daki şifrenin yanlış tercüme edilmesine    sebep olurlar. Gerekli a.a yerine yanlış bir a.a taşıyan enzimler     hatalı çalışırlar veya iş göremezler. Tetracycline’ler  ve makrolida     antibiyotikler gibi bunlarda bakteriostatik etki yaparlar ve ortamdan    uzaklaştırılırlarsa bakteriler tekrar üremeye başlarlar. Bazı    bakteriler bunları parçalayan veya modifize eden enzimler salgıladıklarından    dirençli olurlar genellikle kromozomal kökenli bir dirençlilik şeklinde    ortaya çıkar. Diğer bir fenomen ise bunların 30s lik alt birimine    bağlanacakları proteinin modifize olmuş olmasıdır. Genellikle kullnılan    antbiyotik dozuna bağlı olmadan bir seferde ve tam dirençlilik şeklinde    gelişen bu dirençliliğe tek adım dirençliliği veya streptomycine    dirençliliği tipi adı verilir. Neisseria Meningitidis’in bazı    mutant suşları gerekli enzimlerinin hatalı a.a taşıması sebebiyle    düşük sayıda üreyebildiklerinden bulundukları boğaz floralarında    sorun yaratmazlar. Bunların bulunduğu ortamlara ve insanlara streptomycine    verildiğinde  normalde hatalı olarak okunan aminoasitlerin tekrar hatalı    okunması sonucu doğru a.a zincirine sokulursa bu bakteriler hızla    üreme yeteneği kazanırlar ve tehlikeli enfeksiyon yaratabilirler.</p>
<p>5) Nükleik asit sentezinin bloke edilmesi:Actinomycine DNA sentezini    ve dolayısıyla DNA ile ilgili her türlü reaksiyonu kuvvetle bloke    eden antibiyotiklerdir. DNA’nın dezoksiguanozin redikallerine kuvvetle    bağlanarak DNA molekülünü tamamen kuşatır. İki iplik hiçbir    şekilde gereken yerlerden ne replikasyon nede transkripsiyon için    ayrılmadığından her şey durur.Mitomycine DNA’yı ilmek ilmek    depolimerize eden çok etkili bir antibiyotiktir. Ancak her ikiside    gerek bakteri gerek virüs gerekse memeli hayvan DNA’ları arasında    fark gözetmeden etkili olduklarından sadece araştırma amaçlı kullanılabilirler.    Asla ilaç olarak kullanılmazlar.</p>
<p>Antibiyotik(Antimikrobik Madde) Dirençliliğinin Gelişme Şekli</p>
<p>1)Mikroplar antibiyotiği daha vücüt dışında iken parçalayarak    etkisiz hale getirirler. Genellikle peniciline dirençliliği şeklinde    tanımlanan bu dirençlilik tipi özellikle Gr(-) bakterilerde çok    adımlı (doz arttıkça artan dirençlilik) dirençlilik tipi şeklinde    karşımıza çıkabilir. Chloromphenicol’e karşı aynı mekanizma    ile dirençlilik görülür. Aminoglikozit antibiyotiklere karşı görülen    modifize edici enzimlerden kaynaklanan dirençlilikte bu gruba girmektedir.</p>
<p>2)Mikroorganizmalar ortamdaki antibiyotiklere karşı permeabilite bariyerleri    kurup onu vucutlarına almayabilirler. Tetracycline dirençliliği bu    yöndeki en güzel örnektir. Bunun yanı sıra polimixinlere olan dirençlilikte    buna benzer.</p>
<p>3)Mikroplar genellikle bir mutasyon sonucu kalıcı bir değişiklik    ve antibiyotiğin etkili olabilmesi bağlanması gereken noktada ki    yapıyı değiştirir veya yok ederler. Bu durumda tek adımlı streptomycine    tipi dirençlilik ortaya çıkar. Macrolida antibiyotikler 50s lik alt    birime, aminoglikozid antibiyotikler 30s lik alt birimde antibiyotiğin    bağlanacağı proteinin değişmiş olması sebebiyle etkisiz  hale    gelirler.</p>
<p>4)Bakteriler normalde takip ettikleri biyosentez yolunu değiştirebilirler    veya bundan vazgeçerler. Antimikrobik bileşiğin bloke ettiği biyosentez    davranışı değişince rekabet edilecek bileşik kalmaz ve dirençlilik    ortaya çıkar. Sülfanamid’e dirençli olan bakteriler çoğu kez    folik asit sentezleme davranışlarını değiştirirler tıpkı memeli    hayvan hücreleri gibi madur veya yarı madurfolik asit derivatları(öncü    bileşik) dışarıdan hazır olarak alırlar. PABA’ya ihtiyaç kalmadığından    sülfanamidin rekabet ortamı yok edilmiş alabilir.</p>
<p>5)Mikroplar gerçek substratını çok daha iyi tanıyan enzimler sentezlemeye    başlarlar. Bu durumda antabolist davranmak isteyen bileşikler daha    iyi tanındıkları için enzimleri aldatamazlar. Bazı sülfanamid     dirençli bakterilerde ki enzimleri doğal substratları olan PABA’yı    sülfanamidlere göre 400 kat daha iyi tanıdıkları bulunmuştur.               Mikroorganizmalarda görülen dirençliliğin orjini iki farklı şekilde    karşımıza çıkar. Bunlardan biri daha çok o anlık modifikasyon    şeklinde açıklayabileceğimiz çevresel faktörlerden kaynaklanan    dirençlilik halidir. Penisilinlerin etkili olabilmeleri için bakterilerin    mutlaka çoğalma eğiliminde olması lazımdır. Üremeyen bakteriler    bu antibiyotikten etkilenmezler. Vücudun çevresel osmotik basıncı    izotoniğe yakın bölgelerinde penisilin veya sefalaspolin etkisiyle    duvarlarını kaybetmiş(L-Formuna dönüşmüş) bakteriler ortam koşulları    bozulmadıkça duvarsız olarak çoğalmaya devam ederler. Bunların    tedaviden etkilenmemesi ve varlıklarını sürdürememesi fenomenine    persiste etmek denir. Çevresel faktörlerden kaynaklanmayan yada doğal    yada sonradan oluşmuş bazı genetik özellikler sebebiyle dirençli    hale gelmiş mikroorganizmalarda bu davranış kromozomal kökenli olabilir.    Özellikle gr(-) bakterilerin dirençlilik plazmidleri  tehlikeli tablolar    oluşturur. 1976 yılında Japonya’da chloromphenicol’e tetracycline    ,stroptomycine ve amplicyline dirençlilik geni taşıyan plazmidlere    sahip Shigella bakterileri ortaya çıkmıştır. Bunların konjugasyon    yoluyla bu plazmidleri E.Coli bakterilerine aktardıkları bulunmuştur.</p>
<p>Çapraz Direnç</p>
<p>Birbirine kimyasal akraba olan antibiyotikler arasında bunlardan birine    dirençlilik söz konusu ise aynı organizmanın diğerlerine de dirençli    olduğu çok yüksek bir olasılıktır. Örneğin Neomycine/Konamycine,    Erhthromycine/Oleandomycine ve Polymyxine-B/Colistin dirençlilikleri    böyledir. Ender olarak Eritromisin/Lycomycine kimyasal olmadıkları    halde çapraz direnç gelişmesi görülebilir.</p>
<p>Çapraz direncin gelişmesini önlemek için:</p>
<p>a)Tedaviye yeterli yüksek dozda başlamalı ve bir jenarasyondaki mikropların    mümkün olan en büyük kısmını yok etmelidir.</p>
<p>b)Genel anlamda dirençlilik gelişimini engellemek amacıyla farklı    noktalarda ve birbirini destekleyecek şekilde etkili olan en az iki    antibiyotiğin veya iki antimikrobik bileşiğin birlikte uygulanması    mesela tüberküloz tedavisinde Ethambutol+isoniasid birlikte verilirse    tedavi çok başarılı olur.</p>
<p>c)Antibiyotikleri antibiyogram yapmadan kullandırmamak gereklidir.    Bu taktirde düşük dozda kısa sürede yeterli tedavi sağlanır.</p>
<p>İmmünoloji-Seroloji</p>
<p>Memeli hayvan ve insanların vücutlarına genellikle protein karakterli    virüsler dahil olmak kaydıyla çeşitli mikroorganizmaların ve ayrıca    ister makroskobik ister mikroskobik parazitler ilk kez girdiklerinde    kendilerine karşı özel bileşiklerin sentezlenmesine yol açıyorlarsa    bunlara çok genel anlamda antijen adı verilir. Aslında antijenlere    karşı insan ve memeli hayvan vücutlarında sentezlenen özel bileşiklerin    genel adı ise antikordur.            Genellikle vücuda ilk kez giren antijene    karşı 8-10 gün sonra serumda saklanabilecek düzeyde antikor üretilir.    Böylece örneğin enfeksiyon etkenine karşı bir savunma davranışı    uygulanır. Bir enfeksiyon hastalığında vücudun ortaya koyduğu    bu savunma mekanizmasını geniş kapsamlı sonucu o enfeksiyona karşı    bağışıklık şeklinde karşımıza çıkar. Bağışıklığın    oluşmasıyla ilgili araştırmalar yapan bilim dalı immünolojidir.    Bağışıklık reaksiyonları sırasında ortaya çıkan antikor dahil    her türlü özel bileşiğin in-vitro koşullarda saptanmasında bazen    de in-vivo olarak bazı reaksiyonların incelenmesine ait tekniklerle    uğraşan bilim dalı ise seroloji olarak tanımlanır. Serolojik reaksiyonlar    araştırılan özel bileşiklerin ve yapıların karakterine bağlı    olarak bazen deney tüpünde bazen jel ortamında zaman zamanda florasan    mikroskobuyla gözlenebilecek ortamlarda yapılır. Prensip olarak hastanın    serumunda söz konusu olabilecek patojen mikroorganizmaya karşı antikorların    bulunup bulunmadığı varsa ne kadar antikor bulunduğu araştırılır.    Bazı antikorlar enfeksiyonun ilk devresinde ortaya çıkar fakat kısa    bir süre sonra serumdan kaybolabilirler. Bazı antikorlar ise oldukça     geç ortaya çıkarlar ama yıllarca serumdan yüksek seviyede varlıklarını    sürdürebilirler.</p>
<p>Aglütinasyon Reaksiyonları: Bu reaksiyonun ismi aglütinojendir. Bu    hücreler veya partiküller üzerinde bulıunur. Serumda bunlara karşı    bulunan homolog antikorların ismi aglütinindir. Partiküller veya    hücrenin üstünde ki aglütinojenler serumda ki homolog aglütininleri    ile karşılaştıkları zaman hücreler veya partiküller irili ufaklı    kümleler oluşturarak çökerler. Bu olaya aglütinasyon denir. Aglütinasyon    reaksiyonlarında bakteri süspansiyonları kullanılmaktadır.(antijen    olarak). Süspansiyondaki bakterilerin hiçbir sebep yokken kendiliğinden    birbirlerine yapışması yalancı pozitif sonuçlar doğuracağından    bu problemi ortadan kaldırmak için aglütinasyonda kullanılacak bakteri    süspansiyonları fizyolojik tuzlu su ile hazırlanır. Aglütinasyon    testlerinin uygulamasında genellikle 37 C bazende 50-55 C gibi sıcaklıklar    tercih edilir. 36-37 C memeli hayvan vücut sıcaklığını yansıttığından    daha güvenilir sonuçlarda alınır. Serum elde etmek için genellikle    kol bileğinden 5 ml kan almak yeterlidir. Kan steril bir tüpe boşaltıldıktan    sonra eğik olarak pıhtılaşması sağlanır daha sonra pıhtı steril    bir cam bagetle kenardan ayrılır ve serum dikkatle toplanır. Alınan    serumu steril bir şişeye aktarıp gerekirse eritrositlerden kurtarmak    üzere santrifüj etmek uygundur.</p>
<p>Antijenlerin Hazırlanması: ağırlıklı olarak rutin çalışmalarda    karşılaşacağımız organizmalar bakteriler olduğundan bakterilerden    antijen hazırlamak için aşağıdaki metodlar kullanılır. Bakteri    antijenleri esas olarak 2 tanedir. H antijeni adı verilen antijenler    kirpikli bakterilerde bulunur. O antijenin kirpikli olsun kirpiksiz    olsun bütün bakterilerde bulunan vücut antijenidir. Birde insanlardan    geni izole edilen Salmonella bakterilerinde  bulunan ve ancak birkaç    ay gibi kısa bir süre için saptanabilen Vi-antijeni bulunur. Vi-antijeni    insan topluluklarında tifo partiküllerini saptamak için faydalıdır.</p>
<p>H Antijenin Hazırlanması: Bakterilerin hareketli olması gerekir.    Gerekirse yavaş hareketli suşlar % 0,4’lük yumuşak agarlı B.Y    giderek hareketleri güçlendirilebilir. Bakterinin S koloni yapan hareketli    suşu alınır 37 C 24 saatlik Buyyon kültüründen petri kutusunda    K.B.Y ‘de ekim yapılır. Bol miktarda B.Y’ne ekilen bakterinin    tüm yüzeyde bir tabaka şeklinde üremesi sağlanır.(24 saat). Daha    sonra petri kutusunun içine birkaç damla steril fizyolojik tuzlu su    koyulur. B.Y’den parça koparmadan bakteriler sıyrılır ve koyu    bir süspansiyon haline getirilirler. Steril pipetle steril bir tüpe    aktarılan  bu süspansiyona % 0,1 ile % 0,2 düzeyinde formalin katılıp    çalkalanır. 24 saat buzdolabında bekletilir ve daha sonra sterilite    kontrolü yapılır. Formalin bakterilerin taşıdıkları  O-antijenini    yok eder. Böylece süspansiyonda H-antijenleri kalır. Sterilite sağlanmış    ise uygun tamponlu sıvılarla standart bulanıklığa ayarlanan süspansiyon    buzdolabında aylarca kalır ve kurumaya başlar.</p>
<p>O-antijeninin Hazırlanması: Bakterilerin mümkünse hareketsiz suşları    seçilir, buna imkan yoksa bakteri içerisine 1/800 veya 1/400 düzeyinde    fenol katılmış jeloz B.Y’ne eklenerek kirpiksiz üremesi sağlandığı    gibi varsa Vi-antijenini de yok edilmesi sağlanır. 37 C’de 24 saat    kadar bir tabaka şeklinde üretilen bakteriler steril fizyolojik tuzlu    su içerisinde koyu bir süspansiyon haline getirilirler. Bu süspansiyonun    hacminin 10-20 katı hacmi de %95’lik alkol süspansiyonuna katılır    ve bakterilerin taşıyabilecekleri H-antijenleri yok edilir. Alkollü    karışım 40-50 C yarım saat kadar bekletilir, daha sonra bir gece    karanlıkta oda sıcaklığında tutulur alkolün uzaklaşması için    santrifüj edildikten sonra üst kısım atılır çöken bakterilerin    uygun miktarda steril fizyolojik tuzlu suda süspansiyon haline getirilirler.    Süspansiyona % 0,25 düzeyinde kloroform kullanarak konserbasyon sağlanır.    Bu haliyle buz dolabında saklanır. Kullanılacağı zaman uygun sulandırmada    uygun süspansiyonlar hazırlanır ve kullanılır. Testin yapılışı    8 tane tüp alınır. 1.tüpe 0,9 ml diğer tüplere  0,5 ml steril fizyolojik    tuzlu su konulur.  Hasta serumundan 1. tüpe 0,1 ml konur tüp çalkalanır     bu karışımdan 0,5 ml alınarak 2. tüpe konur. Tüp çalkalanır.    Bundan alınan 0,5 ml üçüncü tüpe konulur ve bu böyle 7 tüpe    kadar devam eder. 7. tüpten alınan 0,5 ml karışım atılır, daha    sonra tüplerin hepsine 0,5 ml antijen konur tüpler çalkalanır ve    1/3’ü suya batacak şekilde benmary’e konulur.(aglütinasyon testleri    daima su banyosunda yapılır). H aglütinasyonu arıyor isek 37 C 2    saat oda sıcaklığında yarım saat tutmamız genellikle yeterlidir.    O aglütinasyonu aradığımızda  37 C 4 saat bekledikten sonra genellikle    oda sıcaklığında ve karanlıkta 1 gece (24 saat olabilir) beklettikten    sonra sonuçlar okunur. 8.tüpte sonucun (-) olması lazımdır. Bu    tüpte pozitif görüntü varsa test geçersizdir çünkü bizim antijen    bozuktur.(serum olmayan tüpe pozitif sonuç verdiği için).</p>
<p>Sonuçlara Bakılması: Negatif sonuçta süspansiyonda ki bakteriler    tüpün dibinde son derece ince ve düzgün kenarlı düğme görüntüsü    veren  bir çökelti yapar. Pozitif sonuçlarda ise bakteriler irili    ufaklı yumaklar oluşturarak kenarları girintili çıkıntılı kalın    bir çökelti halinde dipte toplanırlar çoğu kez görüntü tüpün    kenarlarına doğru tırmanmış görünür. H aglütinasyonunda kümeler    büyüktür tüp çalkalandığı zaman  bunlar daha küçük parçalara    dağılırlar. O aglütinasyonunda ise kümeler küçüktür çalkalanma    ile dağılmazlar. Tüp çalkalandığı halde üst sıvının berrak    kalması sonucun (++++) olduğunu gösterir. Hafif kullanılan (+++)    yarı yarıya kullanılan (++) kümelerin hemen tamamen  dağılıp dipte    sadece az bir miktar sağlam çökelti kalması (+) olarak değerlendirilir.    Staphylococ ve Streptococ gibi bakterilerin tuzlu su veya buyyon süspansiyonları    sulandırılmış veya sulandırılmamış hasta serumu ile lam üzerinde    1 er damla şeklinde karıştırılırlarsa kısa sürede gözle görülebilir    veya mikroskobun küçük objektifi ile ayırt edilebilir. Aglütinasyon    meydana getirebilirler. Kantitatif olmayan bu aglütinasyon testine    lam aglütinasyonu adı verilir.</p>
<p>Brucella Antijeninin Hazırlanması: Brucella bakterilerinin antijenleri    ortak olan abartus suis ve meditensis türleri çok yaygındır. Brucella     antjenlerini hazırlamak için genellikle abortus türü kullanılır.    Büyük petri kutularına veya geniş yüzey sağlanan özel şişelere    dökülmüş jeloz B.Y üzerinde bakterilerin 48 saatlik kültürü    hazırlanır. Birkaç damla steril fizyolojik tuzlu suda koyu bir süspansiyon    haline getirildikten sonra % 0,5 fenol veya formalin katılarak sterilizasyon    sağlanır. Bir gece bekletildikten sonra sterilite kontrolü yapılır.    Sterilite sağlanmış ise uygulama bulanıklığına ayarlanıp kullanılır.</p>
<p>Gruber Widal Testi</p>
<p>Tifo enfeksiyonlarının teşhisinde kullanılacak kadar tifo geçirmiş    insanlarda serumda ki antikorların saptanması amacıyla yapılan bir    testtir. Enfeksiyonlar en çok salmonella typhi ve salmonella paratyhphi-B    ile meydana geldiğinden bu testte kullanılan antijenler bu bakterilerden    hazırlanabilirler. Tifo enfeksiyonunda O-Aglütininleri, H-Aglütininlerinden    daha erken ortaya çıkarlar fakat spesifik değildirler. Yani salmonella    tyhpi’mi yoksa salmonella parathypi-B suşuylamı enfeksiyon geçirilmekte    olduğunu belli edemezler. H Aglütininleri ise hem spesifiktirler hemde    serumda sadece bir yıl kadar kalabilen O-Aglütininlerine göre daha    yıllarca varlıklarını sürdürürler. Sağlıklı insanların 1/40-1/50    sulandırılmış serumları bu testte (+) sonuç verdiğinden en az    1/100 ve daha yukarı sulandırılmalar yapılmalı ve sonuçlar değerlendirilmelidir.    Kişinin serumunda O-Aglütininleri 1/100  H-Aglütinleri 1/200 titresinde    bulunuyorsa o zaman kişinin hastalık geçirmekte olduğu düşünebilir.    Bir süre sonra her iki aglütinin grubu da daha yüksek düzeylere    çıkar. Eğer kişinin serumunda O-Aglütinasyonu 1/200 H-Aglütinasyonu    1/400 gibi yüksek bir düzey gösteriyorsa o kişi kısa bir süre    önce tifo geçirmiştir. Serumunda sadece H-Aglütinasyon titresi (+)    olan (1/100-1/200) insanların ya aşılanmış olduklarına yada iki    veya daha fazla yıl önce tifo geçirdiklerine karar verilir. Tifo    ile bağlantısı olmayan herhangi bir ateşli hastalıkta  Gruber Widal    testinde etkili olan H-Aglütininlerinin bir miktar arttığı bulunmuştur.    Tifo portörlerinde Gruber Widal testi (+) sonuç verir. Bazen serumda    çok yüksek düzeyde antikor bulunduğu halde yaptığımız aglütinasyon    testinde serumu fazla sulandırmışsak isek aglütinasyon meydana gelmez.    Buna Prozon olayı denir. Aynı serumu daha ileri düzeyde sulandırdığımız    taktirde aynı antijenle  mükemmel antijen meydana gelecektir. Neden    kaynaklandığı tam olarak bilinmiyorsa da özellikle buruccella enfeksiyonları    gibi prozon olayının görülme ihtimali olan durumlarda serum sulandırmalarını    1/400’den daha fazla en iyisi 1/800 kadar yapmak tavsiye edilir.(Buruccella    enfeksiyonlarında Sub-Kronik devreye girdiği zaman serum sulandırmaları    1/1000 ile 1/10000 oranında (+) sonuç verebilir. Prozon olayına sebep    olan faktörlerin hasta serumunun 56 0C’de 30 dk. tutulmasıyla kısmen    veya tamamen elimine olduğu ileri sürülmektedir. Ancak en etkili    tedbir yüksek düzeyde  sulandırma yapmaktır çünkü yüksek sıcaklıkta    serumdaki antikorlarda bozulabilirler.</p>
<p>Bakteri Hemaglütinasyonu</p>
<p>Bir çok bakteri Rickettsia, bazı mantarlar ve virüslerin bazıları    çeşitli tipteki omurgalı hayvan eritrositlerini aglütine etme yeteneğindedirler.    Bu olaya kısaca Bakteri Hemaglütinasyonu denir. Çoğu kez bakteriler    söz konusu eritrosit süspansiyonlarıyla karşılaştıklarında ayrıca    bir katkı gerçekleşmeksizin eritrositleri aglütine ederler. Bakterilerin    bu davranışında tüm bakterilerde görülebilen ve adına Fimbria    denilen ince ve sert yüzey eklentilerinin yol açtığı kabul edilir.(Fimbria’lar    Gr(-) bakterilerde yaygındır). Bu olay direkt bakteri hemaglütinasyonu    olarak tanımlanır. Bakteri hemaglütinasyonunun  2.bir tipinde bakterilerin    yüzey antijenlerini oluşturan polisakkarit kökenli bileşikler eritrositlerin    yüzeyine yapışırlar. Ancak aglütinasyon meydana gelmez. Bu karışıma    kullandığımız bakteriye karşı homolog antikor taşıyan bir serum    ilave edilirse eritrositlerin aglütine olduğu görülür. Buna İn-direkt    Bakteri Hemaglütinasyonu denir. Eritrositlere yapışan ve antikorlaral    tepkimeye girerek onların aglütine olmasını sağlayan polisakkarit    kökenli bileşiklere Eritrosi Hassaslaştıran Madde (ESS) adı verilir.</p>
<p>Presipitasyon Reaksiyonları</p>
<p>Serolojik testler de herhangi bir partikül üzerine bağlı halde olmayan    çözelti haldeki antijenlerle hasta serumunda bulunan ve yine çözelti    halindeki antikorların uygun sulandırmaları ile birbirine karıştırmaları    durumunda başlangıçta ortamda bulunmayan küçük partiküllerin    meydana geldiği bunların birleşmesiyle , birleşmesi sonucu bulanıklık    şeklinde görünen bir çökelmenin oluştuğu bilinmektedir. Bu olaya    Presipitasyon denir. Bunu meydana getiren antijenlere Presipitinojen    antikorlara Presipitin adı verilir. Antikor ve antijen çözeltilerinin    optimal presipitasyon verdiği sulandırma düzeylerine Optimal oran    adı verilir. Bu oran korunduğu taktirde presipitasyon elde etmemiz    her zaman mümkündür. Örneğin daha önceki çalışmalarımızda    elimizdeki antijenin 1/100 sulandırılmış şekli ile standart (+)    serumların 1/20 sulandırılmış şekillerinin birbiri ile karışması    durumunda optimal presipitasyon oluştuğunu bulmuş olalım. Aynı    antijeni 1/200 sulandırdığımız taktirde yine optimal presipitasyonun    elde edilmesi serumu 1/40 sulandırmamız yeterlidir. Presipitasyon    testlerinde antijen çözeltileri çok pahalıdır. Mümkün olan en    az düzeyde antijen kullanılması hedeflenir. Bu amaçla Mikropresipitasyon    yöntemi geliştirilmiştir. 50-100 mikrolitre kapasiteli kapiller pipetler    önce hasta serumuna daldırılır kapiller çekim yüksekliğinin yarısına    kadar doldurduktan sonra antijen çözeltisine daldırıp bir miktar    antijen çözeltisi kapiller tüpün içine çekilirse fiziksel karışım    etkisinde kalmadan iki sıvının birbirine temas ettiği yüzeyde karşılıklı    diffüzyon gerçekleşir. Bu sırada antijenle antikor arasında optimal    oranın sağlandığı bölgede presipitasyon bandı(halkası) meydana    gelir. Daha sonraları jel difüzyon teknikleri adıyla bilinen jeloz    bulunan ortamlarda diffüzyon esasına dayanan uygumlalar geliştirilmiş.    Bu teknikler kendi içinde ikiye ayrılır.</p>
<p>1.<br />
Antijen veya antikordan sadece birinin düffüze olduğu basit diffüzyon    sistemleri ile<br />
2.<br />
hem antijenin hem antikorun ortama diffüze oldukları çift diffüzyon    sistemleridir.</p>
<p>Her iki sistem kendi içinde tek yönlü ve İki yönlü olmak üzere    iki tipe ayrılır.             1.a)Tek yönlü basit diffüzyonda serum karıştırılmış    jeloz deney tüpünün içine konur katılaştıktan sonra üzerine    antijen çözeltisi ilave edilir. Üst kısımdan vertikal yönde jeloz    içine diffüze olan antijenler optimal oranın sağlanmadığı noktada    presipitasyon bandı meydana getiriler.            1.b) iki yönlü basit difüzyonda    içine serum katılmış jeloz petri kutusuna dökülür. Katılaştıktan    sonra jeloza açılan bir oyuğa antijen çözeltisi daldırılır veya    antijen çözeltisi emdirilmiş bir filtre kağıdı parçası jelozun    üzerine yerleştirilir. Antijen hem vertikal hem horizontal yönlerde    jeloz içine diffüze olur. Optimal oranın sağlandığı yönlerde    presipitasyon çizgileri meydana gelir.</p>
<p>2.a)Tek yönlü çift difüzyon sisteminde tüpün içine önce serum    katılmış bir miktar jeloz konur. Katılaşması beklenir. Bunun üzerine    ikinci tabaka olarak içine hiçbir şey katılmamış bir miktar jeloz    konularak katılaşması beklenir. Son olarak tüpün içine bir miktar    antijen çözeltisi konulur. Serum alttan yukarıya doğru antijen yukarıdan    aşağıya doğru ara bölgedeki jeloza diffüze olurlar. Optimal oranın    sağlandığı yerde presipitasyon bandı meydana gelir.</p>
<p>2.b) İki yönlü çift difüzyon uygulamasında içine hiçbir katkı    yapılmamış jeloz petri kutusuna dökülür katılaştıktan sonra    petri kutusunun kenarlarından ve birbirinden uygun uzaklığa yerleştirilmek    üzere test edilecek serumların emdirildiği filtre kağıtları jeloz    üzerine yerleştirilir. Kutunun tam ortasına da antijen emdirilimiş    filtre kağıdı konur. Hem antijen hem de serumlar hem horizontal hem    de vertikal yönlerde jeloza diffüze olur. Optimal oranın sağlandığı    bölgelerde presipitasyon çizgileri meydana gelir. Bir tek antijen    çözeltisi aynı anda 4-6 farklı seruma karşı kullanma olanağı    verdiğinden bu teknik en tasarruflu uygulamadır. Günümüzde tek    yönlü basit difüzyonu anımsatan fakat elektrik akımı yardımıyla    antijenin serum katılmış jeloz ortamında horizontal olarak sürüklenmesini    sağlayan immün elektroforez tekniği kullanılmaktadır.</p>
<p>Kompleman Birleşme Reaksiyonları</p>
<p>Kompleman bütün memeli hayvan serumlarında bulunan bir serum birleşmesidir. İmmünolojik reaksiyonlarda çok önemli bir görevi vardır. Aralarında ayrım yapılmaksızın vucudun neresinde bir antijen ve onun homolog antikoru arasında bir ilişki kurulmuş ise (Antijen-Antikor kompleksi) kompleman bu kompleksin üzerine yapışır ve bu üçlünün bulunduğu bölgede var olan membranlar veya biyolojik çatkılar tahrib edilirler. Örneğin bakterilerde yapılan bir aglütinasyon testinde hasta serumunda ki kompleman önceden yok edilmiş ise aglütinasyon meydana geldiği taktirde kısa süre içinde bakterilerin eridikleri görülecektir. Her antikor-antijen birlikteliği komplemanı bağlamasada çoğu kez kompleman bağlanması görülür ve vücüdun yüksek organizasyonlu parazitlere karşı en önemli bağışıklık reaksiyonlarından birini oluşturur. Tıpkı presipitasyon reaksiyonlarında olduğu gibi antijen-antikorun her ikisininde çözelti halinde birbirleriyle karşılaştığı ortamlarda da ortamda kompleman varsa meydana gelen antijen-antikor kompleksine bağlanır. Ancak ortamda lizi olduğunu gözleyebildiğimiz hücreler yoksa biz bu reaksiyonu saptayamayız. Oluşturduğumuz karışımda da bulunan antijen ve antikorun birbirinin homoloğu olduğunu ve ortamda kattığımız komplemanında  ortamda ki antijen-antikor kompleksine bağlandığını görünür hale getirmek için biz deneyin son aşamasında ortama koyun eritrositleri ile bunlara karşı tavşanlardan elde edilmiş anti-serum karışımını ilave ederiz. Tavşan serumu+koyun eritrositi karışımı Hemolitik Sistem adıyla bilinir. Hemolitik sistem antijen-antikor-kompleman arasındaki ilişkinin görsel olarak ortaya konulmasına yardımcı olur. Kompleman birleşmesi deneyleri diğer reaksiyonlarla varlıkları anlaşamayan bazı antikorların antijenleri ile karşılaştıklarında komplemanı bağlama özelliklerinden faydalanarak yapılarlar. Bunlar arasında en tanınmışı Wassermann testidir. 1906 yılında frenginin teşhisi ve tedavinin başarı yönünden kullanılmak üzere tarif edilmiş bir testtir. Çok sayıda kobaydan serum alınıp karıştırılarak hemoliz yeteneği ön testlerle saptanan komplemandan wassermann testinde belirili bir miktar kullanılır. Bu testi ilk tarif ettiğinde wassermann frengili bir fetusun karaciğerinin sudaki ekstraktıını antijen olarak kullanmıştır. Daha sonraları sağlam insan karaciğerinden,sığır kalbinden,sığır böbreğinden antijen hazırlanabileceği anlaşılmıştır. Günümüzde sığır kalp kasının alkolde ki ekstraktı kullanılmaktadır. İçerisinde bir miktar Lecitin katıldığında hassasiyeti daha da güçlenmektedir. Kalp kasının alkolde eriyen ana asetonda erimeyen bu ekstrakt fragsiyonunu nasıl olupta treponema pallidum antijeni yerine geçtiği tam olarak anlaşılmamıştır. Kabul edilen  bir teoriye göre bu antijen Reagnin adı verilen ve frengili hasta serumunda bulunan bir miktarda birleşmektedir. Komplemanda bu antijen-antikor kompleksine bağlanmaktadır. Reagnin nasıl meydana geldiği şu şekilde açıklanmaktadır. Treponema pallidum ürediği dokuları harab etmektedir. Hücrelerden lipoid karakterli bazı bileşikler serbest kalmaktadırlar. Bu lipoidler orada bulunan spiroket proteinlere yapışarak hapten rolü oynayıp proteinlerle birlikte oluşturdukları bu yeni yapıya karşı antikor ulaşmasını başlatmaktadırlar. Bu antikorda Reagin’dir. Wassermann testi için kullanılan komplemana uygun miktarlarda antijen alınmaktadır.            Test iki aşamada yapılır.1.Aşama da biri test diğeri kontrol olmak üzere alınan iki tüpe aşağıdaki materyal konur.                                                           Test                                                     Kontrol  1/5 hasta Serumundan    1 Hacim                                                                   1 HacimAntijen                                          1 Hacim                              1 Hacim fizyolojik tuzlu suKompleman                                  1,25 MHD                                                 1 MHD         Bu üç materyal tüplerde karıştırılır.37  0C benmary de 1 saat bekletilir. Sonra her iki tüpe hemolitik sistem  test tüpüne 2 hacim kontrol tüpüne 2 hacim 37  0C    30 dk. bekletilir ve sonuç okunur. Wassermann testinin sonuçları incelenirken hareket noktamız 1.aşamada oluşan reaksiyonların sonunda ortama ne kadar serbest kompleman kaldığıdır. 2. aşamanın sonunda ortaya çıkacak görüntünün serbest kalmış kompleman miktarı ile doğru orantılı olarak değişeceği unutulmamalıdır. Hasta serumunun içerisinde ne kadar antikor olduğunu bilmemize gerek yoktur. Önemli olan bizim birbirlerine orantılı olarak tüplere ilave ettiğimiz antijen kompleman ve hemolitk sistemdeki koyun eritrositleri ile bunlara karşı tavşanlardan elde edilmiş antikorların miktarları önemlidir. Bu oranlar daha önce yapılan araştırmalardan elde edilen sonuçlara göre seçilmişlerdir. Wassermann testinin sonucu 3 şekilde karşımıza çıkar.1-        Bütün eritrositler sağlamdır: Bu görüntü bize test tüpüne hemolitik sistem katıldığı anda ortamda hiç serbest kompleman bulunmadığını gösterir. Hemolitik sistemin içindeki koyun eritrositleri ile tavşan serumu antikorları kompleks oluşturmuş olsalar bile bu komplekslere bağlanacak kompleman olmadığından bütün eritrositler lizi olmadan kalmıştır. Demek ki 1 aşamada verdiğimiz antijen &#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;- hasta serumu antikorla birleşmiş ve antijene orantılı olarak karışıma ilave ettiğimiz komplemanın tümü bu komplekslere bağlandığından ortamda serbest kompleman kalmamıştır. Deneyin sonucu hasta açısından (++++)’dir. Yani hasta kişi tam anlamıyla ölebilir.2-        Eritrositlerde çeşitli düzeyde lizi görülmektedir: Bu sonuç eritrositlerin sağlam kısmı azaldıkça 1 aşamadan 2 aşamaya o denli fazla miktarda serbest kompleman kaldığını ve dolayısıyla hasta serumunda o denli az antikor bulunduğunu gösterir. Eritrositlerin bir kısmı lizi olmuş çoğu sağlam ise (+++)’dir. Eritrositler yarı yarıya lizi olmuş sonuç (++)’dir. Eritrositlerin büyük çoğunluğu lizi olmuş birkaç tane eritrosit var ise sonuç (+)’dir.3-        Bütün eritrositler lizi olmuşlardır: Testin 1 aşamasında hasta serumuna ilave ettiğimiz antijen serumda kendisi için homolog olan antikor bulunmadığı için kompleks  oluşturamamamıştır. Karışıma ilave ettiğimiz kompleman bağlanacak komplejs bulamadığından tamamıyla serbest halde bulunmaktadır. 2.aşamada ortama ilave edilen hemolitik sistemin antikor yapışmış eritrosit yüzeylerine ortamda ki kompleman bağlandığından ve kompleman bağlanmamış eritrosit kanladığından bütün eritrasitler lizi olmuşlardır. Sonuç kişi hasta değildir.(-)</p>
<p>Flouresan Antikor Tekniği  : U.V ışık ile karşılaştıklarında    sarı-yeşil ışık kaynakları şeklinde görülen bazı boyalar belirli    antikorlarla bağlandıklarında bu antikorların homologu olan antijenlerin    flouresans veren (sarı-yeşil ışıldayan) duruma gelmelerini ve tanınmalarını    sağlarlar. En çok kullanılan 2 flouresan boyası</p>
<p>1.<br />
Flourecin İzocyonat<br />
2.<br />
Flourecin İzotiyonat’tır</p>
<p>Özellikle virüslerin veya derin dokulardaki parazitlerin veyahut    ta spiroketler gibi kolay boyanmayan mikroorganizmaların çeşitli    muayene maddelerinde veya dokularında görünür hale getirilmesi için    kullanılır. Çok hızlı bit teşhis metodudur. Ancak çok ender olarak    hatalı sonuç verebilir.</p>
<p>Kapsül Şişmesi Reaksiyonu: Kapsüllü bakterilerin muayene maddelerinde    veya kültürlerde kapsül antijenlerine karşı antikor taşıyan serumla    karşılaştıklarında kapsüllerini normalden birkaç kat daha görüntü    verecek şekilde şiştiği fark edilmiştir. Diploccoccus pneumoniae    (pneumoccoccus) menenjitlerin hızla teşhisi için çok uygun bir testtir.    Ayrıca bu bakteriler arasında tip tayini yapmamızada yardım eder.    Muayene maddesi veya kültürden alınan örnek lamın üzerine yayılır    havada kurutulur. Kuruyan preparatın uygun bir bölgesine içinde pneumoccoccus    antijenlerine karşı antikor bulunan 1.damla serum damlatılır ve    metilen mavisi çözeltisinden bir miktar bu serumla karıştırıldıktan    sonra  preparat bir lamel ile kapatılır. 5-10 dk. bekledikten sonra    mikroskopta muayene edilen preparatta maviye boyanmış bakterilerin    etrafında geniş bir boyanmamış kapsül bölgesinin görülmesi bakterinin    pneumoccoc olduğunu gösterir. Kapsül bölgesi ince kalmış ise bakteri    pneumoccoc değildir. (-) sonuçlarda preparatın 1 saat sonra tekrar    incelenmesi tavsiye edilir.</p>
<p>Deri Duyarlılık Deneyleri</p>
<p>Aşırı Duyarlılık: Bazı enfeksiyonlarda enfeksiyon etkeninin vucutta    bulunup bulunmadığı anlaşılmadığı gibi varsa vucudun neresinde    yerleşmiş olduğuda klorik serolojik yöntemlerle gösterilememektedir.    Ancak varlığı araştırılan mikroorganizmaya ait kültür ekstraktları    yahutta bu mikroorganizmayla hastalanmuş hayvanlardan elde edilen doku    ekstraktları bu mikrooraganizmayı taşıyan kişilerin derilerine    verildiği taktirde deride aşırı bir tepki ortaya çıkmaktadır.    Bu tepki kızarıklık ve birkaç gün süren yarım ile bir cm çaplı    bir sertlik şeklinde kendini belli eder. Buna aşırı duyarlılık    denmektedir. Mycobacterium Tuberculosis’i insan vucudunda bulunup    bulunmadığını veya insan bu bakteriyle karşılaşıp karşılaşmadığına    bağlı olarak yapılan deri hassasiyet testlerine Tüberkülin testleri    adı verilir. İnsan veya sığır tipi tüberküloz mikrobunun %4’lük    gliserinli besiyerinde 6 hafta üretildikten sonra B.Y’nin 70 0C sıcaklıkta    tutularak hacminin 1/10’u kalacak şekilde yoğunlaştırılması    tüberkülin elde etmek için takip edilen yoldur. Bu şekilde konsantre    hale getirilmiş kültür 100 0C 1 saat (30dk.-1saat) tutulduktan sonra    steril filtreden süzülür ve artık Old Tüberkülin olarak adlandırılır.    Old tüberkülin bazı insanlarda başka yönde alerjik tepkilere yol    açtığından günümüzde tüberkülin testleri çok daha hassas ve    yan etkisiz preparat olan P.P.D’ler ile yapılmaktadır.(Purifred    Protein Derivates=Arıtılmış protein türevleri). Old tüberkülinin    1/10000 sulandırılmışının 0,1 ml’sinde 0,01 mg tüberkülin    vardır. Buna bir tüberkülin ünitesi denir. Tüberkülin testleri    yaklaşık olarak 5 ünite tüberkülin ile yapılır. (-) sonuç alınırsa    100 tüberkülin ünitesi ile tekrar edilir.            Tüberkülin testlerinde    (+) sonuç tüberkülin uygulanan bölgede deride en az yarım cm çaplı    sertlik ve kızarıklık şeklinde kendini belli eden ve (+) sonuçta    o kişinin daha önce mycobacterium tuberculosis ile karşılaştığını    ve bu bakteriye karşı belirli bir düzeyde reaksiyon geliştirdiğini    gösterir. Bu kişilere aşı uygulanmaz. (-) sonuçta tüberkülin    verilen bölgede herhangi bir reaksiyon görülmez buda bize o kişinin    2 ay öncesine kadar tüberküloz mikrobu ile karşılaşmadığını    gösterir. Bu kişiler aşılanır.</p>
<p>Mono Testi: Ön kol derisi asetonla temizlenir buraya sulandırılmış    veya düşük düzeyde sulandırılmış tüberkülinden 1:1 lanolin    karıştırıldıktan sonra derinin üzerine damlatılıp bu bölge    1 dk. kadar ovuşturulur. Aynı testi tüberkülini bir parça filtre    kağıdı damlatıp kağıdı temizlenen deri bölgesine koyup bir flaster    ile kapatmakla mümkündür. 48 saat sonra tüberkülin uygulanan deri    bölgesi incelenir. Deride küçük sert kabarcıklı bir kırmızılık    görülmesi (+) sonucu gösterir. (-) sonuçta hiçbir reaksiyon görülmez.</p>
<p>Pirquet Testi: Ön kol derisi alkolle temizlenir derinin üzerine sulandırılmış    veya sulandırılmamış tüberkülinden bir damla damlatılır sonra    sivri uçlu temiz bir iğne ile önce damlaladan 1 kaç cm uzağa yarım    cm uzunluğundan ve birbirinden 2mm kadar uzakta duran iki çizgi çizilir.    Daha sonra aynı işlem damlanın bulunduğu yerde tekrar edilir. Sadece    epidermisin çizilmesine dikkat edilmelidir. Test ileri üç gün sonra    değerlendirilir. Yarım ile 1 cm sertlik şeklinde damlanın bulunduğu    bölgede reaksiyon reaksiyon görülmesi (+) sonuçtur. (Tüberkülin    damlatılmayan yerdebu görüntü yoktur). Herhangi bir reaksiyon görülmemesi    (-) sonuçtur.</p>
<p>Mantoux: Deri içine uygulanan bu test en güvenilir sonucu vermektedir.    Tüberkülin yaklaşık 1/20000 düzeyinde sulandırılır ve bunun    0,1 ml temizlenmiş ön kol derisi içine enjekte edilir. (+) sonuç    2-3 gün sonra görülür yaklaşık 1-2 cm bir sertlik şeklinde kendini    belli eder . (-) sonuç alındığında daha az sulandırılmış tüberkülinden    0,1 ml enjekte ederek testi tekrar edebiliriz. Deri altına tüberkülin    kaçırmamaya dikkat edilmeli.</p>
<p>Volmer Testi: Tüberkülin damlatılmış bir flaster kullanılır genellikle    sternum derisine uygulanır. Flaster temizlenmiş sternum derisi üzerine    yapıştırılıp 48 s</p>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</div>
<p style="text-align: justify;">
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ferahnefes.com/genel-mikrobiyoloji/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Adana Ağız Diş Sağlığı Merkezi Web Sitesi Yayında !</title>
		<link>http://www.ferahnefes.com/adana-agiz-dis-sagligi-merkezi-web-sitesi-yayinda</link>
		<comments>http://www.ferahnefes.com/adana-agiz-dis-sagligi-merkezi-web-sitesi-yayinda#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 07 Oct 2009 19:18:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>yasarcinarnar</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ferah Nefes ve Ötesi..]]></category>
		<category><![CDATA[adana]]></category>
		<category><![CDATA[adanaadsm]]></category>
		<category><![CDATA[adsm]]></category>
		<category><![CDATA[ağız]]></category>
		<category><![CDATA[Diş]]></category>
		<category><![CDATA[merkezi]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ferahnefes.com/?p=165</guid>
		<description><![CDATA[ADSM web sitesi]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="aligncenter size-full wp-image-166" title="adana_adsm_logo" src="http://www.ferahnefes.com/wp-content/uploads/2009/10/adana_adsm_logo.jpg" alt="adana_adsm_logo" width="190" height="162" /></p>
<p>Adana Ağız Diş Sağlığı Merkezi web sitesi ;</p>
<p><a title="http://www.adsm.gov.tr" href="http://www.adsm.gov.tr" target="_blank">http://www.adanaadsm.gov.tr</a></p>
<p>yukardaki linkte yayındadır.Tüm hemşehrilerimizin faydalanması dileğiyle&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ferahnefes.com/adana-agiz-dis-sagligi-merkezi-web-sitesi-yayinda/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Huzurevinde Ağız ve Diş Sağlığı Taraması</title>
		<link>http://www.ferahnefes.com/huzurevinde-agiz-ve-dis-sagligi-taramasi</link>
		<comments>http://www.ferahnefes.com/huzurevinde-agiz-ve-dis-sagligi-taramasi#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 04 Apr 2009 16:52:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>yasarcinarnar</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ferah Nefes ve Ötesi..]]></category>
		<category><![CDATA[Adana huzurevi]]></category>
		<category><![CDATA[ağız kuruluğu]]></category>
		<category><![CDATA[Basında]]></category>
		<category><![CDATA[çürük]]></category>
		<category><![CDATA[damak]]></category>
		<category><![CDATA[damak erimesi]]></category>
		<category><![CDATA[Diş]]></category>
		<category><![CDATA[Dişhekimi]]></category>
		<category><![CDATA[Huzurevi]]></category>
		<category><![CDATA[protez]]></category>
		<category><![CDATA[tarama]]></category>
		<category><![CDATA[taraması]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşar Çınar NAR]]></category>
		<category><![CDATA[yaşlılarda]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ferahnefes.com/?p=61</guid>
		<description><![CDATA[  Adana İl Sağlık Müdürlüğü ekipleri tarafından huzurevinde kalan yaşlılar ağız ve diş sağlığı taramasından geçirildi.Sağlık taraması yapan ekipte Adana Ağız Diş Sağlığı Merkezi Dişhekimlerinden Dt.Yaşar Çınar NAR da görev aldı. Adana&#8217;da 65 yaşın üzerinde 110 bini aşkın kişinin bulunduğunu belirten Dt.Yaşar Çınar NAR bu kişilere aile hekimliği sisteminde sürekli ve düzenli sağlık hizmeti kapsamı içerisinde Ağız [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="aligncenter size-full wp-image-65" title="143672" src="http://www.ferahnefes.com/wp-content/uploads/2009/04/143672.jpg" alt="143672" width="310" height="220" /></p>
<p> </p>
<p>Adana İl Sağlık Müdürlüğü ekipleri tarafından huzurevinde kalan yaşlılar ağız ve diş sağlığı taramasından geçirildi.Sağlık taraması yapan ekipte Adana Ağız Diş Sağlığı Merkezi Dişhekimlerinden Dt.Yaşar Çınar NAR da görev aldı.</p>
<p>Adana&#8217;da 65 yaşın üzerinde 110 bini aşkın kişinin bulunduğunu belirten Dt.Yaşar Çınar NAR bu kişilere aile hekimliği sisteminde sürekli ve düzenli sağlık hizmeti kapsamı içerisinde Ağız ve Diş Sağlığı hizmetlerinin de sunulduğunu ifade etti.</p>
<p>Dişhekimi Yaşar Çınar NAR içinde bulunduğu ekipte , Adana Huzurevi ve Seyhan Belediyesi Huzurevinde kalan yaşlıları önce genel sağlık taramasından geçirilmesinde ve hasta tıbbi bilgilerinin oluşturulmasında,daha sonra da  muayene sonuçlarına göre laboratuar tetkik istemlerinin yapılmasında, ve bu tetkik sonuçlarının  Huzurevi Aile hekimine teslim edilmesinde görev aldı.</p>
<p>Seyhan Belediyesi Huzurevi ile Adana Huzurevi sakinleri Sağlık Müdürlüğü ,Dişhekimi Yaşar Çınar NAR&#8217;ın bulunduğu ekip tarafından tarafından Ağız-Diş Sağlığı taramasından geçirildi. Tarama sırasında tedavi ihtiyacı olan  huzurevi sakinlerinin bir plan çerçevesinde Adana Ağız Diş Sağlığı Merkezinde  tedavilerine başlandı.</p>
<p>Ağız ve Diş Sağlığı taraması kapsamında Dt.Yaşar Çınar NAR muayene ettiği huzurevi sakinlerine &#8220;Ağız ve Diş Sağlığı&#8221; ile &#8220;Yaşlılıkta Beslenme&#8221;  ve &#8220;Oral Hijyen&#8221; konularında eğitim verdi.Sağlık Müdürlüğü yetkilileri, amaçlarının bu tür etkinliklerle; &#8220;Yaşama yaş katarak değil, yaşa yaşam katarak yaşlılarımızın yaşam kalitesini&#8221; artırmak olduğunu belirterek, Adana&#8217;daki her yaşlının hasta olsun ya da olmasın aile hekimine giderek tanışmasını istedi.<br />
Öte yandan Dr. Ekrem Tok Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesi&#8217;nde görev yapan Psikiyatr Dr. Hamza Avcı &#8220;Yaşlılık Psikolojisi ve Yaşlılıkta Sık Görülen Hastalıklar&#8221;, Sağlık Müdürlüğü Ruh Sağlığı ve Sosyal Hastalıklar Şubesi&#8217;nden Halk Sağlığı Uzmanı Dr. Nureddin Özdener de yaşlılık konusunda eğitim verdi.</p>
<div id="_ctl0_MainContent_Content1_Panel2" style="width: 100%; text-align: right;"><span id="_ctl0_MainContent_Content1_Referans">İHA</span></div>
<div id="_ctl0_MainContent_Content1_Panel3" style="width: 100%; text-align: right;">Yayın Tarihi : <span id="_ctl0_MainContent_Content1_PublishTarihi">03 Nisan 2009 Cuma 11:43:33</span></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ferahnefes.com/huzurevinde-agiz-ve-dis-sagligi-taramasi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ağız ve Diş Bakımıyla İlgili 30 Şehir Efsanesi !..</title>
		<link>http://www.ferahnefes.com/agiz-ve-dis-bakimiyla-ilgili-30-sehir-efsanesi</link>
		<comments>http://www.ferahnefes.com/agiz-ve-dis-bakimiyla-ilgili-30-sehir-efsanesi#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 15 Mar 2009 14:12:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>yasarcinarnar</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ferah Nefes ve Ötesi..]]></category>
		<category><![CDATA[Sıkça Sorulan Sorular.]]></category>
		<category><![CDATA[ağrı kesici]]></category>
		<category><![CDATA[apse]]></category>
		<category><![CDATA[ateş]]></category>
		<category><![CDATA[bebek]]></category>
		<category><![CDATA[çürük]]></category>
		<category><![CDATA[diş ağrısı]]></category>
		<category><![CDATA[fırça]]></category>
		<category><![CDATA[hamile]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç]]></category>
		<category><![CDATA[implant]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[macun]]></category>
		<category><![CDATA[ölçü]]></category>
		<category><![CDATA[porselen]]></category>
		<category><![CDATA[protez]]></category>
		<category><![CDATA[şişme]]></category>
		<category><![CDATA[süt dişi]]></category>
		<category><![CDATA[tükrük]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ferahnefes.com/?p=46</guid>
		<description><![CDATA[Bazı protez kullanan hastalar protezlerini çamaşır suyuna koyar, bazıları  ağrıyı keser diye dişe rakı, tütün,tuz,aspirin yada ağrı kesici ilaçlardan (Novaljin,Apranax,Majezik)  basar. En önemlisi de son dakikaya kadar diş doktoruna gitmek düşünülmez. DİŞ BAKIMINDA YAPILAN 30 HATA NELERDİR ? Dişler kahvaltıdan önce mi fırçalanır? Diş fırçası ve macun ıslatılmalı mı? Sert fırça dişleri daha mı iyi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="aligncenter size-full wp-image-45" title="rsm_20081108224057_buyuk" src="http://www.ferahnefes.com/wp-content/uploads/2009/03/rsm_20081108224057_buyuk.jpg" alt="rsm_20081108224057_buyuk" width="200" height="150" /></p>
<p>Bazı protez kullanan hastalar protezlerini çamaşır suyuna koyar, bazıları  ağrıyı keser diye dişe rakı, tütün,tuz,aspirin yada ağrı kesici ilaçlardan (Novaljin,Apranax,Majezik)  basar.</p>
<p>En önemlisi de son dakikaya kadar diş doktoruna gitmek düşünülmez.</p>
<p><strong>DİŞ BAKIMINDA YAPILAN 30 HATA NELERDİR ?<br />
</strong><br />
Dişler kahvaltıdan önce mi fırçalanır?</p>
<p>Diş fırçası ve macun ıslatılmalı mı?</p>
<p>Sert fırça dişleri daha mı iyi temizler?</p>
<p>Süt dişleri nasılsa çıkar, dolgu gereksiz mi?</p>
<p>Her hamilelik bir diş götürür mü?</p>
<p>Çarpık dişler ve çürükler kader mi?</p>
<p>Rakı ve tütün basmak diş ağrısını keser mi?</p>
<p>Diş etlerinin kanaması sağlığın kanıtı mı?</p>
<p>Adana Ağız Diş Sağlığı Doktorlarından Dişhekimi Yaşar Çınar NAR, ağız ve diş sağlığı bakımı konusunda sıkça yapılan hataları ve toplum belleğinde  yerleşmiş yanlış inanışları açıklıyor.</p>
<p><span id="more-46"></span></p>
<p><strong>1- SERT DİŞ FIRÇASI DAHA İYİ TEMİZLER:<br />
</strong>İyi fırçalamak;<br />
fırçanın sertliğiyle değil, fırçalama tekniğiyle ilgilidir. Genellikle<br />
orta sertlikte diş fırçaları kullanılır. Çok sert fırçalar, dişleri<br />
aşındırabilir. Çok yumuşak fırçalar ise dişleri temizlemeyebilir.<br />
<strong>2- SERT FIRÇALAMAK DİŞLERİ DAHA İYİ TEMİZLER:<br />
</strong>Dişleri<br />
sert fırçalamak; dişleri temizlemek yerine, ‘fırça çürüğü’ dediğimiz<br />
aşınmalara neden olur. Dişlerin mine tabakası aşındığı için, alttaki<br />
sarı tabaka ortaya çıkar ve dişler daha sarı gözükür. Ayrıca sert<br />
fırçalamak, dişlerde hassasiyete ve diş eti çekilmesine neden olur.<br />
<strong>3- DİŞ MACUNUNU FAZLA KULLANMAK DİŞLERİ ÇİZER:<br />
</strong><br />
Dişlerin mine tabakasının çizilmesi; macunun fazla kullanılmasıyla<br />
ilgili değil, kullanılan macunun granüllerinin büyük olmasıyla<br />
ilgilidir. O yüzden granülleri büyük olan macunların uzun süreli<br />
kullanımından kaçınılmalı. Fırçanın üzerine konulan macunun miktarı ise<br />
‘mercimek tanesi’ büyüklüğünde olmalı.<br />
<strong>4- KARBONAT VE TUZLA FIRÇALAMAK DİŞLERİ BEYAZLATIR:<br />
</strong><br />
Bu maddeler iri granüllü olduğu için dişin mine tabakalarını çizer ve<br />
aşındırır. Bunun sonucunda; dişin parlaklığı gider ve yediğimiz ve<br />
içtiğimiz besinlerle, dişler daha kısa zamanda renkleşmeye başlar.<br />
<strong>5- SARI DİŞLER DAHA SAĞLAMDIR:<br />
</strong>Dişin rengi dişin sağlamlığını belirlemez.<br />
<strong>6- DİŞLER, MACUN VE FIRÇA ISLATILARAK FIRÇALANMALI:<br />
</strong>Diş<br />
fırçası, fırçalamaya başlamadan önce ıslatılmamalıdır. Çünkü; fırça<br />
kılları ıslatılınca, sertliğini kaybeder. Macunun köpürmesi için de<br />
yeterli sıvı ağızda mevcuttur.<br />
<strong>7- MACUN KULLANMAYA BAŞLADIKTAN SONRA DİŞLERİM ÇÜRÜDÜ:<br />
</strong>Macun;<br />
dişleri fırçalarken sabun görevi görür ve içeriğinde dişlerde biriken<br />
mikroorganizmaları yok etmek için etken maddeler vardır. Yani çürümeye<br />
neden olmaz.<br />
<strong>8- ÇÜRÜKLER GENETİKTİR, NE YAPARSAN YAP DİŞİN ÇÜRÜR: </strong><br />
Bireyler<br />
arasında çürüğe yatkınlık farklı olabilir. Fakat kötü beslenme<br />
alışkanlığının düzeltilmesi, ağız hijyenine önem verilmesi ve düzenli<br />
diş hekimi kontrolleri durumunda çürüğe yatkınlığın bir önemi kalmaz.<br />
<strong>9- DİŞLER KAHVALTIDAN ÖNCE FIRÇALANIR: </strong><br />
Dişler<br />
günde en az iki kez, kahvaltıdan sonra ve yatmadan önce fırçalanmalı.<br />
Diş fırçalama işlemi bitince, dilin üst kısmı da yumuşakça fırçalanmalı.<br />
<strong>10- ESTETİK DİŞ DOĞUŞTAN OLUR, ÇARPIK DİŞTEN KURTULUŞ YOK: </strong><br />
Diş<br />
düzeltme (ortodonti); dişler ağızda mevcut olduğu sürece her yaşta<br />
uygulanabilir. Ortodontik tedavi sayesinde; dişler mevcutsa, her yaşta<br />
düzeltme yapılarak, güzel gözüken dişlere sahip olunabilir.<br />
<strong>11- HER BÜNYE İMPLANTI KABUL ETMEZ:<br />
</strong>İmplant;<br />
eksik olan dişlerin yerine çene kemiğine yerleştirilen yapay diş<br />
kökleri olarak tanımlanabilir. Sadece yara iyileşmesini etkileyen bir<br />
sistemik hastalık ile kontrol altında olmayan kalp ve şeker hastalığı<br />
varsa yapılmaz.<br />
<strong>12- HAREKETLİ PROTEZLER ÇAMAŞIR SUYUNA KONURSA BEYAZLAR:</strong><br />
Hareketli<br />
protezleri çamaşır suyuna koymak zararlıdır. Protezin kırılganlığını<br />
artırır ve protezin ömrünü azaltır. Protezler için özel temizleme<br />
tabletleri vardır; onlar kullanılmalı.<br />
<strong><br />
13- ÇEKTİRDİĞİM 20 YAŞ DİŞİNİN YERİNE DİŞ YAPTIRMALIYIM: </strong><br />
Çekilen 20 yaş dişlerinin yerine protez diş yaptırmaya gerek yoktur.<br />
<strong>14- DİŞ RÖNTGENİ ÇEKTİRİRSEM ÇOK FAZLA IŞIN ALIRIM:<br />
</strong>Diş röntgenleriyle alınan radyasyon çok azdır. Bu radyasyon doğada alınan radyasyondan daha azdır.<br />
<strong>15- BEYAZLATMA (BLEACHING) DİŞLERİ DAHA DA SARARTIR:<br />
</strong>Beyazlatma;<br />
normal diş rengini daha da açmak için yapılır. Beyazlatmanın ilk<br />
yapıldığı dönemlerde; kahve, çay ve sigara gibi dişleri renklendirecek<br />
etkenlerden uzak durmak gerekir. Beyazlatmayı yapacak hekimin<br />
tavsiyelerine uyulursa, beyazlatmanın hiçbir yan etkisi yoktur.<br />
<strong>16- DİŞ TAŞLARI TEMİZLENDİKTEN SONRA DAHA ÇOK DİŞ TAŞI OLUŞUR: </strong><br />
Düzenli<br />
ve doğru fırçalama diş taşı oluşumunu engeller. Altı ayda bir diş<br />
hekimi kontrolü sayesinde; iyi fırçalayamadığımız alanlarda oluşan diş<br />
taşları, hekim tarafından temizlenmiş olur. Bunun da herhangi bir<br />
zararı yoktur.<br />
<strong>17- DİŞ TAŞI TEMİZLİĞİ DİŞİN MİNESİNE ZARAR VERİR: </strong><br />
Diş<br />
taşı temizliği doğru uygulandığı takdirde minenin zedelenmesine neden<br />
olmaz. Çünkü diş taşı temizliği işleminde; diş dokusundan değil, diş<br />
yüzeyine ait olmayan oluşumlar (plak, diş taşı) uzaklaştırılır.<br />
<strong>18- DİŞ FIRÇALARKEN DİŞ ETLERİNİN KANAMASI İYİDİR:<br />
</strong>Diş<br />
fırçalarken görülen kanamalar, diş eti iltihabının belirtilerinden<br />
biridir. Vakit geçirmeden bir diş hekimine başvurmak gerekir. Diş<br />
etlerinin, kanamadan dolayı fırçalanmaması sonucu, mevcut iltihabi<br />
durum şiddetlenecektir. Hastalar kanama olan bölgeyi daha iyi<br />
fırçalamalı ve diş hekimine tedavi için başvurmalı.<br />
<strong>19- SÜT DİŞLERİ NASIL OLSA DÖKÜLECEK DOLGU GEREKSİZDİR: </strong><br />
Süt dişinin erken çekimi, alttan gelen daimi dişlerde çapraşıklığa ve çene kemiği gelişiminde bozulmalara neden olur.<br />
<strong>20- ERKEK DİŞ HEKİMLERİ DAHA İYİ DİŞ ÇEKER:<br />
</strong>Diş çekimi belli prosedürler doğrultusunda uygulanan bir işlem olup, uygulanan kuvvetle alakalı değildir.<br />
<strong>21- ÇEKİM İÇİN KULLANILAN LOKAL ANESTEZİKLER MORFİNDİR BAĞIMLILILIK YAPAR:<br />
</strong>Diş<br />
hekimliğinde kullanılan lokal anestezik maddeler morfin içerikli<br />
değildir; alışkanlık yapmaz. Morfin, tıp alanında sınırlı vakalarda<br />
kullanılan bir ilaçtır.<br />
<strong>22- DİŞ ÇEKİMİ AVRUPA MALI MORFİNLE YAPILIRSA AĞRIMAZ: </strong><br />
Günümüzdeki lokal anestezik maddeler belli standartlarda üretilmiştir. Avrupa malı olmasına gerek yoktur.<br />
<strong>23- DİŞ AĞRIYINCA DİŞİN ÜZERİNE ASPİRİN, RAKI, KOLONYA, TÜTÜN VE TUZ KOYMAK AĞRIYI KESER: </strong><br />
Alkol<br />
ve alkol içerikli maddelerin diş ve diş eti bölgesine uygulanması<br />
sonucu diş etlerinde ‘alkol-aspirin yanığı’ denilen komplikasyonlara<br />
neden olur. Dişlerin üzerine uygulanan diğer maddelerin (tütün, tuz<br />
vb.) de ağrı kesici özellikleri yoktur. Ağrı, ancak mevcut sorun<br />
giderildiğinde ortadan kalkar.<br />
<strong>24- ÇÜRÜK DİŞ ÇEKİLDİKTEN SONRA PİS KAN AKITILMALIDIR, ÇEKİLEN DİŞİN YERİNİ KANATMAK İYİDİR: </strong><br />
Diş<br />
çekiminden sonra, çekim boşluğuna hastanın yaptığı müdahaleler sonucu<br />
bölgenin sürekli kanatılması ya da pıhtının uzaklaştırılması, diş<br />
çekimi yapılan yerin iltihaplanmasına neden olur. Oluşan pıhtı<br />
korunmalıdır.<br />
<strong>25- EN KOLAY ÇÖZÜM ÇÜRÜK DİŞİ ÇEKTİRİP KURTULMAK: </strong><br />
Çürük<br />
diş için mümkün olan her türlü tedavi uygulanmalı. Çünkü ne fonksiyon<br />
ne de estetik yönünden hiçbir protez kendi dişinizden daha iyi olamaz.<br />
<strong>26- AĞIZ KOKUSU HERKESTE OLUR VE GEÇMEZ: </strong><br />
Ağız<br />
kokusu; diş çürüğü, diş eti hastalığı, sindirim sistemi ile ilgili<br />
rahatsızlıklar, sinüzit ya da üst solunum yolu enfeksiyonları kaynaklı<br />
olabilir. Bu hastalıkların tedavisi sonucunda ağız kokusu önlenebilir.<br />
<strong>27- DİŞ TELİ SADECE ÇOCUKLARDA KULLANILIR: </strong><br />
Ortodonti<br />
(tel tedavisi) alanındaki son gelişmeler sayesinde; tel tedavisi sadece<br />
çocuklara değil, erişkin hastalar için de uygulanabilir.<br />
<strong>28- HER HAMİLELİK BİR DİŞ GÖTÜRÜR: </strong><br />
Her<br />
hamilelikte diş kaybının gerçekleşmesi söz konusu değildir. Ağız<br />
bakımının tam olarak sağlanamaması, tedavi edilemeyen çürüklerin<br />
varlığı ve diş eti hastalıklarının ilerlemesi durumunda diş kayıpları<br />
görülür.<br />
<strong><br />
29- HAMİLELİKTE DİŞ ETLERİ KANAR ÇÜNKÜ DİŞTEN KALSİYUM ÇEKİLİYORDUR:<br />
</strong>Hamilelikteki<br />
diş eti kanaması, dişten kalsiyum çekilmesi nedeniyle olmaz. Kanamanın<br />
nedeni; ağız bakımının yeterli sağlanmaması durumunda hamilelikteki<br />
hormonal değişiklikler sonucu diş eti iltihabının oluşması ya da mevcut<br />
diş eti iltihabının şiddetlenmesidir.<br />
<strong>30- HAMİLELİKTE DİŞ TEDAVİSİ BEBEĞE ZARAR VERİR: </strong><br />
Acil olan diş tedavileri, hamileliğin her döneminde yapılabilir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ferahnefes.com/agiz-ve-dis-bakimiyla-ilgili-30-sehir-efsanesi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Biyokimyasal Normal Değerler.</title>
		<link>http://www.ferahnefes.com/biyokimyasal-normal-degerler</link>
		<comments>http://www.ferahnefes.com/biyokimyasal-normal-degerler#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 14 Sep 2008 11:16:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>yasarcinarnar</dc:creator>
				<category><![CDATA[Diş Hekimleri İçin...]]></category>
		<category><![CDATA[Ferah Nefes ve Ötesi..]]></category>
		<category><![CDATA[Sıkça Sorulan Sorular.]]></category>
		<category><![CDATA[biyokimyasal Normal Değerler]]></category>
		<category><![CDATA[Kan biyokimyası]]></category>
		<category><![CDATA[Vitaminler ve etkileri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ferahnefes.com/?p=26</guid>
		<description><![CDATA[Aşağıdaki tablolarda insan vücudu ile ilgili biyokimyasal normal değer aralıkları tanımlanmıştır.Ayrıca dışardan almak zorunda olunan vitaminler ve özellikleri hangi besinlerde bulunduğu ve insan vucudu savunma sisteminin temel biyokimyasal yapıtaşları açıklanmıştır. Yazılı bilgilerin yararlı olması dileğiyle. Kanın Biyokimyasal Bileşenleri (Blood Biochemical Constituents) Aseton 0.3-2.0 mg/dl Askorbik asit 0.4-1.5 mg/dl Safra asitleri 0.2-3 mg/dl Folik asit 3.3-20 [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Aşağıdaki tablolarda insan vücudu ile ilgili biyokimyasal normal değer aralıkları tanımlanmıştır.Ayrıca dışardan almak zorunda olunan vitaminler ve özellikleri hangi besinlerde bulunduğu ve insan vucudu savunma sisteminin temel biyokimyasal yapıtaşları açıklanmıştır.</p>
<p>Yazılı bilgilerin yararlı olması dileğiyle.<span id="more-26"></span></p>
<table style="height: 3199px;" border="1" cellspacing="0" cellpadding="5" width="377">
<tbody>
<tr>
<td colspan="2" width="501" height="21" bgcolor="#666666"><strong><span style="color: #ffffff;"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">Kanın<br />
Biyokimyasal Bileşenleri </span></span></span></strong></td>
</tr>
<tr>
<td width="234" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">(Blood<br />
Biochemical Constituents)</span></span></td>
<td width="257"></td>
</tr>
<tr>
<td width="234" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">Aseton</span></span></td>
<td width="257"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">0.3-2.0<br />
mg/dl</span></span></td>
</tr>
<tr>
<td width="234" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">Askorbik<br />
asit</span></span></td>
<td width="257"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">0.4-1.5<br />
mg/dl</span></span></td>
</tr>
<tr>
<td width="234" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">Safra<br />
asitleri</span></span></td>
<td width="257"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">0.2-3<br />
mg/dl</span></span></td>
</tr>
<tr>
<td width="234" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">Folik<br />
asit</span></span></td>
<td width="257"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">3.3-20<br />
ng/ml</span></span></td>
</tr>
<tr>
<td width="234" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">Yağ<br />
asitleri, toplam</span></span></td>
<td width="257"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">190-420<br />
mg/dl</span></span></td>
</tr>
<tr>
<td width="234" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">Yağ<br />
asitleri, serbest</span></span></td>
<td width="257"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">8-25<br />
mg/dl</span></span></td>
</tr>
<tr>
<td width="234" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">Ürik<br />
asit</span></span></td>
<td width="257"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">3-6.6<br />
mg/dl</span></span></td>
</tr>
<tr>
<td width="234" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">Albumin</span></span></td>
<td width="257"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">3.5-5<br />
g/dl</span></span></td>
</tr>
<tr>
<td width="234" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">Alfa-1-antitripsin</span></span></td>
<td width="257"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">85-213<br />
mg/dl</span></span></td>
</tr>
<tr>
<td width="234" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">Alfa-1-fetoprotein</span></span></td>
<td width="257"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">1-20<br />
ng/ml</span></span></td>
</tr>
<tr>
<td width="234" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">Alfa-2-makroglobulin</span></span></td>
<td width="257"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">150-400<br />
mg/dl</span></span></td>
</tr>
<tr>
<td width="234" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">Aminoasitler</span></span></td>
<td width="257"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">3-5.5<br />
mg/dl</span></span></td>
</tr>
<tr>
<td width="234" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">Amonyak</span></span></td>
<td width="257"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">80-100<br />
µg/dl</span></span></td>
</tr>
<tr>
<td width="234" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">Antistreptolizin</span></span></td>
<td width="257"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">250 U<br />
Todd’a kadar</span></span></td>
</tr>
<tr>
<td width="234" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">Bilirübin<br />
- toplam</span></span></td>
<td width="257"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">0.4-1.2<br />
mg/dl</span></span></td>
</tr>
<tr>
<td width="234" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">Bilirübin<br />
direkt</span></span></td>
<td width="257"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">0.4<br />
mg/dl’ye kadar</span></span></td>
</tr>
<tr>
<td width="234" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">Bilirübin<br />
indirekt</span></span></td>
<td width="257"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">0.5<br />
mg/dl’ye kadar</span></span></td>
</tr>
<tr>
<td width="234" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">Kalsiyum</span></span></td>
<td width="257"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">8.5-10.5<br />
mg/dl</span></span></td>
</tr>
<tr>
<td width="234" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">İyonik<br />
kalsiyum</span></span></td>
<td width="257"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">4.5-5.5<br />
mg/dl</span></span></td>
</tr>
<tr>
<td width="234" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">Karotenoid</span></span></td>
<td width="257"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">100-300<br />
µg/dl</span></span></td>
</tr>
<tr>
<td width="234" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">CEA</span></span></td>
<td width="257"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">&lt; 2.5<br />
ng/ml</span></span></td>
</tr>
<tr>
<td width="234" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">Serüloplazmin</span></span></td>
<td width="257"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">20-35<br />
mg/dl</span></span></td>
</tr>
<tr>
<td width="234" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">Çinko</span></span></td>
<td width="257"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">80-150<br />
µg/dl</span></span></td>
</tr>
<tr>
<td width="234" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">Sitrat</span></span></td>
<td width="257"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">17.5 ±<br />
4 mg/l</span></span></td>
</tr>
<tr>
<td width="234" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">Klorür</span></span></td>
<td width="257"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">345-380<br />
mg/dl</span></span></td>
</tr>
<tr>
<td width="234" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">ClNa</span></span></td>
<td width="257"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">550-650<br />
mg/dl</span></span></td>
</tr>
<tr>
<td width="234" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">Bakır</span></span></td>
<td width="257"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">88-150<br />
µg/dl</span></span></td>
</tr>
<tr>
<td width="234" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">Kreatinin</span></span></td>
<td width="257"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">0.5-1.3<br />
mg/dl</span></span></td>
</tr>
<tr>
<td width="234" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">Karbon<br />
dioksit (CO2)</span></span></td>
<td width="257"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">24-30<br />
mEq/l</span></span></td>
</tr>
<tr>
<td width="234" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">Enzimler</span></span></td>
<td width="257"></td>
</tr>
<tr>
<td width="234" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">-aldolaz</span></span></td>
<td width="257"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">1.3-2.2<br />
mU/ml</span></span></td>
</tr>
<tr>
<td width="234" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">-amilaz</span></span></td>
<td width="257"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">4-25<br />
mU/ml</span></span></td>
</tr>
<tr>
<td width="234" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">-kreatin<br />
fosfokinaz (CPK)</span></span></td>
<td width="257"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">32-162<br />
mU/ml</span></span></td>
</tr>
<tr>
<td width="234" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">-asit<br />
fosfataz</span></span></td>
<td width="257"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">&lt; 11<br />
mU/ml</span></span></td>
</tr>
<tr>
<td width="234" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">-prostatik<br />
fraksiyon</span></span></td>
<td width="257"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">&lt; 4<br />
mU/ml</span></span></td>
</tr>
<tr>
<td width="234" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">-alkalen<br />
fosfataz</span></span></td>
<td width="257"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">30-110<br />
mU/ml</span></span></td>
</tr>
<tr>
<td width="234" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">-gama-glutamil<br />
transpeptidaz</span></span></td>
<td width="257"></td>
</tr>
<tr>
<td width="234" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">(GGT)</span></span></td>
<td width="257"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">10-41<br />
mU/ml</span></span></td>
</tr>
<tr>
<td width="234" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">-laktik<br />
dehidrogenaz (LDH)</span></span></td>
<td width="257"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">130-500<br />
mU/ml</span></span></td>
</tr>
<tr>
<td width="234" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">-transaminaz</span></span></td>
<td width="257"></td>
</tr>
<tr>
<td width="234" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">-GOT ya<br />
da AST</span></span></td>
<td width="257"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">5-32<br />
mU/ml………….10-40 u.Karmen</span></span></td>
</tr>
<tr>
<td width="234" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">-GPT ya<br />
da ALT</span></span></td>
<td width="257"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">7-33<br />
mU/ml………….10-40 u.Karmen</span></span></td>
</tr>
<tr>
<td width="234" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">-5´-nükleotidaz</span></span></td>
<td width="257"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">0.3-3.2<br />
U Bodansky</span></span></td>
</tr>
<tr>
<td width="234" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">Asit-baz<br />
dengesi</span></span></td>
<td width="257"></td>
</tr>
<tr>
<td width="234" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">-baz<br />
(serum total)</span></span></td>
<td width="257"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">145-160<br />
mEq/l</span></span></td>
</tr>
<tr>
<td width="234" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">-standart<br />
bikarbonat</span></span></td>
<td width="257"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">21-27<br />
mEq/l</span></span></td>
</tr>
<tr>
<td width="234" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">-baz<br />
fazlası</span></span></td>
<td width="257"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">(-3) ila<br />
(+3) mEq/l</span></span></td>
</tr>
<tr>
<td width="234" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">-pH</span></span></td>
<td width="257"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">7.35-7.45</span></span></td>
</tr>
<tr>
<td width="234" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">-pCO2</span></span></td>
<td width="257"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">35-45<br />
mmHg (Torr)</span></span></td>
</tr>
<tr>
<td width="234" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">-pO2</span></span></td>
<td width="257"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">75-100<br />
mmHg</span></span></td>
</tr>
<tr>
<td width="234" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">Demir</span></span></td>
<td width="257"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">erkek:<br />
80-150 µg/dl</span></span></td>
</tr>
<tr>
<td width="234" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">Demir</span></span></td>
<td width="257"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">kadın:<br />
60-140 µg/dl</span></span></td>
</tr>
<tr>
<td width="234" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">Ferritin</span></span></td>
<td width="257"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">15-300<br />
ng/dl</span></span></td>
</tr>
<tr>
<td width="234" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">Fibrinojen</span></span></td>
<td width="257"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">200-400<br />
mg/dl</span></span></td>
</tr>
<tr>
<td width="234" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">Fosfolipidler</span></span></td>
<td width="257"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">150-250<br />
mg/dl</span></span></td>
</tr>
<tr>
<td width="234" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">İnorganik<br />
Fosfor</span></span></td>
<td width="257"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">2.5-5<br />
mg/dl</span></span></td>
</tr>
<tr>
<td width="234" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">Galaktoz</span></span></td>
<td width="257"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">0-10<br />
mg/dl</span></span></td>
</tr>
<tr>
<td width="234" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">Globülin</span></span></td>
<td width="257"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">2-3 g/dl</span></span></td>
</tr>
<tr>
<td width="234" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">Kan<br />
glükozu</span></span></td>
<td width="257"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">80-110<br />
mg/dl</span></span></td>
</tr>
<tr>
<td width="234" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">Haptoglobin</span></span></td>
<td width="257"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">13-163<br />
mg/dl</span></span></td>
</tr>
<tr>
<td width="234" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">Serum<br />
hemoglobini</span></span></td>
<td width="257"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">2-3<br />
mg/dl</span></span></td>
</tr>
<tr>
<td width="234" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">Fetal<br />
hemoglobin</span></span></td>
<td width="257"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">&lt; %2</span></span></td>
</tr>
<tr>
<td width="234" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">Glikozile<br />
edilmiş hemoglobin</span></span></td>
<td width="257"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">%<br />
5.5-7.5</span></span></td>
</tr>
<tr>
<td width="234" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">Demir<br />
(bağlama kapasitesi -TIBC)</span></span></td>
<td width="257"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">250-410<br />
µg/dl</span></span></td>
</tr>
<tr>
<td width="234" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">İmmünoglobulinler</span></span></td>
<td width="257"></td>
</tr>
<tr>
<td width="234" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">-IgA</span></span></td>
<td width="257"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">140-290<br />
mg/dl</span></span></td>
</tr>
<tr>
<td width="234" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">-IgD</span></span></td>
<td width="257"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">0.3-40<br />
mg/dl</span></span></td>
</tr>
<tr>
<td width="234" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">-IgE</span></span></td>
<td width="257"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">0.01-0.3<br />
mg/dl</span></span></td>
</tr>
<tr>
<td width="234" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">-IgM</span></span></td>
<td width="257"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">70-250<br />
mg/dl</span></span></td>
</tr>
<tr>
<td width="234" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">-IgG</span></span></td>
<td width="257"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">780-1,500<br />
mg/dl</span></span></td>
</tr>
<tr>
<td width="234" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">Laktat</span></span></td>
<td width="257"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">5-20<br />
mg/dl</span></span></td>
</tr>
<tr>
<td width="234" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">Magnezyum</span></span></td>
<td width="257"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">1.8-3.6<br />
mg/dl</span></span></td>
</tr>
<tr>
<td width="234" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">Methemoglobin</span></span></td>
<td width="257"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">eser</span></span></td>
</tr>
<tr>
<td width="234" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">Kan Üre<br />
Nitrojeni (BUN)</span></span></td>
<td width="257"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">10-20<br />
mg/dl</span></span></td>
</tr>
<tr>
<td width="234" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">Protein<br />
Olmayan Nitrojen (NPN)</span></span></td>
<td width="257"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">15-35<br />
mg/dl</span></span></td>
</tr>
<tr>
<td width="234" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">Plazma<br />
Ozmolaritesi</span></span></td>
<td width="257"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">280-300<br />
mOsmol/l</span></span></td>
</tr>
<tr>
<td width="234" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">Peptid-C</span></span></td>
<td width="257"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">0.3-3.7<br />
µg/l</span></span></td>
</tr>
<tr>
<td width="234" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">Piruvat</span></span></td>
<td width="257"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">0.7-1.7<br />
mg/dl</span></span></td>
</tr>
<tr>
<td width="234" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">Potasyum</span></span></td>
<td width="257"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">3.5-5<br />
mEq/l</span></span></td>
</tr>
<tr>
<td width="234" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">Oksijenin<br />
arter satürasyonu</span></span></td>
<td width="257"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">% 96-100</span></span></td>
</tr>
<tr>
<td width="234" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">Sodyum</span></span></td>
<td width="257"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">135-142<br />
mEq/l</span></span></td>
</tr>
<tr>
<td width="234" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">Transferrin</span></span></td>
<td width="257"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">200-400<br />
mg/dl</span></span></td>
</tr>
<tr>
<td width="234" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">Üre</span></span></td>
<td width="257"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">20-40<br />
mg/dl</span></span></td>
</tr>
<tr>
<td width="234" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">Proteine-bağlı<br />
İyot (PBI)</span></span></td>
<td width="257"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">4-8<br />
µg/dl</span></span></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table border="1" cellspacing="0" cellpadding="5" width="356">
<col width="171"></col>
<col width="163"></col>
<tbody>
<tr>
<td colspan="2" width="344" height="21" bgcolor="#666666"><strong><span style="color: #ffffff;"> </span></strong><strong><span style="color: #ffffff;"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">Tam<br />
Kan Sayımı </span></span></span></strong></td>
</tr>
<tr>
<td width="171" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">(Complete<br />
Blood Count)</span></span></td>
<td width="163"></td>
</tr>
<tr>
<td width="171" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">Kırmızı<br />
kan hücreleri</span></span></td>
<td width="163"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">erkek:<br />
4.5-5 milyon/mm3</span></span></td>
</tr>
<tr>
<td width="171" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">Kırmızı<br />
kan hücreleri</span></span></td>
<td width="163"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">kadın:<br />
4-4.5 milyon/mm3</span></span></td>
</tr>
<tr>
<td width="171" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">Hemoglobin</span></span></td>
<td width="163"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">erkek:<br />
13-18 g/dl</span></span></td>
</tr>
<tr>
<td width="171" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">Hemoglobin</span></span></td>
<td width="163"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">kadın:<br />
12-16 g/dl</span></span></td>
</tr>
<tr>
<td width="171" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">Hematokrit</span></span></td>
<td width="163"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">erkek:<br />
%42-52</span></span></td>
</tr>
<tr>
<td width="171" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">Hematokrit</span></span></td>
<td width="163"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">kadın:<br />
%37-48</span></span></td>
</tr>
<tr>
<td width="171" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">Eritrosit<br />
sedimentasyonu</span></span></td>
<td width="163"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">erkek:<br />
1-13 mm/h</span></span></td>
</tr>
<tr>
<td width="171" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">Eritrosit<br />
sedimentasyonu</span></span></td>
<td width="163"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">kadın:<br />
1-20 mm/h</span></span></td>
</tr>
<tr>
<td width="171" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">Siderositler</span></span></td>
<td width="163"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">%0.1-1</span></span></td>
</tr>
<tr>
<td width="171" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">Retikülositler</span></span></td>
<td width="163"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">%5-20</span></span></td>
</tr>
<tr>
<td width="171" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">MCH</span></span></td>
<td width="163"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">27-32 µg</span></span></td>
</tr>
<tr>
<td width="171" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">MCHC</span></span></td>
<td width="163"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">%33-37</span></span></td>
</tr>
<tr>
<td width="171" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">MCV</span></span></td>
<td width="163"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">86-98<br />
µm3</span></span></td>
</tr>
<tr>
<td width="171" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">Beyaz<br />
kan hücreleri</span></span></td>
<td width="163"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">5,000-10,000/mm3</span></span></td>
</tr>
<tr>
<td width="171" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">Lenfositler</span></span></td>
<td width="163"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">%23-35</span></span></td>
</tr>
<tr>
<td width="171" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">Monositler</span></span></td>
<td width="163"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">%4-8</span></span></td>
</tr>
<tr>
<td width="171" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">Segmente<br />
Nötrofiller</span></span></td>
<td width="163"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">%55-65</span></span></td>
</tr>
<tr>
<td width="171" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">Band<br />
Nötrofiller</span></span></td>
<td width="163"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">%0-5</span></span></td>
</tr>
<tr>
<td width="171" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">Eozinofiller<br />
</span></span></td>
<td width="163"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">%0.5-4</span></span></td>
</tr>
<tr>
<td width="171" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">Bazofiller</span></span></td>
<td width="163"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">%0-2</span></span></td>
</tr>
<tr>
<td width="171" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">Trombositler</span></span></td>
<td width="163"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">150,000-400,000/mm3</span></span></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table border="1" cellspacing="0" cellpadding="5" width="378">
<col width="189"></col>
<col width="167"></col>
<tbody>
<tr>
<td colspan="2" width="366" height="21" bgcolor="#666666"><strong><span style="color: #ffffff;"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">Koagülogram<br />
</span></span></span></strong></td>
</tr>
<tr>
<td width="189" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">(Coagulogram)</span></span></td>
<td width="167"></td>
</tr>
<tr>
<td width="189" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">Kan<br />
pıhtılaşma zamanı</span></span></td>
<td width="167"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">6-8 dak<br />
(Lee-White)</span></span></td>
</tr>
<tr>
<td width="189" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">Kanama<br />
zamanı</span></span></td>
<td width="167"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">1-4 dak<br />
(Duke)</span></span></td>
</tr>
<tr>
<td width="189" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">Kanama<br />
zamanı</span></span></td>
<td width="167"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">3-9.5<br />
dak (Ivy)</span></span></td>
</tr>
<tr>
<td width="189" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">Protrombin<br />
zamanı</span></span></td>
<td width="167"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">12-14<br />
san (Quick)</span></span></td>
</tr>
<tr>
<td width="189" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">Protrombin<br />
zamanı</span></span></td>
<td width="167"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">%85-110</span></span></td>
</tr>
<tr>
<td width="189" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">Trombin<br />
zamanı</span></span></td>
<td width="167"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">Kontrol<br />
± 5 san</span></span></td>
</tr>
<tr>
<td width="189" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">Trombin<br />
zamanı</span></span></td>
<td width="167"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">15-20<br />
san</span></span></td>
</tr>
<tr>
<td width="189" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">Parsiyel<br />
tromboplastin zamanı</span></span></td>
<td width="167"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">25-38<br />
san (aktive edilmiş)</span></span></td>
</tr>
<tr>
<td width="189" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">Pıhtı<br />
retraksiyonu</span></span></td>
<td width="167"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">15-20<br />
dak (başlangıç)</span></span></td>
</tr>
<tr>
<td width="189" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">Pıhtı<br />
retraksiyonu</span></span></td>
<td width="167"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">6-24<br />
saat (son)</span></span></td>
</tr>
<tr>
<td width="189" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">Protrombin<br />
tüketimi</span></span></td>
<td width="167"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">1 saatte<br />
%80 </span></span></td>
</tr>
<tr>
<td width="189" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">Kapiller<br />
direnç</span></span></td>
<td width="167"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">10’dan<br />
daha az peteşi</span></span></td>
</tr>
<tr>
<td width="189" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">Antitrombin<br />
III</span></span></td>
<td width="167"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">20-24<br />
mg/dl</span></span></td>
</tr>
<tr>
<td width="189" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">FDP</span></span></td>
<td width="167"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">&lt; 10<br />
µg/ml</span></span></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table border="1" cellspacing="0" cellpadding="5" width="278">
<col width="125"></col>
<col width="131"></col>
<tbody>
<tr>
<td colspan="2" width="266" height="21" bgcolor="#666666"><strong><span style="color: #ffffff;"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">Protein<br />
Testleri </span></span></span></strong></td>
</tr>
<tr>
<td width="125" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">(Protein<br />
Test)</span></span></td>
<td width="131"></td>
</tr>
<tr>
<td width="125" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">Total<br />
protein</span></span></td>
<td width="131"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">6-8 g/dl</span></span></td>
</tr>
<tr>
<td width="125" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">Albumin</span></span></td>
<td width="131"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">3.5-5.5<br />
g/dl</span></span></td>
</tr>
<tr>
<td width="125" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">Globulin</span></span></td>
<td width="131"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">2-3 g/dl</span></span></td>
</tr>
<tr>
<td width="125" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">Elektroforez</span></span></td>
<td width="131"></td>
</tr>
<tr>
<td width="125" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">Albümin</span></span></td>
<td width="131"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">toplamın<br />
%45-55 ‘ i</span></span></td>
</tr>
<tr>
<td width="125" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">Globülin</span></span></td>
<td width="131"></td>
</tr>
<tr>
<td width="125" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">-Alpha 1</span></span></td>
<td width="131"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">%5-8</span></span></td>
</tr>
<tr>
<td width="125" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">-Alpha 2</span></span></td>
<td width="131"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">%8-13</span></span></td>
</tr>
<tr>
<td width="125" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">-Beta</span></span></td>
<td width="131"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">%11-17</span></span></td>
</tr>
<tr>
<td width="125" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">-Gamma</span></span></td>
<td width="131"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">%15-25</span></span></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table border="1" cellspacing="0" cellpadding="5" width="250">
<col width="117"></col>
<col width="111"></col>
<tbody>
<tr>
<td colspan="2" width="238" height="21" bgcolor="#666666"><strong><span style="color: #ffffff;"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">Lipid<br />
Test </span></span></span></strong></td>
</tr>
<tr>
<td width="117" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">(Lipid<br />
Test)</span></span></td>
<td width="111"></td>
</tr>
<tr>
<td width="117" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">Total<br />
Lipidler</span></span></td>
<td width="111"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">450-1,000<br />
mg/dl</span></span></td>
</tr>
<tr>
<td width="117" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">Lipoprotein</span></span></td>
<td width="111"></td>
</tr>
<tr>
<td width="117" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">-Pre-alfa</span></span></td>
<td width="111"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">&lt; 50<br />
mg/dl</span></span></td>
</tr>
<tr>
<td width="117" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">-Alfa</span></span></td>
<td width="111"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">120-240<br />
mg/dl</span></span></td>
</tr>
<tr>
<td width="117" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">-Pre-beta</span></span></td>
<td width="111"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">70-210<br />
mg/dl</span></span></td>
</tr>
<tr>
<td width="117" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">-Beta</span></span></td>
<td width="111"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">335-510<br />
mg/dl</span></span></td>
</tr>
<tr>
<td width="117" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">-Şilomikron</span></span></td>
<td width="111"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">0 mg/dl</span></span></td>
</tr>
<tr>
<td width="117" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">Total<br />
Kolesterol</span></span></td>
<td width="111"></td>
</tr>
<tr>
<td width="117" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">-arzulanan</span></span></td>
<td width="111"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">&lt; 200<br />
mg/dl</span></span></td>
</tr>
<tr>
<td width="117" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">-sınırda<br />
yüksek</span></span></td>
<td width="111"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">200-239<br />
mg/dl</span></span></td>
</tr>
<tr>
<td width="117" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">-yüksek</span></span></td>
<td width="111"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">&gt; 240<br />
mg/dl</span></span></td>
</tr>
<tr>
<td width="117" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">Kolesterol<br />
LDL</span></span></td>
<td width="111"></td>
</tr>
<tr>
<td width="117" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">-<br />
arzulanan</span></span></td>
<td width="111"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">&lt; 130<br />
mg/dl</span></span></td>
</tr>
<tr>
<td width="117" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">-<br />
sınırda yüksek</span></span></td>
<td width="111"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">130-160<br />
mg/dl</span></span></td>
</tr>
<tr>
<td width="117" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">- yüksek</span></span></td>
<td width="111"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">&gt; 160<br />
mg/dl</span></span></td>
</tr>
<tr>
<td width="117" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">Kolesterol<br />
HDL</span></span></td>
<td width="111"></td>
</tr>
<tr>
<td width="117" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">-kadın</span></span></td>
<td width="111"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">&gt; 55<br />
mg/dl</span></span></td>
</tr>
<tr>
<td width="117" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">-erkek</span></span></td>
<td width="111"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">&gt; 45<br />
mg/dl</span></span></td>
</tr>
<tr>
<td width="117" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">Trigliseridler</span></span></td>
<td width="111"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">40-170<br />
mg/dl</span></span></td>
</tr>
<tr>
<td width="117" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">Serum<br />
Görüntüsü.</span></span></td>
<td width="111"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">Berrak</span></span></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table border="1" cellspacing="0" cellpadding="5" width="434">
<col width="179"></col>
<col width="233"></col>
<tbody>
<tr bgcolor="#666666">
<td colspan="2" width="422" height="21"><strong><span style="color: #ffffff;"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">Kan<br />
Hormon Düzeyleri </span></span></span></strong></td>
</tr>
<tr>
<td width="179" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">(Blood<br />
Hormonal Levels)</span></span></td>
<td width="233"></td>
</tr>
<tr>
<td width="179" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">ACTH</span></span></td>
<td width="233"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">15-70<br />
pg/ml</span></span></td>
</tr>
<tr>
<td width="179" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">ADH</span></span></td>
<td width="233"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">2 ±<br />
0.9 ng/l</span></span></td>
</tr>
<tr>
<td width="179" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">Adrenalin</span></span></td>
<td width="233"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">97 ±<br />
93 pg/ml</span></span></td>
</tr>
<tr>
<td width="179" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">Aldosteron</span></span></td>
<td width="233"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">10.5 ±<br />
5.4 ng/dl</span></span></td>
</tr>
<tr>
<td width="179" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">Anjiyotensin<br />
II</span></span></td>
<td width="233"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">bazal &lt;<br />
25 pg/ml</span></span></td>
</tr>
<tr>
<td width="179" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">Kalsitonin</span></span></td>
<td width="233"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">0-28<br />
pg/ml</span></span></td>
</tr>
<tr>
<td width="179" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">Kortikosteron</span></span></td>
<td width="233"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">0.13-2.3<br />
µg/dl</span></span></td>
</tr>
<tr>
<td width="179" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">Kortizol</span></span></td>
<td width="233"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">sabah<br />
7-8saat…..9-25 µg/d</span></span></td>
</tr>
<tr>
<td width="179" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">Kortizol</span></span></td>
<td width="233"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">öğleden<br />
sonra 4-7saat…..3-12 µg/dl</span></span></td>
</tr>
<tr>
<td width="179" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">DHEA</span></span></td>
<td width="233"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">kadın:<br />
1.4-8 ng/ml</span></span></td>
</tr>
<tr>
<td width="179" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">DHEA</span></span></td>
<td width="233"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">erkek:<br />
0.5-5.5 ng/ml</span></span></td>
</tr>
<tr>
<td width="179" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">11-dezoksikortizol</span></span></td>
<td width="233"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">2-25<br />
µg/l</span></span></td>
</tr>
<tr>
<td width="179" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">DHT<br />
(dihidrotestosteron)</span></span></td>
<td width="233"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">kadın:<br />
0.03-0.17 ng/ml</span></span></td>
</tr>
<tr>
<td width="179" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">DHT<br />
(dihidrotestosteron)</span></span></td>
<td width="233"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">erkek:<br />
0.4-0.8 ng/ml</span></span></td>
</tr>
<tr>
<td width="179" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">DOCA</span></span></td>
<td width="233"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">4-12ng/ml</span></span></td>
</tr>
<tr>
<td width="179" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">Eritropoietin<br />
B</span></span></td>
<td width="233"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">&lt; 19<br />
mU/ml</span></span></td>
</tr>
<tr>
<td width="179" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">Östron</span></span></td>
<td width="233"></td>
</tr>
<tr>
<td width="179" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">kadın:</span></span></td>
<td width="233"></td>
</tr>
<tr>
<td width="179" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">-foliküler<br />
safha</span></span></td>
<td width="233"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">25-120<br />
pg/ml</span></span></td>
</tr>
<tr>
<td width="179" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">-luteal<br />
safha</span></span></td>
<td width="233"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">50-200<br />
pg/ml</span></span></td>
</tr>
<tr>
<td width="179" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">erkek:</span></span></td>
<td width="233"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">30 ±<br />
20 pg/ml</span></span></td>
</tr>
<tr>
<td width="179" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">17-beta-östradiol</span></span></td>
<td width="233"></td>
</tr>
<tr>
<td width="179" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">kadın:</span></span></td>
<td width="233"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">254 ±<br />
94 pg/ml</span></span></td>
</tr>
<tr>
<td width="179" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">erkek:</span></span></td>
<td width="233"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">&lt; 60<br />
pg/ml</span></span></td>
</tr>
<tr>
<td width="179" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">Gastrin</span></span></td>
<td width="233"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">&lt; 100<br />
pg/ml</span></span></td>
</tr>
<tr>
<td width="179" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">Glukagon</span></span></td>
<td width="233"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">150-250<br />
pg/ml</span></span></td>
</tr>
<tr>
<td width="179" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">Gonadotropin</span></span></td>
<td width="233"></td>
</tr>
<tr>
<td width="179" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">FSH</span></span></td>
<td width="233"></td>
</tr>
<tr>
<td width="179" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">kadın:</span></span></td>
<td width="233"></td>
</tr>
<tr>
<td width="179" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">-foliküler<br />
safha</span></span></td>
<td width="233"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">1.5-11<br />
mU/ml</span></span></td>
</tr>
<tr>
<td width="179" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">-ovülasyon<br />
safhası</span></span></td>
<td width="233"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">1.6-18<br />
mU/ml</span></span></td>
</tr>
<tr>
<td width="179" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">-luteal<br />
safha</span></span></td>
<td width="233"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">1.5-100<br />
mU/ml</span></span></td>
</tr>
<tr>
<td width="179" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">-menapoz<br />
sonrası</span></span></td>
<td width="233"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">50-100<br />
mU/ml</span></span></td>
</tr>
<tr>
<td width="179" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">erkek:</span></span></td>
<td width="233"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">3-18<br />
mU/ml</span></span></td>
</tr>
<tr>
<td width="179" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">İnsülin</span></span></td>
<td width="233"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">6-26<br />
µU/ml</span></span></td>
</tr>
<tr>
<td width="179" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">Noradrenalin</span></span></td>
<td width="233"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">253 ±<br />
114 pg/ml</span></span></td>
</tr>
<tr>
<td width="179" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">Parathormon</span></span></td>
<td width="233"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">&lt; 25<br />
pg/ml</span></span></td>
</tr>
<tr>
<td width="179" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">C-peptidi</span></span></td>
<td width="233"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">2.10 ±<br />
0.54 ng/ml</span></span></td>
</tr>
<tr>
<td width="179" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">PRL</span></span></td>
<td width="233"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">10.2 ±<br />
4.8 ng/ml</span></span></td>
</tr>
<tr>
<td width="179" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">Progesteron</span></span></td>
<td width="233"></td>
</tr>
<tr>
<td width="179" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">kadın:</span></span></td>
<td width="233"></td>
</tr>
<tr>
<td width="179" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">-<br />
foliküler safha</span></span></td>
<td width="233"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">0.2-0.6<br />
ng/ml</span></span></td>
</tr>
<tr>
<td width="179" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">-<br />
ovülasyon safhası</span></span></td>
<td width="233"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">0.5-3<br />
ng/ml</span></span></td>
</tr>
<tr>
<td width="179" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">- luteal<br />
safha</span></span></td>
<td width="233"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">6.5-32<br />
ng/ml</span></span></td>
</tr>
<tr>
<td width="179" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">-<br />
menopoz sonrası</span></span></td>
<td width="233"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">0.15-0.40<br />
ng/ml</span></span></td>
</tr>
<tr>
<td width="179" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">erkek:</span></span></td>
<td width="233"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">0.15-0.40<br />
ng/ml</span></span></td>
</tr>
<tr>
<td width="179" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">Renin</span></span></td>
<td width="233"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">1.1 ±<br />
0.9 ng/ml/h</span></span></td>
</tr>
<tr>
<td width="179" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">Somatomedin<br />
C</span></span></td>
<td width="233"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">0.4-2<br />
U/ml</span></span></td>
</tr>
<tr>
<td width="179" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">STH</span></span></td>
<td width="233"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">3.3 ±<br />
2.8 ng/ml</span></span></td>
</tr>
<tr>
<td width="179" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">Somatostatin</span></span></td>
<td width="233"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">67 ±<br />
29 pg/ml</span></span></td>
</tr>
<tr>
<td width="179" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">T3 total</span></span></td>
<td width="233"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">75-195<br />
ng/dl</span></span></td>
</tr>
<tr>
<td width="179" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">T3<br />
uptake</span></span></td>
<td width="233"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">%25-35</span></span></td>
</tr>
<tr>
<td width="179" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">T3<br />
bağlama kapasitesi</span></span></td>
<td width="233"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">toplamın<br />
%10 ± 0.04’ü</span></span></td>
</tr>
<tr>
<td width="179" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">T3<br />
serbest</span></span></td>
<td width="233"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">toplamın<br />
% 0.3’ü</span></span></td>
</tr>
<tr>
<td width="179" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">rT3</span></span></td>
<td width="233"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">13-53<br />
ng/ml</span></span></td>
</tr>
<tr>
<td width="179" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">T4</span></span></td>
<td width="233"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">4-11<br />
µg/dl</span></span></td>
</tr>
<tr>
<td width="179" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">T4<br />
serbest</span></span></td>
<td width="233"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">1-4<br />
ng/dl</span></span></td>
</tr>
<tr>
<td width="179" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">Testosteron</span></span></td>
<td width="233"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">kadın:<br />
0.3-1.10 ng/ml</span></span></td>
</tr>
<tr>
<td width="179" height="21"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">Testosteron</span></span></td>
<td width="233"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">erkek:<br />
4-11 ng/ml</span></span></td>
</tr>
<p>%</tbody>
</table>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ferahnefes.com/biyokimyasal-normal-degerler/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
